Advertisement
  1. Haberler
  2. İŞ DÜNYASI
  3. Ş. Şemsi Bayraktar: Çiftçiyi ayakta tutmak stratejik bir zorunluluktur

Ş. Şemsi Bayraktar: Çiftçiyi ayakta tutmak stratejik bir zorunluluktur

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İklim krizi, yükselen girdi maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarının üreticiyi üretimden uzaklaştırma riski taşıdığına dikkat çeken TZOB Genel Başkanı Ş. Şemsi Bayraktar, “Türkiye’nin geleceği için çiftçiyi ayakta tutmak stratejik bir zorunluluktur” dedi.

Türkiye tarımı; iklim değişikliğinin etkileri, artan üretim maliyetleri, su kaynakları üzerindeki baskı ve kırsaldan göç gibi çok boyutlu sorunlarla kritik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Gıda arz güvenliğinin korunması ve sürdürülebilir üretimin sağlanması için üreticinin desteklenmesi her zamankinden daha büyük önem taşırken, dijitalleşme ve modern tarım uygulamaları da sektörün geleceğini şekillendiriyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Ş. Şemsi Bayraktar, Business World Global’e yaptığı değerlendirmede, tarımın karşı karşıya olduğu yapısal sorunları, çözüm önerilerini ve Türkiye’nin tarımsal gelecek vizyonunu anlattı.

Tarım sektörü; iklim değişikliği, artan maliyetler, gıda güvenliği ve teknolojik dönüşüm gibi birçok dinamiğin etkisiyle yeni bir döneme giriyor. Bu çerçevede, Türkiye tarımının bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İklim değişikliğinden şüphesiz ki en çok etkilenen sektör tarım. İklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık ya da aşırı ve düzensiz yağışların etkisiyle meydana gelen sel ve taş-kınlar gibi iklim olaylarının sık ve şiddetli şekilde yaşanmaya başlaması tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor.

İklim değişikliğinin su kaynakları üzerine etkileri sonucu miktar ve kalite bakımından yeterli suya erişimin zorlaşacağı da bilinen bir gerçek. Ülke olarak kullandığımız suyun yüzde 77’sinin tarımda kullanılıyor olması gerçeği, çevreye ve iklime verilmesi gereken önemi gözler önüne seriyor. Ayrıca kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1301 metreküp civarında. Ülkemizin su zengini olmadığı gerçeğiyle, nüfus artışı, tarımda ve diğer alanlarda suyun bilinçsizce kullanımı gibi faktörlerin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde gelecek nesillere temiz ve yeterli suyun bırakabilmesi için doğal kaynaklarımızın korunması ve doğru kullanılmasının önemi göz ardı edilemez.

Stratejik meta haline gelen suda özellikle tarımsal sulamada tasarrufa gidilmeli; KOP, GAP ve DOKAP gibi projeler bir an önce tamamlanmalı. Aksi takdirde birçok üründe verim kaybı önümüzdeki yıllarda olası bir kuraklıkta kaçınılmaz son olacaktır.

 Tarımda dijitalleşme, yapay zekâ, hassas tarım uygulamaları ve akıllı teknolojiler giderek yaygınlaşıyor. Türk çiftçisi bu dönüşüme ne kadar hazır? Sizce hangi alanlarda daha fazla yatırım yapılması gerekiyor?

İklim değişikliğinin en önemli etkisinin su döngüsü üzerinde olacağı ve önümüzdeki yıllarda 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağını bilimsel çalışmalar ortaya koyuyor. Bu nedenle sınırlı üretim kaynaklarıyla maksimum verimi elde etmek zorundayız. Bu noktada dijital dönüşüm önem kazanıyor. Tarımın dijitalleşmesi yalnızca verimlilik artışı için değil; aynı zamanda kırsal kalkınmanın sağlanması ve tarım sektörünün rekabetçi bir konuma gelmesi için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Günümüzde traktörler ve biçerdöverler başta olmak üzere tarımsal mekanizasyon araçları artık birer “akıllı makine” halini aldı. Bunun yanında akıllı sulama sistemlerinden gübreleme sistemlerine, akıllı seralardan hayvancılık uygulamalarına kadar tarımda akıllı teknoloji gün geçtikçe gelişiyor. Örneğin uydudan verileri alan tarımsal mekanizasyon araçları santimetre doğruluğunda tarlayı işliyor. Arazi üzerindeki sensörler yardımıyla zirai ilaç ve gübre, sadece gerekli yerlere, gereken miktarlarda kullanılıyor. Yine hayvancılık işletmelerinde robot teknolojisi çiftliklere girmeye başladı.

Teknolojinin sunduğu bu imkânlara rağmen, ülkemizde yeni teknolojilerin benimsenme hızı istenilen seviyede değil. Bunun en temel nedeni üretici gelirlerinin kısıtlı olması. Her geçen yıl yaş ortalaması yükselen çiftçi profilimizi mutlaka dijital okuryazarlıkla güçlendirmeliyiz. Tarımda dijital dönüşüm, ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle doğru bir yol haritası ve sabır gerektiren bir mesele. Eğitim çalışmalarıyla çiftçilerimizin bilgilendirilmesi işin yalnızca ilk adımı. İkinci ve en önemli adım, çiftçilerin bu teknolojileri satın alabilmesi ve kullanabilmesi. Satın alma bedelleri yüksek olan yeni tarım teknolojilerine hibe ve teşviklerin artarak devam etmesi, bu teknolojilerin yaygınlaşmasına olanak sağlayacaktır.

Yüzyıllardır Anadolu’nun bereketli topraklarında üretmeye devam eden ve milyonları doyuran çiftçilerimizin kadim bilgisi, gelişen teknolojiyle buluşturulduğunda Türk tarımı daha güçlü bir konuma gelecektir.

 “ÜRETİCİLERİN FAİZ İNDİRİMLİ KREDİLERE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILMALI”

Artan girdi maliyetleri ve finansmana erişim sorunları üreticilerin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için hangi yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Son yıllarda Türkiye’deki girdi fiyatları hem piyasa koşulları sebebiyle hem de İran-İsrail savaşıyla birlikte önemli bir sevkiyat yolu olan Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması sebebiyle arttı. Bu da çiftçilerin gübre başta olmak üzere diğer tarımsal girdilere olan erişimini zorlaştırdı. Birliğimizin yaptığı çalışmaya göre savaş sebebiyle gübre fiyatları yüzde 26’ya varan oranda, mazot fiyatları ise yüzde 22 oranında arttı.

Türkiye, gübre ve mazot ham maddelerinde yaklaşık olarak yüzde 90 oranında dışa bağımlı. Bu sebeple gübre ve mazot fiyatları hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de dolar kuruna bağlı olarak değişiyor. İran-İsrail savaşının ardından Türkiye’deki çiftçilerin gübre ve mazota erişimini kolaylaştıracak birtakım önlemler alınsa da yeterli olmadı. Dolayısıyla bu gibi kriz anlarında tarımsal üretimin sürdürülebilirliği adına politika yapıcılar fiyatlar konusunda daha net tedbirler almalı, üreticiler artan maliyetler karşısında korunmalı.

Finansmana erişim konusu da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından önemli. Üreticilerin en önemli finansmanı Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından verilen faiz indirimli kredilerdir. Üreticilerin bu faiz indirimli kredilere erişimi kolaylaştırılmalı.

Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve kırsaldan göç, sektörün geleceği açısından önemli bir risk oluşturuyor. Tarımın gençler için daha cazip bir sektör haline gelmesi adına neler yapılmalı?

Gençlerin tarım sektörüne yönelmesini sağlamak amacıyla arazi ediniminin kolaylaştırılması, düşük faizli kredi ve hibe programlarının artırılması büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra modern tarım teknikleri ve girişimcilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması, gençlerin sektöre daha donanımlı şekilde katılımını sağlayacaktır. Tarımı gençler için daha cazip hale getirecek kapsamlı bir “Genç Çiftçi Programı”nın hayata geçirilmesi de kırsal nüfusun sürdürülebilirliği açısından öncelikli bir politika olmalı.

Türkiye tarımı, yalnızca tarım nüfusunun yaşlanmasından kaynaklanan sorunlarla değil; aynı zamanda giderek derinleşen ekonomik darboğazlarla da karşı karşıya. Çiftçilerimiz artan girdi maliyetleri, yüksek kredi yükü, yetersiz destek ödemeleri ve doğal afetlerin yol açtığı kayıplar nedeniyle üretimden uzaklaşma tehlikesi yaşıyor. Çiftçinin üzerindeki ekonomik yük hafifletilmediği takdirde tarımdan kopuş hızlanacak, bunun sonucunda gıda arz güvenliği, kırsal refah ve sosyal denge ciddi risklerle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle çiftçinin gelir güvencesinin sağlanması, tarımsal desteklerin zamanında ve yeterli düzeyde ödenmesi, banka ve kredi yükünün hafifletilmesi, afetlerden etkilenen çiftçilere kapsamlı tazminat desteği verilmesi ve üretim maliyetleriyle ürün fiyatları arasında adil bir dengenin kurulması büyük önem taşıyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bir kez daha vurguluyoruz ki, Türkiye’nin geleceği için çiftçiyi ayakta tutmak stratejik bir zorunluluktur. Güvenceli üretici olmadan güvenli gıdadan söz etmek mümkün değildir.

“MODERN SULAMA SİSTEMLERİNİN TESİSİ İÇİN DESTEK SAĞLANMALI”

Su kaynaklarının verimli kullanımı, tarımsal üretimin geleceği açısından kritik öneme sahip. Su yönetimi ve modern sulama sistemleri konusunda atılması gereken en önemli adımlar sizce nelerdir?

Ülkemizde yapılan tarımsal sulamada, sulama oranı ve sulama randı-manı yetersiz. 1970’lerden kalma kanalet yapılar bir hayli fazla. Bu durum maliyetleri artırarak su israfına neden oluyor. Acilen eski ve atıl vaziyette olan bu yapıların yenilenmesi gerekir. Hükümet Programı’nda Devlet Su İşleri sulamalarında yüzde 68 olan sulama oranının yüzde 72’ye, yüzde 51 olan sulama randımanının yüzde 56’ya çıkarılacağı öngörülüyor. Bu oranlar suyun tasarruflu kullanılması için yeterli değil. Yatırımlar ivedi olarak daha da artırılmalı. Bu oranın artırılması suyumuzun gelecek nesillere aktarılması için olmazsa olmazdır.

Bitkide verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya neden olan vahşi sulama yöntemlerini en kısa sürede terk etmeliyiz. Bu tür sulama yöntemi sulama maliyetini artırıyor, buna karşılık verimi beklenen oranda artırmıyor. Arazilerin çok parçalı ve dağınık olması, parsel büyüklüklerinin yeterli olmaması sulama açısından da önemli bir sorun oluşturuyor. Ülkemizde toplulaştırma çalışmaları ve sulama yatırımları birlikte yürütülmek zorunda. Tarla içi modern sulama sistemlerini kullanmak ve tesis etmek görevi üreticilerimizdedir. Ancak artan maliyetler çiftçinin modern sulama sistemlerine geçişini zorlaştırıyor. Bunun için çiftçilerimize verilen teşvik ve krediler daha da artırılmalı. Hatta imkânlar dâhilinde üreticilere modern sulama sistemlerinin tesisi için desteklerin ve kredilerin yüzde 100’ü hibe şeklinde verilmesi sağlanmalı

Ş. Şemsi Bayraktar: Çiftçiyi ayakta tutmak stratejik bir zorunluluktur
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!