Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Gamze Arbak: Toplumsal cinsiyet eşitliliğini merkeze aldık

Gamze Arbak: Toplumsal cinsiyet eşitliliğini merkeze aldık

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Philips Türkiye Genel Müdürü Gamze Arbak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, toplumsal cinsiyet eşitliğini kurum kültürünün merkezine aldıklarını vurguladı.

Arbak, kadın liderliği, kapsayıcı yönetim anlayışı ve sürdürülebilir başarı için eşit fırsatların önemine dikkat çekti.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü sizin için hem kişisel hem de kurumsal düzeyde ne ifade ediyor?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü toplumsal cinsiyet eşitliğini ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlama fırsatı olarak görüyorum. Kariyerim boyunca farklı kültürlerde ve farklı ekiplerle çalışırken kadınların iş hayatına kattığı bakış açısının, iş birliği kültürünü ve sürdürülebilir başarıyı güçlendirdiğine tanıklık ettim.

Kurumsal açıdan baktığımızda ise eşitlik yaklaşımımız, Philips’te insan kaynakları politikalarının temelini oluşturan kapsayıcılık ve çeşitlilik anlayışına dayanıyor. Cinsiyet eşitliğini, global çeşitlilik ve dâhiliyet politikamız doğrultusunda işe alımdan ücretlendirmeye kadar uzanan süreçlerde belirlediğimiz KPI’lar üzerinden takip ediyor ve yönetim anlayışımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu kapsamda kadın çalışanlarımızı destekleyen birçok proje ve uygulamayı hayata geçiriyoruz.

Philips Türkiye olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda nasıl bir vizyon benimsiyorsunuz?

Philips Türkiye olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini, sürdürülebilir büyümenin ve güçlü kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak ele alıyoruz. Vizyonumuz, tüm çalışanların eşit fırsatlara erişebildiği, potansiyelini özgürce ortaya koyabildiği ve farklı bakış açılarının karar süreçlerine gerçek anlamda dahil edildiği kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmak.

Bu yaklaşımımızı işe alımdan kariyer gelişimine, liderlik fırsatlarından ücretlendirme süreçlerine kadar somut ve ölçülebilir uygulamalarla destekliyoruz. Küresel çeşitlilik ve dâhiliyet politikamız doğrultusunda cinsiyet eşitliğini belirli KPI’lar üzerinden takip ediyor, organizasyonel kararlarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Kadın liderliğini güçlendirmeye yönelik gelişim programlarımız ve yetenek yönetimi süreçlerimiz de bu vizyonun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Teknoloji ve sağlık gibi geleneksel olarak erkek egemen bir sektörde kadın lider olarak konumlanmak size neler hissettiriyor?

Teknoloji ve sağlık gibi yüksek uzmanlık ve hızlı dönüşüm gerektiren alanlarda liderliğin cinsiyetten bağımsız olarak yetkinlik, sonuç üretme kapasitesi ve güven inşa etme üzerinden şekillendiğine inanıyorum. Bu nedenle odağımı her zaman organizasyona ve paydaşlara nasıl değer kattığımız belirliyor.

Kariyerim boyunca gördüm ki farklı bakış açıları karar alma süreçlerini güçlendiriyor ve özellikle sağlık teknolojileri gibi insan hayatına doğrudan dokunan alanlarda daha dengeli ve sürdürülebilir sonuçlar ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu açıdan liderlik rolümü, çeşitliliğin karar mekanizmalarına yansımasını destekleyen bir sorumluluk alanı olarak değerlendiriyorum.

Philips Türkiye kadın çalışan oranı ve kadın lider temsili konusunda nasıl bir tablo var? Bu alandaki hedefleriniz nelerdir?

2025 verilerine göre Philips Türkiye’de yönetim kurulumuzdaki yüzde 67, icra kurulumuzdaki yüzde 75 kadın yönetici oranı ve şirket genelindeki yüzde 42 kadın çalışan oranı, eşitliğin kurumsal iş yapış biçimimizin doğal bir sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Amacımız bu dengeyi korumak ve daha da ileri taşıyarak iş dünyasında kapsayıcı liderlik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlamak.

Şirket içinde kadınların kariyer gelişimini destekleyen özel programlar veya mentorluk uygulamaları bulunuyor mu?

Philips Türkiye’de kadınların kariyer gelişimini desteklemeye yönelik somut programlar ve gelişim uygulamaları bulunuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğini yalnızca temsil oranlarıyla değil, sürdürülebilir kariyer fırsatları ve liderlik gelişimiyle ele alıyoruz.

Talent Marketplace platformu sayesinde çalışanlarımız farklı proje ve görevlerde yer alarak potansiyellerini keşfedebiliyor, farklı alanlarda deneyim kazanabiliyor ve kariyerlerini çok yönlü şekilde geliştirebiliyor. Bu kapsayıcı yaklaşım, ekiplerimize farklı bakış açıları kazandırırken sağlık teknolojileri alanındaki inovasyonu da doğrudan besliyor.

Amacımız, tüm çalışanların fırsatlara eşit erişebildiği ve kariyer gelişiminin sistematik olarak desteklendiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir şekilde güçlendirmek.

Kurumsal iletişim stratejilerinizde toplumsal cinsiyet eşitliğini nasıl konumlandırıyorsunuz?

Toplumsal cinsiyet eşitliğini, kapsayıcılık ve çeşitlilik yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası ve kurum kültürümüz ile iş yapış biçimimizi yansıtan temel bir değer olarak konumlandırıyoruz. Bu nedenle iletişim stratejimizde eşitliği yalnızca belirli gün ve dönemlerde gündeme gelen bir tema olarak değil, tüm paydaş iletişimimize entegre edilmiş bütüncül bir perspektif olarak ele alıyoruz. Kapsayıcılık ve çeşitliliği marka algımızın ve sürdürülebilir kurumsal itibarımızın önemli bir unsuru olarak değerlendiriyoruz.

İç iletişimden marka anlatısına, lider iletişiminden çalışan deneyimine kadar tüm temas noktalarında kapsayıcı bir dil kullanmaya ve fırsat eşitliğini destekleyen uygulamaları somut örneklerle görünür kılmaya özen gösteriyoruz. Amacımız, dahiliyet yaklaşımımızı, kurum içi kültürümüz ve uygulamalarımız üzerinden doğal ve tutarlı biçimde yansıtmak.

Bu yaklaşımı marka iletişimimize de taşıyoruz. Philips Kişisel Sağlık ekibimizin hayata geçirdiği “Philips Avent Ebeveynlik Ekip İşidir” kampanyası bunun güzel bir örneği. Bu kampanya ile bebek bakımında tüm sorumluluğu ebeveynlerin eşit şekilde paylaşmasını destekliyoruz.

Philips Türkiye markası olarak 8 Mart kapsamında gerçekleştirdiğiniz veya planladığınız projeler nelerdir?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Philips Türkiye olarak tek günlük bir iletişim çalışması yerine, yıl boyunca sürdürdüğümüz kapsayıcılık ve eşitlik yaklaşımının görünür olduğu bir dönem olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda çalışan deneyimini güçlendiren, kadın çalışanlarımızın deneyim paylaşımını artıran ve liderlik gelişimlerini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz.

 Marka iletişiminde kadın temsiline nasıl yaklaşıyorsunuz? Stereotipleri kırmak adına özel bir stratejiniz var mı?

Marka iletişiminde kadınları belirli sosyal ya da fiziksel rollerle sınırlamak yerine; farklı yaşam tarzlarını, ihtiyaçları ve deneyimleri kapsayan daha gerçekçi ve otantik hikâyelere yer veriyoruz. Ürün ve çözüm anlatılarımızda, teknolojinin herkes için hayatı iyileştiren yönünü öne çıkarıyoruz. Philips’in global marka yaklaşımı da kapsayıcı iletişim ilkeleri üzerine kurulu.

 Kariyer yolculuğunuzda size ilham veren kadın liderler oldu mu?

Kariyer yolculuğumda bana ilham veren pek çok lider oldu. Kadın liderler elbette önemli rol modeller sundu; özellikle teknoloji ve sağlık gibi geleneksel olarak erkek ağırlıklı sektörlerde güçlü kadınları görmek insanın ufkunu genişletiyor.

Ama açıkçası ben ilhamı sadece kadın liderlerden değil, kadın-erkek ayrımı olmadan birlikte çalıştığım birçok liderden aldım. Farklı liderlerden farklı şeyler öğrendim; stratejik düşünmek, zor zamanlarda sakin kalmak, güven inşa etme, ve ekiplerdeki potensiyeli ortaya çıkarabilme.

Bugün liderlik rolümde özellikle iki şeye dikkat ediyorum: Birincisi, kendi otantik duruşumu koruyarak, kendi tarzım ve kendi değerlerimle başarılı olunabileceğini gösterebilmek; bunu da güçlü iş sonuçları ve stratejik projelerle ortaya koymak. İkincisi ise arkamdan gelen genç kadınlara ve genç liderlere “bu yol mümkün” duygusunu yaşatabilmek. Çünkü gerçek liderlik başkalarına yol açmakla ve ilham olabilmekle ilgili.

 Genç kadınlara, sağlık sektöründe kariyer hedefleyenlere ne tavsiye edersiniz?

Sağlık sektörü bugün teknoloji, veri analitiği, yapay zekâ ve insan odaklı tasarım gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiği çok katmanlı bir dönüşümden geçiyor. Bu nedenle genç kadınlara en önemli önerim, kendilerini tek bir uzmanlık alanıyla sınırlamadan merak duygularını korumaları ve farklı yetkinlikleri bir arada geliştirmeleri olur.

 

Aynı zamanda kariyer yolculuğunda sorumluluk almaktan ve yeni deneyimlere açık olmaktan çekinmemek gerektiğine inanıyorum. Sağlık sektörü, anlam ve etki odağı yüksek bir alan; burada yapılan her iş insanların yaşam kalitesine doğrudan dokunuyor. Bu bilinçle ilerleyen, kendine güvenen ve sürekli gelişimi odağına alan genç profesyonellerin geleceğin sağlık ekosisteminde önemli roller üstleneceğine inanıyorum.

 Türkiye’de iş dünyasında kadın liderliğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Son yıllarda şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunu, kurumsal performans ve sürdürülebilir büyümeyle doğrudan ilişkili bir yönetim alanı olarak ele almaya başlaması önemli bir değişim yarattı. Kadınların liderlik pozisyonlarında daha fazla yer alması, karar alma süreçlerine farklı bakış açıları kazandırarak kurumların çevikliği ve problem çözme kapasitesini güçlendiriyor. Özellikle teknoloji ve sağlık gibi dönüşümün hızlı olduğu sektörlerde kapsayıcı liderlik anlayışının rekabet avantajı yarattığını daha net görüyoruz. Bu nedenle gelecekte kadın liderliğinin artmasının iş sonuçları açısından da belirleyici olacağına inanıyorum.

 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle çalışan kadınlara ve genç kızlara vermek istediğiniz mesaj nedir?

Çalışan kadınlara ve kariyer yolculuğunun başındaki gençlere vermek istediğim en temel mesaj, kendilerini sınırlayan kalıplara değil, kendi gelişimlerine ve yetkinliklerini güçlendirmeye odaklanmaları olur.

Bugünün iş dünyasında başarı; sürekli öğrenmeye açık olmak, değişime uyum sağlamak ve iş birliği içinde değer üretebilmekten geçiyor. Kendine güvenen, merak duygusunu koruyan ve farklı deneyimlere açık olan kadınlar hem kendi kariyerlerinde hem de içinde bulundukları kurumlarda gerçek bir dönüşüm yaratıyor.

“Başarı” kavramını bir kadın lider olarak nasıl tanımlıyorsunuz?

Başarıyı, yaratılan etki ve sürdürülebilir değerle birlikte ele almak gerektiğine inanıyorum.  Başarı, bireysel kazanımlardan çok kolektif ilerleme üzerinden tanımlanmalı. Ekiplerin potansiyellerini ortaya koyabildiği, farklı bakış açılarının karar süreçlerine dahil edildiği ve herkesin katkısının görünür olduğu bir çalışma kültürü oluşturmak uzun vadeli başarının temelini oluşturuyor.

Aynı zamanda başarıyı süreklilikle ilişkilendiriyorum. Değişen koşullara uyum sağlayabilen, öğrenmeye açık kalan ve değerlerinden ödün vermeden ilerleyebilen kurumlar ve liderler kalıcı başarı elde edebiliyor.

 

Gamze Arbak: Toplumsal cinsiyet eşitliliğini merkeze aldık
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin