Dünyanın önde gelen bağımsız iletişim ajansı ağlarından biri olan Public Relations Global Network (PRGN), iletişim kanallarındaki dönüşümün marka etkisi ve itibar yönetimi üzerindeki yansımalarını ortaya koyduğu araştırmasını yayımladı. Araştırma, marka etkisinin kurumlar için önemini koruduğunu; artan iletişim kanalı çeşitliliğinin ise kurumların görünürlük, itibar ve etki yönetimi süreçlerini yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor.
Public Relations Global Network (PRGN) üyesi Aristo İletişim, 48 ülkeden iş dünyası, pazarlama ve iletişim profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirilen küresel araştırmanın sonuçlarını açıkladı. PRGN tarafından yaptırılan ve Researchscape International tarafından gerçekleştirilen araştırma; yapay zekâ, artan iletişim kanalları ve genişleyen paydaş yapısının kurumların marka etkisini nasıl dönüştürdüğünü ve bu değişime yanıt olarak stratejilerini nasıl yeniden şekillendirdiklerini ortaya koydu.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 90’ı marka etkisini kurumsal başarının “son derece” veya “çok” önemli bir unsuru olarak görüyor. Katılımcıların yüzde 70’i ise marka etkisinin öneminin önümüzdeki üç ila beş yıl içinde daha da artacağını öngörüyor. Sonuçlar, kurumların marka etkisini yönetme biçimlerinde gelişim alanları bulunduğunu da gösteriyor. Katılımcıların yüzde 17’si kurumlarının yaklaşımını beklentilerin üzerinde ya da mükemmel olarak değerlendirirken, yüzde 41’i mevcut yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Markalar için yeni rekabet alanı: Güven ve özgünlük
“Kuruluşlar daha fazla kanal, daha fazla hedef kitle ve hızla değişen beklentilerle karşı karşıya kaldıkça marka etkisini yönetmek giderek daha karmaşık hale geliyor” diyen Aristo İletişim Ajans Başkanı Çınar Ergin, yapay zekânın içerik üretim süreçlerini dönüştürdüğünü ancak strateji, tutarlılık ve insan odaklı yaklaşımın önemini ortadan kaldırmadığını belirtti. Ergin; “İçerik üretiminin hız kazandığı bu dönemde asıl zorluk; kalabalıklaşan iletişim ortamında güveni, özgünlüğü ve marka bütünlüğünü koruyabilmek. Araştırma bulguları da kurumların iletişim stratejilerini ve başarı ölçüm yöntemlerini artık çok daha sistematik şekilde ele alması gerektiğini gösteriyor” dedi.



