Deniz Eresen – Ekonomist / Vergi Uzmanı
Enflasyon Geriliyor, Hayat Pahalılığı Direniyor: Ekonomide Yeni Sınav Başlıyor
Ağustos ayı enflasyon verileri, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon sürecinin sürdüğünü gösteriyor. TÜFE ağustosta aylık yüzde 1,84 artarken, yıllık enflasyon yüzde 31,51’e geriledi. Rakamların yönü olumlu. Ancak ekonominin gerçek fotoğrafını yalnızca yıllık enflasyon üzerinden okumak yeterli değil.
Çünkü bugün vatandaşın da iş dünyasının da temel sorusu aynı: “Enflasyon düşüyorsa neden hâlâ rahatlayamıyoruz?”
Bunun nedeni açık. Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Geçmiş dönemde yaşanan yüksek fiyat artışlarının oluşturduğu seviye ise büyük ölçüde korunuyor.
Vatandaşın gündeminde satın alma gücü var
Kira, gıda, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarının bütçedeki yüksek payı, açıklanan enflasyon ile hissedilen hayat pahalılığı arasındaki farkı büyütüyor. Ücretlerin fiyat artışlarının gerisinde kaldığı bir ortamda enflasyondaki gerileme, tek başına refah artışı yaratmıyor.
Bu nedenle dezenflasyonun toplumsal karşılığının oluşması için fiyat artışlarının yavaşlamasının yanı sıra satın alma gücünün de toparlanması gerekiyor.
İş dünyasının gündemi: Finansman
Reel sektör açısından ise en önemli gündemlerden biri finansman. Sıkı para politikası fiyat istikrarı için gerekli olsa da yüksek finansman maliyetleri, özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım kararları üzerinde baskı oluşturuyor.
Sorun yalnızca kredi faizleri değil; krediye erişim, tahsilat süreleri ve nakit akışının yönetimi de giderek önem kazanıyor.
Üretim ve ihracat dengesi
Dezenflasyonun başarısı yalnızca tüketici fiyatlarıyla ölçülmemeli. Üreticinin maliyetlerini öngörebilmesi ve yatırım kararlarını uzun vadeli planlayabilmesi de kritik.
Yüksek finansman ve girdi maliyetlerinin kalıcı hale gelmesi, yatırım iştahını ve üretim kapasitesini sınırlayabilir. İhracatçı açısından ise maliyet yapısı ve kur dengesi, küresel rekabet gücünün korunmasında belirleyici olacak.
Asıl sınav şimdi başlıyor
Önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüşün kalıcı olup olmadığı, para politikasının geleceği açısından belirleyici olacak. Erken gevşeme fiyat istikrarı kazanımlarını riske atabilirken, sıkı finansman koşullarının uzun sürmesi de üretim ve yatırımlar üzerinde baskı yaratabilir.
Türkiye ekonomisinin asıl sınavı, enflasyonu düşürürken üretim, yatırım, ihracat ve istihdam kapasitesini koruyabilmek.
Rakamlar düşüyor. Şimdi mesele, bu düşüşü vatandaşın satın alma gücüne ve ekonominin sürdürülebilir büyümesine yansıtabilmek.



