Otelden öğrenci yurduna, lojistikten karma yaşam projelerine uzanan geniş portföyü ile Akfen GYO, geleceğin ihtiyaçlarına da yatırım yapıyor. Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, şirketin gelir odaklı portföy yapısı, döviz bazlı kira gelirleri ve uzun vadeli sözleşmelerle yatırımcıya öngörülebilir bir finansal yapı sunduğunu vurguladı.
Uluslararası ölçekte çeşitlendirilmiş portföyüyle dikkat çeken Akfen GYO, büyüme stratejisini nicelikten çok nitelik üzerine kurarak her yeni yatırımı güçlü nakit akışı ve uzun vadeli değer üretimi perspektifiyle değerlendiriyor. Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, özellikle otel, lojistik ve bağımsız yaşam gibi gelir görünürlüğü yüksek segmentlerde seçici bir yatırım yaklaşımı benimsediklerini, küresel ekonomik dalgalanmaların ise bu disiplinli modeli daha da güçlendirdiğini ifade etti. Şirket, döviz bazlı kira gelirleri ve uzun vadeli kontrat yapısıyla yatırımcıya istikrarlı bir güven zemini sunarken, sürdürülebilir büyümeyi merkezine alan stratejisini kararlılıkla sürdürüyor. Ece Demirpençe ile Akfen GYO’nun faaliyetlerini, hedeflerini ve sektörle ilgili değerlendirmelerini kapsayan bir sohbet gerçekleştirdik.
Öncelikle Akfen GYO hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Akfen GYO, 1997 yılında kurulmuş, 2011 yılından bu yana Borsa İstanbul’da işlem gören, bugün yaklaşık 846 milyon Euro portföy büyüklüğü ve 664 milyon Euro net aktif değeriyle, Türkiye’nin gelir odaklı ve uluslararası ölçekte çeşitlenmiş en güçlü gayrimenkul yatırım ortaklıklarından biri konumunda. Finansal borçluluğu azaltmaya ve bilanço kalitesini güçlendirmeye yönelik kararlı stratejimiz sayesinde şirketimiz sağlam mali yapısını her geçen yıl daha da kuvvetlendiriyor.
Portföyümüz, farklı segment ve coğrafyalara yayılmış, güçlü nakit akışı ve sürdürülebilir değer üretimi olan gelir odaklı gayrimenkul yatırımlarından oluşuyor. Yatırımlarımız yalnızca Türkiye ile sınırlı değil; Türkiye, Rusya ve ABD’ye yayılan çok katmanlı bir yapıya sahip. Turizm tarafında; Novotel ve Ibis Otel markaları altında geliştirdiğimiz, 15’i Türkiye’de 4’ü Rusya’da olmak üzere toplam 19 şehir otelimizi dünyanın en büyük otel işletmecilerinden biri olan Accor Grubu’na uzun vadeli olarak kiralamış durumdayız. Bunun yanı sıra Bodrum Loft gibi lüks tatil ve resort segmentinde öne çıkan, mimarisi ve sürdürülebilir yaklaşımıyla fark yaratan çok değerli bir varlığımız bulunuyor.
Turizm odaklı yatırımlarımıza ek olarak; Rusya’da ofis binamız, Türkiye’de toplam 13 bloktan oluşan iki öğrenci yurdu kompleksimiz, fabrika yatırımımız ve kısa süre önce İstanbul Söğütlüçeşme’de hayata geçirdiğimiz Terminal Kadıköy projemiz portföyümüzün önemli bileşenlerini oluşturuyor. 2025 yılı sonunda ise Kocaeli/Gebze’de yaklaşık 141 bin metrekare alana sahip stratejik bir arsa alımı gerçekleştirdik. Bu alanda uluslararası standartlarda, yüksek teknik donanıma sahip ve sürdürülebilirlik kriterleriyle uyumlu modern bir lojistik depo geliştirmeyi planlıyoruz. Amacımız burada da uzun vadeli kira geliri yaratacak güçlü bir gelir varlığı oluşturmak. Özellikle e-ticaretin büyümesi, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve sanayi üretiminin depolama ihtiyacındaki artış lojistik sektörünü gayrimenkulde en yüksek potansiyel taşıyan alanlardan biri haline getiriyor.
Devam eden yatırımlarımız arasında Bodrum Yalıkavak’taki lüks villa projemiz, Milas Kıyıkışlacık’taki karma yaşam projesi ve ABD Florida’daki bağımsız yaşam ile yaşlı bakım projeleri yer alıyor. Bu çeşitlilik bize sadece büyüklük değil, aynı zamanda farklı ekonomik döngülere karşı güçlü bir dayanıklılık kazandırıyor.
Akfen GYO olarak bizi tanımlayan temel unsur ise yalnızca gayrimenkul geliştirmek değil; yatırımlarımızı sürdürülebilir değer üretimi kapsamında, yenilikçi tasarım kriterleriyle çevreye ve kentsel dokuya uyumlu, finansal disiplinle temellendirilen bütüncül bir yaklaşımla hayata geçiriyoruz. Yakın zamanda açılışını gerçekleştirdiğimiz Terminal Kadıköy de bu vizyonun en somut örneklerinden biri. Söğütlüçeşme’de yaklaşık 16 bin metrekarelik kapalı alanı ile 45 bin metrekare üzerinde konumlanan proje, yalnızca bir ticari alan değil; gastronomi, kültür, sanat ve sosyal yaşamı bir araya getiren yeni nesil bir buluşma noktası olarak tasarlandı.
Kısacası Akfen GYO bugün; otelden öğrenci yurduna, lojistikten karma yaşam projelerine, bağımsız yaşam yatırımlarına kadar uzanan geniş portföyü, güçlü uluslararası iş birlikleri ve disiplinli finansal yapısıyla, bugünün değil geleceğin ihtiyaçlarına yatırım yapan bir köklü bir markadır.
“LOJİSTİK YATIRIMLARINA ODAKLANACAĞIZ”
Şirketin büyüme stratejisini nasıl özetlersiniz? 2026 ve sonrası için öncelikleriniz neler olacak?
Bizim büyüme anlayışımız nicelikten çok nitelik üzerine kurulu. Daha fazla gayrimenkul sahibi olmak tek başına bir başarı kriteri değil; önemli olan portföye eklenen her varlığın şirketin gelir görünürlüğünü ve bilanço kalitesini güçlendirmesi. Yapacağımız yatırımlar konusunda oldukça seçiciyiz; doğru lokasyon, doğru fiyat, istikrarlı kira geliri, değer artışı potansiyeli, konsolide bakış açısıyla yatırımın nakit akışımız üzerindeki kısa ve uzun vadeli finansal etkisi gibi birçok önemli eksen var.
Bu doğrultuda, 2026 ve sonrasında finansal disiplinin merkezde olduğu, kontrollü ancak kararlı şekilde ilerleyen ve her yeni yatırımın portföyümüze uzun vadeli değer eklediği istikrarlı bir büyüme stratejisi izliyoruz. Hedeflerimiz arasında; Türkiye’de lojistik alanındaki yatırımımıza odaklanmak, günümüz demografik ihtiyaçlarını karşılayan yeni nesil gayrimenkul segmentlerini yakından takip etmek ve fırsatları erken tespit ederek değer yaratabileceğimiz yeni projeler geliştirmek, ABD’de başlattığımız bağımsız yaşam/ senior living modelini ölçeklemek ve mevcut gelir portföyümüzün kira verimliliğini daha da güçlendirmek yer alıyor.
Gelir odaklı portföy yönetimi yaklaşımınız, sizi sektörde nasıl farklılaştırıyor?
Gayrimenkulde değer artışı elbette önemlidir; ancak değer artışı çoğu zaman piyasa koşullarına bağlıdır. Kalıcı olan şey ise gelir kalitesidir. Bu nedenle Akfen GYO olarak yatırım kararlarımızı verirken ilk baktığımız unsur, “Bu varlık ne kadar süreyle, ne kadar öngörülebilir, ölçeklenebilir bir nakit akışı sağlayacak?” sorusudur. Uzun vadeli kira kontratları, güçlü operatörler ve döviz bazlı gelir yapısı sayesinde portföyümüzü piyasa dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hale getiriyoruz. Bu yaklaşım bizi diğer geliştiricilerden ayırıyor. Bizim odağımızda yatırımcıya düzenli, öngörülebilir ve sürdürülebilir getiri sunan bir bilanço oluşturmak var.
Şirketinizin BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olması sizin için ne ifade ediyor? Bu alandaki yol haritanız nasıl şekilleniyor?
BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almak bizim için yalnızca bir prestij unsuru değil; kurumsal yönetim kalitemizin, çevresel duyarlılığımızın ve sosyal etki yaklaşımımızın bağımsız şekilde teyit edilmesi anlamına geliyor.
Biz sürdürülebilirliği yalnızca enerji verimliliği veya yeşil bina sertifikaları ile sınırlı görmüyoruz. Sürdürülebilirlik; yatırımın bulunduğu kente değer katması, kullanıcı deneyimini geliştirmesi, operasyonel verimlilik sağlaması ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılık üretmesi demek.
Bugün yatırımcı yalnızca finansal getiriye bakmıyor; varlığın çevresel etkisine, sosyal katkısına, enerji verimliliğine ve yönetişim kalitesine de bakıyor. Terminal Kadıköy bu yaklaşımın somut örneklerinden biri. Atıl bir kentsel alanı sosyal, kültürel ve ekonomik canlılık üreten bir merkeze dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde ESG kriterlerini yatırım fizibilitelerimizin ayrılmaz bir parçası haline getirmeye devam edeceğiz.
“DOĞRU FİNANS MATEMATİĞİNİ KURMAK GEREKİYOR”
Küresel ekonomik dalgalanmalar ve faiz ortamı, Akfen GYO’nun yatırım kararlarını nasıl etkiliyor?
Son yıllarda küresel piyasalarda çok net bir paradigma değişimi yaşanıyor: Sermaye artık hikâye değil, güvenilir nakit akışı satın alıyor. Yüksek faiz ortamı yatırımcıyı daha seçici hale getirdi. Dolayısıyla bugün bir gayrimenkul yatırımının sadece lokasyonunun iyi olması yeterli değil; finansman maliyetini de karşılayacak kadar güçlü bir gelir dengesine sahip olması gerekiyor.
Biz Akfen GYO’da bu dönemi bir tehditten çok bir filtreleme süreci olarak görüyoruz. Çünkü disiplinli yatırımcı ile plansız büyüyen yatırımcı arasındaki fark bu dönemlerde netleşir. Bu nedenle biz Akfen GYO’da her projeyi çok daha seçici bir şekilde ele alıyoruz. Yüksek finansman maliyetinin olduğu bir dönemde, kira görünürlüğü düşük veya geri dönüş süresi belirsiz yatırımlardan uzak duruyoruz. Özetle; bugünün dünyasında yatırım yapmak için sadece doğru arsayı bulmak yetmiyor, doğru finans matematiğini kurmak gerekiyor.
“YURT DIŞINDA FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye ve yurt dışı yatırımlarınız arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Yeni hedef pazarlar gündeminizde mi?
Biz coğrafi çeşitlenmeyi risk dağıtımının önemli bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye, ana yatırım pazarımız olmaya devam ederken, yurt dışında özellikle döviz bazlı gelir üretebilecek ve demografik trendlerle desteklenen yatırım alanlarına odaklanıyoruz. ABD Florida’da geliştirdiğimiz bağımsız yaşam merkezi projesi bunun önemli bir örneği. Çünkü burada sadece gayrimenkul değil, uzun vadeli bir yaşam hizmeti ekonomisine yatırım yapıyoruz.
Akfen GYO olarak bir ayağı Türkiye’de güçlü duran, diğer ayağı ise seçici şekilde yurt dışına açılan bir model benimsiyoruz. Önümüzdeki dönemde Avrupa ve Kuzey Amerika’da belirli niş segmentlerde fırsatları değerlendirmeye devam edeceğiz; ancak bizim için coğrafyadan önce iş modelinin sürdürülebilirliği, güçlü stratejik ortaklıklar ve finansman kurgusu belirleyici kriterler olmaya devam edecektir.
Döviz bazlı kira gelirleri ve uzun vadeli sözleşmeler, yatırımcı açısından nasıl bir güven ortamı yaratıyor?
Gayrimenkul yatırımcısının en büyük beklentisi öngörülebilirliktir. Bizim portföy modelimiz tam olarak bunu sağlıyor.
Döviz bazlı kira gelirleri, özellikle enflasyonist ve kur oynaklığının yüksek olduğu dönemlerde gelirlerin reel değerini koruyor. Uzun vadeli sözleşmeler ise nakit akışının sürekliliğini garanti altına alıyor. Bu ikisi birleştiğinde şirketin bilançosunda çok daha güçlü bir pozisyon oluşuyor. Dolayısıyla yatırımcı açısından bakıldığında Akfen GYO; sadece varlık değeri büyüyen değil; aynı zamanda gelir kalitesi korunmuş bir şirket profili sunuyor. Bu da piyasa belirsizliklerinin arttığı dönemlerde önemli bir güven unsuru oluşturuyor.
Türkiye gayrimenkul sektörünün mevcut görünümünü nasıl yorumluyorsunuz? Önümüzdeki dönemde hangi segmentler öne çıkacak?
Türkiye gayrimenkul sektörü artık eski alışkanlıklarla değil; seçici, gelir odaklı ve güçlü işletme modeli olan projelerle büyüyor. Lojistik, turizm, öğrenci barınması, yaşlı yaşamı ve sağlık turizmi gibi segmentler öne çıkarken, markalı konut ve hizmet odaklı projeler uluslararası rekabet gücünü artırıyor. Erişilebilir konut ve kentsel dönüşüm kritik önemini korurken, jeopolitik gelişmeler Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirme potansiyeli taşıyor. Bu süreçte özellikle nitelikli ofisler, teknoloji altyapılı projeler ve yüksek katma değerli turizm yatırımları öne çıkıyor.
Önümüzdeki beş yıl içinde Akfen GYO’yu hem Türkiye’de hem uluslararası arenada nasıl bir konumda görüyorsunuz?
Önümüzdeki beş yılda Akfen GYO’yu Türkiye’nin en güçlü GYO’larından biri olarak, farklı gelir segmentlerine yayılmış, uluslararası ayak izi güçlenmiş ve yatırımcı nezdinde “istikrarlı gelir ve dengeli büyüme” olarak tanımlanan yapısını güçlendirerek büyütmeye devam etmeyi hedefliyoruz.



