Londra gayrimenkul piyasasında Türk yatırımcıların ağırlığı artarken, tercih edilen bölgeler de değişiyor. Geleneksel olarak Mayfair ve Knightsbridge’e yönelen Türk sermayesinde genç kuşak yatırımcıların rotası artık South Bank, Nine Elms ve King’s Cross gibi dönüşüm bölgelerine çevriliyor. Thames kıyısında yükselen SEVEN ise bu yeni yatırım eğiliminin dikkat çeken projelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Londra, küresel gayrimenkul yatırımcıları açısından cazibesini korurken, Türkiye’den gelen talep şehirdeki yeni konut piyasasında giderek daha görünür hale geliyor. Türk yatırımcıların yalnızca Londra’ya ilgisi artmıyor; sermayenin şehir içinde yöneldiği bölgeler de yeniden şekilleniyor.
Bu değişimin son örneklerinden biri, Londra’nın kültür ve sanat merkezlerinden South Bank’ta hayata geçirilen SEVEN projesi. Thames Nehri kıyısındaki konumu, ulaşım olanakları ve Londra’nın simge yapılarına hakim manzarasıyla dikkat çeken proje, 1 milyar sterlin değerindeki Southbank Place dönüşümünün son konut binası olma özelliğini taşıyor.
Qatari Diar ile Canary Wharf Group’un ortak girişimi Braeburn Estates tarafından geliştirilen SEVEN, aynı zamanda Londra’nın en önemli kentsel dönüşüm alanlarından birinin tamamlayıcı halkası olarak konumlanıyor.
Türklerin Londra’daki payı yükseliyor
Londra’daki yeni konut piyasasına ilişkin veriler, Türk yatırımcıların artan ağırlığını ortaya koyuyor. Savills’in yurt dışı ağına ilişkin verilere göre Türk alıcılar, 2025 yılında şirketin uluslararası ekipleri aracılığıyla gerçekleştirilen Londra’daki yeni konut satışlarının yüzde 19,5’ini oluşturdu.
Bir önceki yıla göre kayda değer artış gösteren bu oran, Türkiye’yi Londra konut piyasasının aktif uluslararası pazarlarından biri haline getiriyor.
Türk yatırımcı açısından Londra’nın cazibesini artıran başlıklardan biri de uzun vadeli değer artışı. Verilere göre Londra’daki gayrimenkul değerleri 2005’ten bu yana sterlin bazında yüzde 117 yükselirken, Türk Lirası bazındaki artış yüzde 5.000’i aşmış durumda.
Prime Londra’da Türk alıcıların ortalama yatırım tutarı yaklaşık 1 milyon sterlin seviyesinde bulunuyor. Tercihlerde ise iki yatak odalı konutlar öne çıkıyor. Bu konutlar kimi yatırımcılar tarafından doğrudan yatırım amacıyla alınırken, özellikle Londra’da eğitim gören çocukları bulunan Türk aileler açısından farklı bir model dikkat çekiyor. Eğitim süresince konut olarak kullanılan gayrimenkuller, daha sonra sterlin bazında kira getirisi sağlayan yatırım araçlarına dönüştürülebiliyor.
Mayfair’den South Bank’a yeni yatırım rotası
Türk yatırımcının Londra’daki değişen profilini yalnızca satış rakamları değil, tercih edilen semtler de ortaya koyuyor.
JLL Residential Türkiye Pazarından Sorumlu Yasemin Öztürk, geleneksel servet sahiplerinin Knightsbridge ve Mayfair gibi köklü bölgelere ilgisinin devam ettiğini, buna karşılık daha genç Türk yatırımcıların farklı bir rota izlediğini belirtiyor.
Öztürk, “Son yıllarda yaşanan en büyük değişim Türk sermayesinin Londra’da hangi bölgelere yöneldiğinde görülüyor. Yerleşik ve geleneksel servet sahipleri hâlâ Knightsbridge ve Mayfair’e yönelirken, daha genç nesil Türk alıcılar Southbank, Nine Elms ve King’s Cross gibi kentsel dönüşüm odaklı bölgeleri tercih ediyor. Bu bölgelerdeki büyüme hikâyesini, dünya standartlarındaki olanakları ve metrekare başına daha avantajlı değeri görüyorlar. Bunlar Londra’nın geçmişine değil, geleceğine yatırım yapan alıcılar” değerlendirmesinde bulunuyor.
Bu değişim, Londra gayrimenkul piyasasında Türk yatırımcının yalnızca “prestijli adres” arayışından uzaklaşarak, gelecekte değer kazanma potansiyeli taşıyan yeni şehir merkezlerine yöneldiğine işaret ediyor.
South Bank’ta son halka: SEVEN
Türk yatırımcıların radarına giren yeni bölgelerden South Bank’ın öne çıkan projelerinden SEVEN, Southbank Place’in satışa sunulan son binası.
Stanton Williams Architects tarafından tasarlanan yapı, bölgenin simge yapıları Royal Festival Hall ve Southbank Centre’ın brutalist mimari karakterini çağdaş bir anlayışla yorumluyor.
Toplam 92 daire ve penthouse’dan oluşan projede bir yatak odalı konutların fiyatları 1,7 milyon sterlinden başlıyor. Özel tasarlanan dört yatak odalı penthouse ise 20 milyon sterlin bedelle satışa sunuldu. Yılın ilerleyen dönemlerinde üç penthouse’un daha piyasaya çıkarılması planlanıyor.
Projenin en güçlü özelliklerinden biri kuşkusuz konumu. Dairelerin önemli bir bölümü Thames Nehri’ne yönelirken, yerden tavana uzanan pencereler ve geniş balkonlar London Eye, Parlamento Binası ve Big Ben gibi Londra’nın sembol yapılarına uzanan panoramik bir manzara sunuyor.
İç mimarisi ödüllü tasarım stüdyosu Albion Nord tarafından şekillendirilen SEVEN, konutun ötesinde kapsamlı bir yaşam alanı anlayışıyla tasarlandı.
Projede yaşayanlar, Southbank Place bünyesindeki yaklaşık 17 bin metrekarelik özel sağlık kulübünden yararlanabiliyor. Tesiste 25 metrelik yüzme havuzundan spor salonlarına, egzersiz stüdyolarından sauna ve buhar odalarına, terapi alanlarından güzellik ve bakım hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede olanak sunuluyor.
Londra’nın kültür merkezinin ortasında
SEVEN’ın yatırım hikâyesini güçlendiren bir diğer unsur ise South Bank’ın kültürel kimliği.
1951 Britanya Festivali’ne ev sahipliği yapan bölgede yükselen Southbank Place; Royal Festival Hall, Southbank Centre, National Theatre ve The Old Vic gibi Londra’nın önde gelen kültür-sanat kurumlarının hemen yakınında bulunuyor.
Projenin Waterloo İstasyonu ile Jubilee, Northern ve Bakerloo metro hatlarına doğrudan bağlantı sağlaması da bölgeyi hem Londra’da yaşayanlar hem de uluslararası yatırımcılar açısından güçlü bir ulaşım merkezine dönüştürüyor.
King’s College London ve University College London gibi önemli eğitim kurumlarına erişim kolaylığı ise özellikle çocuklarının eğitimi nedeniyle Londra’da gayrimenkul satın alan Türk aileler açısından projeye ayrı bir avantaj kazandırıyor.
Londra’nın geçmişinden çok geleceğine yatırım
Türk yatırımcıların Londra gayrimenkul piyasasındaki artan ağırlığı, yalnızca yüksek gelir grubunun yurt dışında konut edinme eğilimi olarak değerlendirilmiyor. Yeni tablo, yatırım davranışındaki değişimi de ortaya koyuyor.
Mayfair ve Knightsbridge gibi geleneksel “Prime London” adresleri önemini korurken, South Bank gibi dönüşüm bölgeleri yeni nesil yatırımcıların ilgisini çekiyor. Ulaşım altyapısı, eğitim kurumlarına yakınlık, kültürel yaşam ve uzun vadeli değer artışı potansiyeli bu tercihte belirleyici hale geliyor.
SEVEN da tam bu noktada Londra gayrimenkul piyasasındaki yeni hikâyenin bir parçası olarak öne çıkıyor: Thames kıyısında prestijli bir konuttan çok, şehrin dönüşen yüzüne yapılan yüksek değerli bir yatırım.



