Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, yüksek katma değerli ürünler, pazar çeşitliliği, dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim odağında rekabet gücünü artırmaya hazırlandıklarını belirtti.
Üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle destekleyen Çolakoğlu Metalurji, önümüzdeki üç yıllık dönemde üretim kapasitesini korurken çeliğin katma değerini artırmayı, değişen ticaret koşullarına daha hızlı uyum sağlamayı ve düşük karbonlu üretimde rekabetçi konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem ile şirketin faaliyetlerini ve hedeflerini konuştuk.
Türk çelik sektöründe 2026 yılının ilk bölümünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Küresel talepteki yavaşlamaya karşın, Çin kaynaklı arz baskısının dönemsel kesintilerle dengelenmesi piyasada fiyat istikrarını destekleyici bir dış faktör olarak değerlendiriliyor. Ticarette artan korumacılık önlemlerine rağmen, başta Kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere ana pazarlarda fiyat seviyeleri yukarı yönlü seyrini koruyor; ABD pazarı aktif bir ihracat rotası olarak önemini sürdürüyor. Yakın destinasyonlarda oluşan dönemsel talepler ise operasyonel esneklik sayesinde hızlıca değerlendiriliyor. Bu doğrultuda, özellikle Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika pazarları düzenli ve sür-dürülebilir ihracat destinasyonları haline getirildi.
Yurt içi piyasada, yüksek teknik spesifikasyona sahip katma değerli ürün gruplarına yönelik talep artışı, gelişmiş üretim kabiliyetleri doğrultusunda karşılanıyor. Diğer taraftan, dekarbonizasyon süreçlerindeki düşük emisyonlu üretim altyapısının sağladığı avantaj, pazarda belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor ve bu durum özellikle ihracat ile ihracat odaklı müşteri grubunda satış hacimlerine artış olarak yansıyor.
Çelikte yalnızca fiyat değil, kalite, teslimat süresi ve ürünün teknik özelliklerine de önem verildiği bir dön emden geçiyoruz.Çolakoğlu, bu değişime karşı nasıl bir aksiyon aldı?
Nitelikli çeliğe yönelik talebin giderek arttığı mevcut pazar koşullarında; kalite, zamanında teslimat ve teknik spesifikasyonlara tam uyum, üretim ve satış süreçlerimizin temel öncelikleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda Çolakoğlu Metalurji olarak dijitalleşme, veri odaklı yönetim ve müşteri odaklı süreç entegrasyonlarına yönelik yatırımlarımızı kesintisiz sürdürüyoruz.
Üretim ve kalite kontrol hatlarında yapay zekâ destekli sistemler devreye alınarak yüksek verimlilik ve sıfır hata hedefli kalite yönetimi uygulanıyor. Satış ve üretim planlama süreçlerinde ise kısa vadeli araçların ötesine geçilerek orta vadeli planlama sistemleri entegre ediliyor, böylece üretim verimliliği, zamanında teslim gibi konularda daha yüksek performans hedefleniyor. Süreçlerin kurumsal altyapısını güçlendirmek amacıyla ERP sistemleri sürekli güncelleniyor; CRM platform entegrasyonları ile müşteri ilişkilerin-de güçlü bir kurumsal hafıza oluşturularak hizmet kalitesi en üst seviyeye taşınıyor.
“PAZAR ÇEŞİTLENDİRMESİ VE KATMA DEĞERLİ ÜRETİME ODAKLANIYORUZ”
Küresel ticarette korumacılık artarken ihracat stratejinizi nasıl şekillendiriyorsunuz? Hangi pazarlar önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanabilir?
Küresel ticarette korumacılık önlemlerinin artış gösterdiği mevcut konjonktürde, uygulanan kısıtlamaların hedef pazarlarda nihai fiyat seviyelerini yukarı çektiği ve ticaretin yeni fiyat dengeleri üzerinden sürdürüldüğü gözlemleniyor. Çolakoğlu Metalurji; uluslararası pazarlarda kanıtlanmış marka algısı, yüksek kalite standartları ve çevik üretim planlama kabiliyeti sayesinde değişen pazar koşullarına hızla adapte olabiliyor.
İhracat stratejimiz; pazar çeşitlendirmesi, operasyonel maliyet yönetimi ve katma değerli ürün grubunun toplam satışlar içerisindeki payının artırılması esasına dayanıyor. Bu doğrultuda, coğrafi yakınlık ve lojistik avantaj sunan Avrupa ile Kuzey Afrika ana pazarlar arasındaki stratejik konumunu korurken; Körfez ülkelerindeki varlık güçlendiriliyor ve Kuzey Amerika pazarı gibi dinamik bölgeler hassas risk-fırsat analizleriyle yakından takip ediliyor. Asya kaynaklı arz baskısı ve ticaret savunma araçlarına karşı, esnek üretim yapımız ve geniş küresel müşteri ağımız ile pazar çeşitliliği etkin bir şekilde yönetiliyor.
Üretimde enerji verimliliğini artırmak ve birim üretim maliyetlerini aşağı çekmek için hangi uygulamaları öne çıkarıyorsunuz?
Çelik üretiminde enerji verimliliği; birim maliyetlerin düşürülmesi ve sürdürülebilir rekabet gücünün korunması açısından stratejik bir öncelik olarak ele alınıyor. Bu kapsamda, 2024 yılında devreye alınan 2,1 MWp kapasiteli Çubuk Haddehanesi Çatı Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi ile yenilenebilir enerji hamlesi başlatılmış olup, 2030 yılına kadar toplam elektrik tüketiminin yüzde 35’ten fazlasının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor.
Operasyonel süreçlerde ise girdi ve ham madde optimizasyonu, alternatif ham madde kullanımı, atık ısı geri kazanım sistemleri ve verimlilik artırıcı projeler kesintisiz uygulanıyor. Bunun yanı sıra üretim süreçlerine entegre edilen yapay zekâ ve veri analitiği uygulamalarıyla enerji ve ham madde tüketimini daha yakından takip ediyor, proses parametrelerini optimize ederek birim üretim başına kaynak kullanımını azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Böylece enerji verimliliğini yalnızca bir maliyet avantajı olarak değil, aynı zamanda daha düşük karbonlu ve daha rekabetçi bir üretim modelinin temel bileşenlerinden biri olarak değerlendiriyoruz.
Çolakoğlu Metalurji’de üretim süreçlerinin dijital takibi, yapay zekâ, otomasyon veya veri analitiği konusundaki uygulamalar nelerdir?
Dijital dönüşüm; üretim verimliliğini, operasyonel mükemmelliği ve sürdürülebilirlik performansını eş zamanlı geliştiren stratejik bir araç olarak konumlandırılıyor. Üretim süreçlerinden enerji yönetimine, emisyon takibinden ürünlerin çevresel etki analizlerine kadar tüm operasyonlarda veri odaklı yönetim esası benimseniyor.
Hem çelikhane hem de sıcak sac haddehane üretim hatlarında yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri hayata geçirildi. Satış ve satış sonrası tüm süreçlerde CRM entegrasyonu ile güçlü bir kurumsal hafıza oluşturuluyor; Yapay Zekâ ve Veri Analitiği Departmanı bünyesinde satış, satınalma, üretim ve tedarik zinciri süreçlerinin tamamını kapsayan verimlilik odaklı modellemeler yürütülüyor.
Bunların yanında, karbonsuzlaşma sürecinin en kritik boyutu olan emisyonlar düzenli olarak izleniyor; EPD (Çevresel Ürün Beyanı), ISO 14067 Ürün Karbon Ayak İzi ve ISO 14064 standartlarına uygun olarak ölçüm, raporlama ve doğrulama süreçleri titizlikle sürdürülüyor.
“YEŞİL ÇELİK DÖNÜŞÜMÜNE ÖNCÜLÜK EDİYORUZ”
Çelik sektöründe düşük karbonlu üretime geçiş, özellikle Avrupa pazarı için artık bir zorunluluk. Çolakoğlu’nun yeşil çelik dönüşümünde öncelik verdiği alanlar neler?
Türkiye çelik sektörünün elektrik ark ocaklı ve hurda bazlı üretim yapısı, düşük karbonlu çelik üretimi açısından stratejik bir avantaj sağlıyor. Düşük karbonlu üretime geçiş süreci; enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerji kullanımı, üretim süreçlerinin optimizasyonu ve emisyonların uluslararası standartlar doğrultusunda ölçülüp raporlanması ekseninde bütüncül olarak yönetiliyor. Şirketimiz bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Müdürlüğü vasıtasıyla süreçler şeffaf ve akredite bir yapıda yürütülüyor.
Yeşil çelik dönüşümü yalnızca yönetilmesi gereken bir maliyet unsuru olarak değil; karbon maliyetlerinin etkin kontrolü ve Avrupa pazarında artan düşük emisyonlu çelik talebine yanıt verme noktasında stratejik bir rekabet alanı olarak konumlandırılıyor. Çolakoğlu Metalurji, yeşil çelik dönüşümünde gelişmeleri izleyen değil, sektöre proaktif yaklaşımlarla öncülük eden konumunu kararlılıkla sürdürüyor.
“ÜRETİM GÜCÜMÜZÜ KORURKEN KATMA DEĞERİ ARTIRACAĞIZ”
Üç yıllık perspektifte Çolakoğlu Metalurji’nin büyüme ajandasının merkezinde ne olacak? Hedefleriniz nelerdir?
Küresel kapasite fazlası, artan korumacılık ve ticaret politikalarındaki değişimler ihracat pazarlarındaki belirsizliği artırırken, AB’deki yeni ithalat koşulları ve SKDM rekabetin niteliğini değiştiriyor. Bu ortamda büyümeyi yalnızca daha fazla üretmek üzerinden tanımlamak yeterli değil. Doğru pazara, doğru ürünle ve rekabetçi bir karbon maliyetiyle ulaşabilmek giderek daha önemli hale geliyor. Temel yaklaşımımız, teknik gereklilikleri yüksek ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel ürünler geliştirme kapasitemizi güçlendirmek. Fırsatı yalnızca çelik tüketiminin artacağı sektörlerde değil, kalite, performans, izlenebilirlik ve düşük karbonlu üretim beklentisinin öne çıkacağı pazarlarda görüyoruz.
EAF teknolojisi sayesinde zaten düşük emisyonlu olan güçlü üretim altyapımızı teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği, ürün geliştirme süreçleri ve pazar çeşitlendirmesiyle desteklemeye devam edeceğiz. Aynı zamanda katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki ağırlığını artıracağız.
Önümüzdeki üç yıllık dönemde temel yaklaşımımız, üretim gücümüzü korurken ürettiğimiz çeliğin katma değerini artırmak, değişen ticaret koşullarına daha hızlı uyum sağlamak ve düşük karbonlu üretimde rekabetçi konumumuzu güçlendirmek olacak.



