Lojistiğin stratejik bir rekabet alanına dönüştüğü günümüzde Katoen Natie, 170 yılı aşan küresel deneyimini Türkiye operasyonlarına taşıyor.
Avrupa ve Asya’nın kesişim noktasındaki Türkiye’yi yalnızca bir pazar değil, bölgesel tedarik zincirlerinin yeniden kurgulandığı stratejik bir merkez olarak konumlandıran şirket, yüksek standartlı, müşteriye özel ve sürdürülebilir lojistik çözümleriyle dikkat çekiyor. Dijitalleşme, otomasyon ve çevresel sorumluluğu iş yapış biçiminin merkezine alan Katoen Natie’nin Türkiye yol haritasını ve bölgesel lojistikteki konumlanmasını Katoen Natie Türkiye Genel Müdürü Sinan Beyazıt ile konuştuk.
Katoen Natie’nin 170 yılı aşan küresel lojistik tecrübesi Türkiye operasyonuna nasıl yansıyor? Türkiye’yi grup içinde nasıl bir konumda değerlendiriyorsunuz?
Katoen Natie olarak 1854’ten bu yana edindiğimiz 170 yılı aşkın tecrübeyi, sadece lojistik bilgi olarak değil, uzun vadeli değer yaratma ve sürdürülebilirlik anlayışımızın bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye’deki operasyonlarımız da bu yaklaşımın doğal bir yansıması. Türkiye, Katoen Natie için stratejik bir öneme sahip. Avrupa ve Asya’nın kesişim noktasında bulunması, burayı sadece bir pazar değil; aynı zamanda bölgesel tedarik zincirlerimizi yeniden tasarlamada kritik bir merkez haline getiriyor. Bu nedenle Türkiye’yi grup içinde hem büyüme hem de stratejik dengeleme noktası olarak konumlandırıyoruz.
ÖNEMLİ SEKTÖRLER
Türkiye’de özellikle hangi sektörler; kimya, endüstriyel ürünler, depolama, liman bağlantılı operasyonlar vb. Katoen Natie için stratejik öncelik taşıyor?
Katoen Natie olarak Türkiye’deki faaliyetlerimize 2004 yılında, Mersin’deki ilk operasyonumuz ile başladık ve kısa süre içinde Gebze’de ikinci lojistik merkezimizi hayata geçirerek operasyonel kapasitemizi önemli ölçüde artırdık. Türkiye’deki varlığımız hem şirketimiz hem de müşterilerimiz için stratejik öneme sahip; özellikle petrokimya, kimya, otomotiv ve genel kargo çözümleri bizim için stratejik önem taşıyan sektörler. Bu sektörlerde müşterilerimize entegre, katma değerli lojistik hizmetler sunuyor ve yüksek uzmanlık ve kalite yönetimi gerektiren operasyonlar sayesinde Türkiye’deki faaliyetlerimizin stratejik etkisini güçlendiriyoruz.
Artan maliyetler, dalgalı talep ve küresel belirsizlikler karşısında rekabet avantajını korumak için hangi stratejik adımları öne çıkarıyorsunuz?
Artan maliyetler, dalgalı talep ve küresel belirsizlikler karşısında rekabet avantajımızı yalnızca maliyet yönetimiyle değil, dayanıklı operasyon modelimiz, sürekli iyileştirme (continuous improvement) yaklaşımımız ve KPI odaklı performans yönetimimizle güvence altına alıyoruz. Süreçlerimizi sürekli optimize ediyor, uzun vadeli müşteri ilişkilerimiz için süreç ve performans analizleri gerçekleştiriyor ve stratejilerimizi veri odaklı olarak güçlendiriyoruz. Aynı zamanda hızlı ve etkili karar alabilen organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla adapte oluyoruz.
“İŞ AKIŞIMIZI UÇTAN UCA DİJİTALLEŞTİRDİK”
Dijitalleşme ve otomasyon yatırımları operasyonel verimlilikte nasıl bir fark yaratıyor? Önümüzdeki dönemde bu alanda yeni uygulamalar gündemde mi?
Katoen Natie olarak dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarını, sadece operasyonel verimliliği artırmanın ötesine taşıyarak iş yapış biçimimizi dönüştüren stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz. Depo otomasyonunda devreye aldığımız AutoStore sistemleri ve otonom forklift ile otonom TIR uygulamaları, süreçlerimizi dijitalleşme açısından önemli ölçüde ilerletiyor. İş akışımızı uçtan uca dijitalleştirdik; böylece manuel müdahaleler minimuma inerken, operasyonel akışımız daha yalın, kontrollü ve ölçülebilir hale geliyor.
Bölgesel tedarik zincirleri yeniden şekillenirken, bu pazarın bir lojistik merkez olma potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz? Şirket bu dönüşümde nerede konumlanıyor?
Bölgesel tedarik zincirleri hızla küreselden bölgesel ölçeğe kayıyor. Bu trend, Türkiye’nin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendiriyor; stratejik coğrafi konum ve gelişmiş altyapı bunu destekliyor. Lojistik sektöründeki hizmet sağlayıcılar için önemli fırsatlar ortaya çıkıyor. Sektörün bilgi teknolojisi ve operasyonel ihtiyaçları etkin şekilde karşılanırsa, Türkiye bölgesel lojistikte güçlü bir aktör haline gelebilir.
Şirketimiz, bu dönüşümde stratejik ve aktif bir oyuncu olarak konumlanıyor. Teknoloji yatırımlarımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde pazardaki liderliğimizi güçlendiriyor ve bölgesel lojistikte şekillenen yeni fırsatları etkin şekilde değerlendiriyoruz.
“HİZMET AĞIMIZI GENİŞLETMEYİ HEDEFLİYORUZ”
Önümüzdeki birkaç yıl için operasyonel ölçek, yatırım ve konumlanma açısından nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Şu anda iki ana lojistik dağıtım merkezimiz bulunuyor; biri Gebze’de, diğeri Mersin’de. Gelecekte Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni tesisler açma ihtimalleri, tamamen müşterilerimizin talepleri ve pazar koşulları doğrultusunda yaptığımız kapsamlı fizibilite çalışmalarıyla belirlenecektir.
Şirket olarak, henüz Türkiye’de sunmadığımız ancak global ölçekte sağladığımız birçok hizmetimiz de mevcut; liman işletmeciliği, e-ticaret, tüketim ürünleri (FMCG), gıda, sanat eserleri lojistiği, endüstriyel atık hizmetleri, endüstriyel üretim hatları ve lojistik tesis inşası gibi alanlarda entegre çözümler sunuyoruz. Bu hizmetleri Türkiye’de de sunmayı hedefliyoruz. Stratejimiz, lojistik altyapımızın konumunu güçlendirmek ve Türkiye ile çevre ülkelerde etkin bir dağıtım ağı oluşturmak.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TÜM KARARLARIMIZI ŞEKİLLENDİREN TEMEL BİR İLKE”
Sürdürülebilirlik, günlük operasyon kararlarında ne kadar belirleyici? Çevresel standartlar ve müşteri talepleri arasında nasıl bir denge kuruluyor?
Katoen Natie olarak sürdürülebilirlik, iş yapış şeklimizin ve günlük operasyon kararlarımızın merkezinde yer alıyor. ESG stratejimiz ve veri altyapımız sayesinde çevresel etkileri, enerji verimliliğini ve kaynak kullanımını sürekli göz önünde bulunduruyor; yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi yatırımlarıyla operasyonlarımızı iklim hedeflerimizle uyumlu hâle getiriyoruz. Çalışanlarımızın yaratıcılığı ve inovasyonu, operasyonlarımıza dönük çözümler üretmemizi sağlarken, müşterilerimiz de bu yaklaşımımızdan doğrudan fayda sağlıyor. Sürdürülebilirlik bizim için yan bir hedef değil, tüm kararlarımızı şekillendiren temel bir ilke.



