Türkiye’nin 2028 yılında 375 milyar dolarlık ihracat hedefinin itici gücü olan lojistik sektörü, 200 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ve 78 milyar dolarlık hizmet ihracatı vizyonuyla vites yükseltiyor. Sektör, Orta Koridor’dan Kalkınma Yolu’na uzanan stratejik hatlar, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları sayesinde Türkiye’yi küresel ticaretin merkezine taşıyor.
Jeopolitik risklerin arttığı, ticaret savaşlarının kızıştığı ve küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye; coğrafi avantajı, hızlanan altyapı yatırımları, dijital ve yeşil dönüşüm hamleleriyle lojistikte bölgesel bir oyuncu olmanın ötesine geçerek küresel üs olmayı hedefliyor. Bugün 100-110 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörü, artık yalnızca ticareti taşıyan değil, ekonominin yönünü belirleyen stratejik bir konumda bulunuyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) verilerine göre sektör, toplam hizmet ihracatının yaklaşık yüzde 35’ini oluşturuyor. 2024 yılında 38,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen lojistik hizmet ihracatının, 2025’te 48 milyar dolar olması, 2028’de ise 78 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Dünya Bankası’nın 2023 Lojistik Performans Endeksi’ne (LPI) göre Türkiye 38’inci sırada yer alırken, endekste sağlanacak her yüzde 1’lik artış ihracatta yüzde 0,77 büyüme anlamına geliyor. TİM verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılında 273,4 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatının 2028’de 375 milyar dolara ulaşması hedefinin gerçekleşmesi, güçlü, hızlı ve sürdürülebilir bir lojistik altyapıyı zorunlu kılıyor.
DÜNYA TİCARETİNİN ÜÇTE BİRİNİ TEMSİL EDİYOR
Küresel ölçekte lojistik ve taşımacılık sektörü, 2024 itibarıyla 10,9 trilyon dolarlık hacme ulaşarak dünya ticaretinin yaklaşık üçte birini temsil ediyor. Sektörün 2025 yılı hacminin ise 11,3 trilyon dolara ulaştığı öngörülüyor. Bu tablo, lojistiğin artık tamamlayıcı değil, doğrudan rekabet belirleyici bir unsur olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında bulunan Türkiye’den dört saatlik uçuş mesafesi ile 1,4 milyar nüfus ve 8,6 trilyon dolarlık pazara erişilebilmesi, Türkiye’nin stratejik lojistik merkezi olma hedefini destekliyor. Orta Koridor, Asya-Avrupa ticaretinde güvenli ve hızlı bir alternatif olarak öne çıkarken; Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi’nden Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret omurgası oluşturuyor. Bu iki stratejik hat, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünü daha da güçlendiriyor.
KAMU YATIRIMLARI VE ALTYAPI HAMLESİ
Kamu tarafında da bu dönüşümü destekleyen güçlü bir yatırım ivmesi dikkat çekiyor. 2026 yılı bütçesinde ulaştırma ve lojistik programlarına ayrılan 778,5 milyar TL, özellikle demiryolu yatırımlarına yönlendiriliyor. Uzmanlara göre demiryolu ağırlıklı taşımacılık, intermodal çözümler, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm; Türkiye’nin lojistik performansını yukarı taşıyacak temel başlıklar arasında yer alıyor.
DENİZYOLU AÇIK ARA LİDER, DEMİRYOLUNUN PAYI DÜŞÜK
Mevcut durumda sektörün dağılımına bakıldığında ise 2025 yılı Ocak-Kasım verilerine göre Türkiye dış ticaretinde denizyolu açık ara lider konumda bulunuyor. Değer bazında dış ticaretin yüzde 58,93’ü denizyolu ile gerçekleştirilirken, karayolu yüzde 26,43, havayolu yüzde 13,75, demiryolu ise yüzde 0,89 pay alıyor. Ağırlık bazında bakıldığında denizyolunun payı yüzde 87,51 seviyesine çıkıyor. Bu tablo, denizyolunun hacimli ve düşük birim değerli yüklerin vazgeçilmez taşıma modu olduğunu gösteriyor. Havayolu ise düşük ağırlıkla yüksek değer taşıyan yüklerde stratejik bir rol üstleniyor. Demiryolunun hem değer hem ağırlık bazında düşük payı, bu alandaki büyük potansiyele rağmen henüz yeterince devreye alınamadığını ortaya koyuyor.
SEKTÖRÜN ROTASI: AKILLI VE YEŞİL LOJİSTİK
Lojistik sektörünün rotası, dijital, yeşil ve akıllı lojistik ekseninde ilerliyor. IoT tabanlı filo yönetimi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu ve blokzincir çözümleri, operasyonel verimliliği artırırken maliyetleri düşürüyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında karbon nötr hedefleri ise elektrikli araçlar, düşük emisyonlu filolar ve intermodal taşımacılığı ön plana çıkarıyor. Türkiye’nin 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 41 azaltma hedefi, lojistik sektörünü yeşil dönüşümün kilit aktörlerinden biri hâline getiriyor.
SEKTÖRDE ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR
● Yapay zekâ ile rota optimizasyonu
● IoT tabanlı filo ve yük takibi
● Blokzincir ile uçtan uca izlenebilirlik
● Dijital gümrük ve belge süreçleri
● Karbon ayak izi hesaplama sistemleri
● Elektrikli ve düşük emisyonlu araçlar
● Demiryolu ve intermodal taşımacılık
● Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum



