Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü
Türkiye’de üretim konuşulurken artık yalnızca kapasite, ihracat ya da istihdamdan söz etmek yetmiyor. Yeni dönemin en kritik başlıklarından biri dijital dönüşüm. Çünkü üretimde rekabet gücünü belirleyen temel unsur artık sadece ne kadar ürettiğiniz değil, ne kadar verimli, entegre ve akıllı üretim yapabildiğiniz. İşte tam da bu noktada Yapı Kredi ile MEXT iş birliğinde hayata geçirilen “Üretimde Dijital Dönüşüm Programı”, sanayi dünyasında dikkat çeken yeni adımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Program kapsamında Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan ile İstanbul Ataşehir’deki MEXT Teknoloji Merkezi’nde bir araya geldik. Masadaki ortak görüş ise oldukça netti: Türkiye’nin üretim gücünü sürdürülebilir şekilde büyütebilmesi için dijital dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiş durumda.
Programın temel amacı, imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaların dijital dönüşüm süreçlerini sadece finansman tarafında değil, uçtan uca bir ekosistem yaklaşımıyla desteklemek. Çünkü bugün birçok KOBİ ya da üretici firma dijital dönüşüm ihtiyacının farkında olsa bile, çoğu zaman nereden başlayacağını, hangi yatırımı önce yapacağını ya da bu dönüşümü nasıl finanse edeceğini bilemiyor. Yeni program tam olarak bu boşluğu doldurmayı hedefliyor.
Sistemin ilk aşamasında firmaların mevcut dijital olgunluk seviyeleri analiz edilecek. Bu analizler MEXT danışmanlığında gerçekleştirilecek ve ardından şirketlere özel dijital dönüşüm yol haritaları hazırlanacak. Üretim yazılımlarından otomasyon sistemlerine, elektronik cihaz yatırımlarından üretim makinelerine kadar geniş bir yatırım alanı finansman kapsamına alınabilecek.
Üstelik sadece kredi desteği değil; KGF teminat mekanizmaları, uygun vadeli ödeme seçenekleri ve KOSGEB süreç yönetimi gibi tamamlayıcı unsurlar da sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Cahit Erdoğan’ın verdiği mesajlar dikkat çekiciydi. Erdoğan, Türkiye’de yaklaşık 300 bin imalatçı firmanın ekonominin üretim omurgasını oluşturduğunu vurgularken, sektörün toplam istihdamın yaklaşık dörtte birini sağladığını hatırlattı. Ancak asıl önemli vurgu verimlilik tarafında geldi. Erdoğan’a göre Türkiye’nin üretim kapasitesi güçlü olsa da verimlilik tarafında hâlâ ciddi bir gelişim alanı bulunuyor ve dijital dönüşüm bu potansiyeli açığa çıkaracak en önemli araçlardan biri.
Erdoğan sohbet sırasında, “Dijital dönüşüm yalnızca teknolojik bir değişim değil; aynı zamanda verimlilik, rekabet gücü ve sürdürülebilir büyüme açısından doğrudan finansal sonuç üreten stratejik bir yatırım alanı” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle üreticilerle uzun vadeli bir yol arkadaşlığı kurmayı önemsediklerini söyleyen Erdoğan, güçlü uluslararası kaynak yapıları ve sektör uzmanlıklarıyla üreticilerin yanında konumlandıklarını ifade etti.
Bugün her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu programın yalnızca firmalara değil, ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlayacağını düşünüyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, maliyetlerin yükseldiği ve küresel rekabetin sertleştiği bir dönemde, üreticinin dönüşüm yatırımını ertelemeden sürdürebilmesi büyük önem taşıyor.
Erdoğan’a göre dijital dönüşümün sürdürülebilir bir etki yaratabilmesi için yalnızca teknoloji yatırımlarının yeterli olmadığını, güçlü bir iş birliği kültürünün de gerekli olduğunu söyledi. Cahit Bey sanayide dönüşüm ancak kamu, finans ve teknoloji ekosisteminin ortak hareket etmesiyle hız kazanabileceğini aktardı.
Erdoğan, özellikle KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunda ihtiyaç duyduğu teknoloji sağlayıcılarına erişimin kolaylaştırılmasının kritik olduğunu belirtti. Program kapsamında firmalara Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacağını ve ihtiyaçlara özel yol haritaları oluşturulacağını söyleyen Cahit Erdoğan, aynı zamanda EBRD ve KOSGEB iş birliğiyle yürütülen KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı başvurularında da firmalara rehberlik edeceklerini ifade etti.
Bugün sanayi artık yalnızca üretim yapmakla değil; veriyi yönetmekle, süreçleri optimize etmekle ve değişime hızla adapte olmakla şekilleniyor. Bu nedenle dijital dönüşüm yatırımları ertelenebilir yatırımlar olmaktan çıktı. Rekabetin devamı için zorunlu yatırımlar hâline geldi.
Görünen o ki önümüzdeki dönemde finans, teknoloji ve sanayiyi aynı masada buluşturan iş birliklerini daha sık konuşacağız. Çünkü yeni nesil üretim modeli artık sadece fabrika içinde değil; veri, yazılım, finansman ve strateji ekseninde şekilleniyor.Bugün enerji sektöründe konuşulan mesele yalnızca regülasyona uyum değil. Asıl mesele, kriz anında sistemi ayakta tutabilecek dayanıklılığı inşa edebilmek. Çünkü artık dijital dünyada enerjiyi korumak, ülkenin güvenliğini korumak anlamına geliyor.




