Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü
Asırlık medreseleri, zengin müze koleksiyonları ve kadim mirasıyla Anadolu’nun kalelerinden biri olan Erzurum, bu yıl üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yaparak kültürel birikimini yeni nesillere aktarıyor.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde düzenlenen Kültür Yolu Festivalleri, sadece sanatseverler için değil, aynı zamanda ülke ekonomisi için de önemli bir dinamizm yaratıyor. Yıl boyunca farklı dönemlerde gerçekleştirilen bu etkinlikler, hem yerli hem de yabancı turistleri çekerek şehirlerin turizm gelirlerini ciddi oranda artırıyor. Festivaller için gelen ziyaretçiler otellerde konaklıyor, restoranlarda yemek yiyor, şehir içi ulaşım araçlarını kullanıyor ve alışveriş yapıyor. Böylece turizm sezonunun yalnızca yaz aylarıyla sınırlı kalması engelleniyor, şehirlerin ekonomik hareketliliği yıl geneline yayılıyor.
YEREL EKONOMİYE DOĞRUDAN KATKI
Festivallerin bir diğer önemli katkısı, doğrudan yerel ekonomiye oluyor. Kültür Yolu kapsamında kurulan stantlarda bölgesel lezzetler, el sanatları ve hediyelik eşyalar satışa sunuluyor. Bu da küçük işletmelere ve esnafa ek gelir sağlıyor. Ayrıca organizasyon sürecinde sahne kurulumu, lojistik, güvenlik ve teknik destek gibi birçok alanda yeni iş imkânları doğuyor. Böylece hem geçici hem de kalıcı istihdam fırsatları ortaya çıkıyor. Yerel üreticiler, kendi ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırma imkânı bulurken, festivaller sayesinde genç girişimciler de kendilerini tanıtma şansı yakalıyor.
Kültür Yolu Festivalleri, düzenlendiği şehirlerin marka değerine de büyük katkı sağlıyor. İstanbul’dan Diyarbakır’a, İzmir’den Konya’ya kadar pek çok şehir, ulusal ve uluslararası medyada yer alarak görünürlüğünü artırıyor. Bu durum uzun vadede hem turizm yatırımlarını hem de ticari ilişkileri olumlu yönde etkiliyor. Yabancı sanatçıların ve kültür temsilcilerinin festivallere katılması, Türkiye’yi uluslararası kültür rotalarının önemli bir parçası hâline getiriyor. Aynı zamanda gayrimenkulden ticari alanlara kadar pek çok sektörde ekonomik değer artışı yaşanıyor.
KÜLTÜREL İMAJ GÜÇLENİYOR
Festivallerin kültürel ekonomiye sağladığı katkılar da dikkat çekici. Sanatçılar için yeni bir gelir kapısı açılırken, müzikten tiyatroya, dijital sanatlardan gastronomiye kadar pek çok yaratıcı alan destekleniyor. Bu etkinlikler sayesinde sadece şehirler değil, aynı zamanda Türkiye’nin genel kültürel imajı da güçleniyor. Kültür diplomasisinin önemli bir unsuru hâline gelen festivaller, ülkenin “yumuşak gücünü” artırarak turizm ve yatırım ilişkilerine dolaylı katkı sağlıyor.
YAŞAM KALİTELERİ YÜKSELİYOR
Tüm bunların yanında festivaller, şehirlerin uzun vadeli dönüşümüne de katkıda bulunuyor. Etkinlikler için yapılan altyapı yatırımları, meydan düzenlemeleri ve kültür merkezleri, sadece festival günlerinde değil yılın geri kalanında da vatandaşların yaşam kalitesini yükseltiyor. Belediyelerin gelirlerinde artış yaşanması, sosyal hizmetlere daha fazla kaynak ayrılmasına olanak tanıyor. Böylece Kültür Yolu Festivalleri, yalnızca bir kültür sanat projesi olarak değil, aynı zamanda şehirlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin lokomotifi olarak öne çıkıyor.
“MİLYARLARCA LİRALIK KATKIYA DÖNÜŞÜYOR”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi ile Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin açılışında bir araya geldim.
Kültür Yolu Festivalleri’nin kendileri için yalnızca bir kültür-sanat projesi değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisine çok yönlü katkı sağlayan bir model olduğunu vurgulayan Terzi “Festivaller sayesinde ülkemizin farklı noktaları birer cazibe merkezi hâline geliyor. İnsanlar yalnızca sanat ve kültür etkinliklerini takip etmek için değil, aynı zamanda konaklama, yeme-içme, alışveriş ve turizm faaliyetleri için de hareket ediyor. Bu da doğrudan esnafa, girişimcilere, turizm sektörüne ve hizmet alanına yansıyor. Festival dönemlerinde ciddi bir ekonomik canlılık oluşuyor; kimi zaman aylar boyunca elde edilecek gelir, birkaç gün içinde yakalanabiliyor. Bu yönüyle festivalin yarattığı ekonomik etki, yerel ölçekte başlayıp ülke genelinde milyarlarca liralık bir katkıya dönüşüyor” dedi.
“DÜNYADA DA İLGİYLE TAKİP EDİLİYOR”
Her yıl kapsamı genişleyen bu modelin, aslında yalnızca rakamsal büyüme anlamına da gelmediğinden bahseden Selim Terzi “Bizim için önemli olan, kültürel çeşitliliğin artması, farklı şehirlerden ve toplumsal kesimlerden insanların katılım göstermesi, daha fazla paylaşım ve etkileşimin yaşanması. Kültür Yolu Festivalleri, toplumun kültürle daha yoğun bir şekilde buluştuğu, şehirlerin dinamizmini artıran büyük bir buluşma noktası hâline geldi. Bugün geldiğimiz noktada festivalin uluslararası bir marka haline geldiğini görmek bizi ayrıca gururlandırıyor. Avrupa Festivaller Birliği’ne kabul edilmemiz, projemizin yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da ilgiyle takip edildiğini gösteriyor. Bunun yanı sıra farklı ülkelerden benzer modelleri hayata geçirmek isteyenler bizimle iş birliği talebinde bulunuyor. Bu durum, Türkiye’nin kültürel diplomasi gücünü artırıyor ve ülke ekonomisine dolaylı katkılar sağlıyor” ifadelerini kullandı.
“HERKESE FAYDA SAĞLAYAN EKOSİSTEM OLUŞUYOR”
Kendisi için en değerli noktadan da bahseden Terzi “Kültür Yolu Festivalleri, kültür ve ekonomiyi birbirini besleyen iki unsur olarak bir araya getiriyor. Sanatçılar için yeni sahneler açarken, şehirlerimize yeni fırsatlar kazandırıyor. Yerel üreticiden küçük işletmeye, turizm sektöründen yaratıcı endüstrilere kadar herkesin fayda sağladığı bir ekosistem oluşuyor. Biz bu festivali, hem kültürel hem de ekonomik kalkınmaya hizmet eden sürdürülebilir bir model olarak görüyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.



