Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Outlet gören gariban Türklerden misiniz?

Outlet gören gariban Türklerden misiniz?

umutcelik
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir ülkenin ekonomisini anlamak için bazen Merkez Bankası raporlarını, enflasyon tablolarını ya da televizyon ekranlarında saatlerce konuşan ekonomistleri dinlemeye gerek yok. Havalimanına gidin. Gidişte sırtında boş valiz olan, dönüşte fermuarı zor kapanan insanlara bakın. Bugünün ekonomik özeti orada duruyor.

Çünkü bu ülkede artık insanlar gezi planı yapmıyor, alışveriş operasyonu planlıyor. Londra’ya giden önce Oxford Street’i araştırıyor, New York’a giden outlet listesini çıkarıyor, Dubai’ye inen elektronik mağazalarının açılış saatini ezbere biliyor. Müze ikinci planda, mağaza birinci sırada. Kimse keyfinden yapmıyor bunu. Mecbur kaldığı için yapıyor.

En acı tarafı ne biliyor musunuz?

O telefonu alacak parayı Türkiye’de kazanıyorsun.

O ayakkabıyı alacak maaşı Türkiye’de alıyorsun.

Vergiyi Türkiye’de ödüyorsun.

Ama aynı ürünü kendi ülkende alamıyorsun.

Sonra uçağa biniyorsun, pasaport kontrolünden geçiyorsun ve sanki görünmez bir indirim kapısı açılıyor. Aynı marka, aynı model, aynı kutu… Bir anda binlerce lira ucuzluyor.

Bu normal değil.

Bir spor ayakkabısı düşünün. Aynı fabrikadan çıkıyor. Aynı barkod. Aynı kalite. Aynı kutu. Türkiye’ye gelene kadar her şey aynı. Sonra bizim sınırdan içeri giriyor, sanki altın tozu serpilmiş gibi fiyatı uçuyor.

İnsan ister istemez soruyor: Bu ürün mü değişti, yoksa biz mi dünyanın en pahalı müşterisi olduk?

Eskiden yurt dışına gidenlerden çikolata isterdik.

Şimdi “iPhone getir”, “parfüm getir”, “spor ayakkabı getir”, “gözlük getir”, “çocuk bezi getir”, “vitamin getir” diye liste uzuyor.

Yakında biri “Dönerken iki kilo ekonomik akıl da getir.” dese kimse garipsemez.

İşin komik tarafı şu; artık bir ürünü Türkiye’den almak yerine yurt dışından almak bazen o kadar avantajlı ki, insanlar uçak biletini bile maliyet hesabına katıyor. Birkaç parça alışveriş yapınca bilet parası çıkıyor diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Düşünün…

Uçak yolculuğu yapıyorsunuz.

Pasaport kullanıyorsunuz.

Saatlerce havada kalıyorsunuz.

Otelde kalıyorsunuz belki.

Yine de aynı ürünü Türkiye’den almaktan ucuza getiriyorsunuz.

Bunun adı fırsat değil.

Bunun adı sistemin vatandaşına verdiği yanlış fiyat sinyalidir.

Sonra dönüp insanlara “Neden yurt dışından alıyorsunuz?” diye kızıyoruz.

Asıl soru şu olmalı:

Vatandaş neden kendi ülkesindeki mağazaya güvenle girip gönül rahatlığıyla alışveriş yapamıyor?

Kimse sırf havaalanında valiz sürüklemeyi sevdiği için bunu yapmıyor.

Kimse üç saat uçmayı hobi olarak seçmiyor.

Kimse gümrük limiti hesaplamaktan keyif almıyor.

İnsanlar cebini korumaya çalışıyor.

Çünkü ay sonunu getirmek, artık indirim kovalamaktan değil; ülke değiştirmekten geçiyor.

Üstelik bu durum sadece tüketiciyi değil, içerideki esnafı da vuruyor. İnsan alışverişini yurt dışında yaptıkça Türkiye’deki mağaza müşteri kaybediyor. Müşteri azaldıkça maliyet yükseliyor. Maliyet yükseldikçe fiyat artıyor. Fiyat arttıkça daha fazla insan bavulunu doldurup dönüyor. Kendi kendini besleyen saçma bir döngü oluşuyor.

Elbette bütün yükü tek bir sebebe bağlamak doğru olmaz. Vergiler, kur, ithalat maliyetleri, dağıtım zinciri ve şirketlerin fiyat politikaları bu tablonun parçaları. Ama vatandaş sonuçla ilgileniyor. O da kasaya geldiğinde cebinden çıkan paraya bakıyor.

İşte can acıtan nokta tam burada.

Aynı markanın en pahalı müşterisi kendi ülkesindeki vatandaş oluyorsa, burada dönüp uzun uzun “algı” konuşmanın bir anlamı kalmıyor.

Bir de işin vergi iadesi kısmı var. Türkiye’de alışveriş yapınca kasada KDV’yi ödüyorsunuz, yurt dışında alışveriş yapınca havaalanında o verginin bir kısmını geri alıyorsunuz. Yani kendi ülkenizde vergi ödeyerek pahalı alışveriş yapıyorsunuz, başka bir ülkede ise “Teşekkür ederiz.” denilerek paranızın bir bölümü size iade ediliyor. İnsanın aklına şu soru geliyor: Ben turist olduğum ülkede daha değerliyim de, kendi ülkemde neden değilim?

Yetmiyor, mağazalar bir de turistlere özel indirim kampanyaları yapıyor. Üstüne sezon indirimi geliyor, outlet indirimi geliyor, vergi iadesi ekleniyor. Kasaya geldiğinizde görevli bir de gülümseyerek “Tax Free?” diye soruyor. Türkiye’de ise kasaya yaklaşırken insanın tek duası, etiketle kasa fiyatının aynı çıkması oluyor.

İnsanları cezbeden sadece döviz kuru ya da tek başına fiyat farkı değil; üzerine eklenen indirimler ve vergi iadeleriyle oluşan psikolojik fark. Vatandaş kendi ülkesinde “Nasıl daha ucuza alırım?” diye düşünürken, yurt dışında mağazalar adeta “Sen yeter ki gel.” diyor. Aynı tüketiciye iki farklı muamele yapılınca, bavulların neden dönüşte dolu geldiğini anlamak da zor olmuyor.

Outlet gören gariban Türklerden misiniz?

Outlet gören gariban Türklerden misiniz?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!