İstanbul’da kurduğu Şanlı Hukuk Bürosu ile özellikle imar ve gayrimenkul hukuku alanında tanınan Avukat Ayşem Şanlı, meslek yolculuğunu, bireysel hukuk pratiğini ve hukuk danışmanlığının inceliklerini anlattı.
Gayrimenkul ve imar hukuku alanlarında uzmanlaşarak, sektörde kendine sağlam bir yer edinen Şanlı, özellikle bireysel temsil anlayışı ve doğrudan müvekkil teması ile öne çıkıyor. Hukuk bürosunun kuruluşundan itibaren kendi işini yönetmenin getirdiği sorumlulukları ve avantajları büyük bir başarıyla taşımayı başaran Şanlı, aynı zamanda profesyonel yaşamını ve kişisel vizyonunu da harmanlayarak, hukuk alanında farklı bir yaklaşım sergiliyor.
“Avukatlık mesleği beni seçti.”
Avukatlık mesleğini seçme kararını 7 yaşında verdiğini belirten Av. Ayşem Şanlı, meslekle tanışmasının ve kararının aslında bir tür doğal süreç olduğunu söylüyor. Haksızlıklarla karşılaştığında, içindeki adalet duygusunun onu hukuk alanına yönlendirdiğini ifade eden Şanlı, lise eğitiminin ardından İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanarak bu yolda ilk adımlarını attı. Üniversiteyi başarıyla tamamladıktan sonra, Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul projelerinin yer aldığı büyük bir şirkette staj yaparak tecrübe kazandı. Ancak, sektörde edindiği deneyim ve bilgiler, onun kendi yolunu çizme kararı almasına zemin hazırladı ve 26 yaşında Şanlı Hukuk Bürosu’nu kurdu.
Bireysel temsilin gücü
Şanlı, tek başına bir hukuk bürosu kurmanın ve yönetmenin, sadece mesleki bir tercih değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. “Her dosyada kendi imzamın olması, müvekkilimle doğrudan iletişimde olmam ve her aşamayı bizzat yönetmem bana büyük bir tatmin sağlıyor,” diyen Şanlı, tek başına bir büro kurmanın avantajlarının da farkında. Her kararın ve her adımın yalnızca kendisinin sorumluluğunda olmasının, ona yüksek bir özerklik sağladığını belirtiyor. Bununla birlikte, bu yaklaşımın ciddi bir yük ve sorumluluk getirdiğini, ancak güven ilişkisini pekiştirdiğini ve müvekkillerle daha sağlam bağlar kurmasına olanak tanıdığını ifade ediyor. Müvekkillerinin, bir avukatın ekibine değil, bizzat kendisine ulaşmasını istemesinin, işin güven boyutunu artırdığını belirtiyor.
Kurumsallığın getirdiği avantajlar
Şanlı, özellikle gayrimenkul ve imar hukuku gibi teknik ve hassas alanlarda, hukuk bürolarının rekabet gücünün artık yalnızca büyüklükle değil, derinlik ve özgünlük ile ölçüldüğünü dile getiriyor. Ortaklı büroların kurumsal yapısının sağladığı sistematiklik önemli olsa da, bireysel ofislerin kişiselleştirilmiş hizmet sunma kapasitesinin çok daha değerli olduğuna inanıyor. Özellikle müvekkillerin, davalarının ön planda olmasını istemesi ve her aşamada avukatlarıyla doğrudan iletişimde olmaları, Şanlı’nın hukuk pratiğinde öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Şanlı, bu nedenle ofisinin tek başına bir yapı olmasına rağmen rekabet gücünü ve etkisini her geçen gün artırıyor.
Bir ekip kurmanın incelikleri
Şanlı, tek başına bir hukuk bürosu kurmanın avantajlarını kabul etse de, zamanla ekibin önemini de fark etmiş. Ancak, ekip kurmanın sadece iş bölümü yapmak olmadığını, aynı zamanda bir ruh inşa etmek olduğunu ifade ediyor. Şanlı, ekibini kurarken yalnızca profesyonel yetkinliklere değil, ortak bir vizyona ve değere sahip olmasına da dikkat etti. “Ofisimi kurarken yalnızca birlikte çalışacağım değil, birlikte gelişeceğim, birlikte büyüyeceğim meslektaşlarımı seçmeye özen gösterdim,” diyen Şanlı, ofisin içindeki dinamiklerin, sadece profesyonel sorumluluklarla değil, aynı zamanda değer paylaşımı ve aidiyet duygusuyla da şekillendiğini belirtiyor. Çalışanlarının sadece bir görevde değil, bir amaçta yer almalarını sağlamaya özen gösterdiğini söyleyen Şanlı, bu anlayışın hukuk pratiğinin kalitesini artıran en önemli unsur olduğunun altını çiziyor.
İmar ve gayrimenkul hukukunda stratejik danışmanlık
Gayrimenkul ve imar hukuku gibi çok disiplinli bir yaklaşım gerektiren bir alanda danışmanlık yapmanın inceliklerini anlatan Şanlı, bu alanda sadece hukuki bilgi değil, aynı zamanda şehir planlama, yerel idare uygulamaları, yapı denetimi ve toplumsal etkiler gibi farklı unsurların dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. “Bir projeyi hukuki açıdan doğru okumak, o projenin uzun vadede karşılaşacağı sorunları engellemeye yardımcı olur,” diyen Şanlı, özellikle imar planı değişikliklerinin, mülkiyet yapıları ve yatırım süreçlerine etkisini önceden analiz etmenin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, yatırımcılarla kamu otoriteleri arasındaki dengeyi kurmak ve her iki tarafın haklarını korumak için iletişimde hukukun bir dil olarak kullanılması gerektiğini belirtiyor.



