Türkiye’nin önde gelen un üreticileri ve ihracatçıları arasında yer alan Ulusoy Un, yüksek üretim kapasitesi, 100’ü aşkın ülkeye uzanan ihracat ağı ve katma değerli üretim stratejileriyle küresel büyümesini sürdürüyor. Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, entegre bir gıda grubu olmayı hedeflediklerini söyledi.
Yarım asrı aşan tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren Ulusoy Un, bugün yalnızca un üretimindeki lider konumuyla değil; katma değerli ürünlere, tüketici markalarına ve sürdürülebilir üretime yaptığı yatırımlarla entegre bir gıda grubuna dönüşümünü hızlandırıyor. Söke markasının grup bünyesine katılmasıyla ürün portföyünü güçlendiren şirket, ihracatta pazar çeşitliliğini artırmayı, üretim teknolojilerine yatırım yapmayı ve yenilenebilir enerji projeleriyle sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi hedefliyor. Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, şirketin küresel büyüme vizyonunu, sektöre ilişkin değerlendirmelerini ve gelecek dönem yol haritasını anlattı.
Ulusoy Un, Türkiye’nin önde gelen un üreticileri ve ihracatçıları arasında yer alıyor. Şirketinizin bugün ulaştığı noktayı ve büyüme stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Samsun’da 1969 yılında başlayan yolculuğumuz, bugün bizi Türkiye’nin en büyük un üreticileri ve ihracatçıları arasına taşıdı. Grup bünyesindeki beş un üretim tesisimiz, günlük 4 bin 686 ton buğday işleme kapasitemiz ve bugüne kadar 100’ün üzerinde ülkeye ulaşan ihracat ağımızla faaliyet gösteriyoruz. Söke’nin grup bünyesine katılmasıyla birlikte iş modelimizi önemli ölçüde güçlendirdik. Artık yalnızca sanayi tipi un üreten bir şirket değil; tüketici ürünleri, özel amaçlı unlar ve katma değerli gıda kategorilerinde büyüyen entegre bir gıda grubuyuz. Önümüzdeki dönemde büyümemizi; sürdürülebilirlik, dikey entegrasyon, ihracatta pazar çeşitliliği ve yüksek katma değerli ürünler üzerine inşa etmeye devam edeceğiz.
Türkiye un sanayisinin mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye un sanayisi, bugün dünyanın en gelişmiş üretim altyapılarından ve en güçlü ihracat ekosistemlerinden birine sahip. Yaklaşık 32 milyon tonluk kurulu kapasitesiyle sektörümüz, 10 yılı aşkın süredir dünya un ihracatındaki liderliğini sürdürüyor. Elbette sektörümüzün çözmesi gereken yapısal konular da bulunuyor. Atıl kapasitenin azaltılması, kapasite kullanım oranlarının artırılması, finansmana erişim, lojistik maliyetlerinin yönetilmesi ve yeni ihracat pazarlarının geliştirilmesi bunların başında geliyor. Buna karşılık Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, güçlü üretim kabiliyeti, esnek tedarik altyapısı ve uzun yıllara dayanan ihracat deneyimi, sektörümüzü geleceğe taşıyacak en önemli avantajlardır.
Küresel gıda arzı, iklim değişikliği ve jeopolitik gelişmeler buğday piyasalarını nasıl etkiliyor?
Bugün buğday yalnızca tarımsal bir ürün değil; aynı zamanda stratejik bir emtia haline gelmiş durumda. İklim değişikliğine bağlı kuraklıklar, aşırı sıcaklıklar ve beklenmeyen hava olayları üretim miktarını ve ürün kalitesini etkilerken, jeopolitik gelişmeler de ticaret yollarını, navlun maliyetlerini ve ülkelerin tedarik politikalarını değiştirebiliyor. Biz bu riskleri, yerli üretimi ve üreticiyle uzun vadeli iş birliğini merkeze alan tedarik yapımızı farklı coğrafyalardan sağladığımız alternatif kaynaklarla destekleyerek yönetiyoruz. Karadeniz havzasından Amerika kıtasına ve Avustralya’ya uzanan geniş tedarik coğrafyamız hem operasyonel esnekliğimizi hem de müşterilerimize kesintisiz hizmet sunabilme kabiliyetimizi güçlendiriyor.
İhracat, Ulusoy Un’un büyüme stratejisinde nasıl bir yer tutuyor?
İhracat, kuruluşumuzdan bu yana şirketimizin temel büyüme alanlarından ve iş modelimizin en önemli bileşenlerinden biri oldu. Bugüne kadar 100’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Farklı pazarların ihtiyaçlarına uygun ürün geliştirme, kalite standardizasyonu ve güçlü lojistik organizasyon kabiliyetimiz sayesinde geniş bir coğrafyada kalıcı ticari ilişkiler kurduk. Önümüzdeki dönemde özellikle Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki seçili pazarlarda büyümeyi; mevcut pazarlardaki konumumuzu ise daha yüksek katma değerli ürünlerle güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizi farklılaştıran en önemli unsurlar; güçlü ve çeşitlendirilmiş tedarik altyapımız, stratejik konumlara sahip üretim tesislerimiz, yüksek üretim kapasitemiz ve uzun yıllara dayanan ihracat deneyimimizdir.
“MÜŞTERİLERİMİZE SOMUT FAYDA SAĞLAYAN ÜRÜNLER GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”
Ar-Ge, ürün geliştirme ve üretim teknolojileri alanındaki yatırımlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Teknolojiye ve ürün geliştirmeye yatırım yapmadan sürdürülebilir biçimde rekabetçi kalmanın mümkün olmadığına inanıyoruz. Bu nedenle üretim tesislerimizde otomasyon, dijitalleşme, veri analitiği, laboratuvar altyapısı ve kalite yönetim sistemlerine sürekli yatırım yapıyoruz. Üretim süreçlerini daha verimli, izlenebilir ve standart hale getirirken enerji ve kaynak kullanımını da optimize etmeye çalışıyoruz. Bunun yanında tüketici eğilimlerini ve profesyonel kullanıcıların ihtiyaçlarını yakından takip ederek, özellikle Söke markamızla yeni ürün geliştirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Profesyonel fırıncılık ve endüstriyel üretime yönelik uygulamaya özel reçetelerin yanı sıra son tüketicinin farklı ihtiyaçlarına cevap veren ürünlere odaklanıyoruz. Hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek değil; daha yüksek katma değer oluşturan ve müşterilerimize somut fayda sağlayan ürünler geliştirmektir.
Gıda güvenliği, kalite standartları ve izlenebilirlik konularında nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Gıda güvenliği bizim için hiçbir koşulda taviz verilemeyecek bir konu. Tedarikten üretime, paketlemeden sevkiyata kadar tüm süreçlerimizi uluslararası kalite ve gıda güvenliği standartlarına göre yönetiyoruz. Ham maddenin kabulünden üretim partisine ve son ürünün sevkiyatına kadar tüm aşamaları geriye dönük takip edebilen gelişmiş izlenebilirlik sistemlerinden yararlanıyoruz. Düzenli analizler, bağımsız denetimler ve sürekli iyileştirme uygulamalarıyla ürün güvenliğini ve kalite sürekliliğini koruyoruz.
Sürdürülebilirlik konusunda hangi uygulamaları hayata geçiriyorsunuz?
Sürdürülebilirliği, işimizin geleceğinin ve uzun vadeli gıda arz güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda yenilenebilir enerji yatırımlarımıza önemli kaynak ayırıyoruz. Devreye aldığımız güneş enerjisi santralleriyle grup şirketlerimizin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor; planladığımız rüzgâr enerjisi yatırımlarıyla bu dönüşümü daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Uluslararası yenilenebilir enerji sertifikasyon mekanizmalarından yararlanarak enerji kullanımımızı ve emisyon azaltım performansımızı daha şeffaf biçimde ortaya koymayı amaçlıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı yalnızca enerjiyle sınırlamıyoruz. Su tüketiminin azaltılması, atıkların geri kazanılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının geliştirilmesi de önceliklerimiz arasında yer alıyor. Aynı zamanda sözleşmeli üretim ve üretici iş birlikleri yoluyla tarımsal girdilerin daha verimli kullanılmasını, doğal kaynakların korunmasını ve tarımsal üretimin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hale gelmesini destekliyoruz.
Buğday üreticileriyle iş birlikleri ve sürdürülebilir tedarik zinciri politikalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Kaliteli ve sürdürülebilir üretimin temelinde güçlü üretici ilişkileri bulunduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yerli üreticilerimizle uzun vadeli, güvene dayalı ve karşılıklı değer oluşturan iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Sözleşmeli üretim modelleri, lisanslı depoculuk yatırımları ve güçlü satın alma altyapımız aracılığıyla üreticilerimize daha öngörülebilir bir pazar ve daha etkin depolama imkânı sunmayı hedefliyoruz. Kaliteye dayalı üretimi teşvik ederken, doğru tarımsal uygulamalar ve verimli girdi kullanımı konusunda da üreticilerimizi destekliyoruz. Amacımız yalnızca ham madde tedarik etmek değil; üreticiden sanayiye, depolamadan son ürüne kadar bütün değer zincirini güçlendiren, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmaktır.
Özel amaçlı unlar ve katma değerli ürün gruplarında nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Profesyonel fırıncılık, pastacılık ve endüstriyel üretime yönelik uygula-maya özel unların yanı sıra yüksek proteinli ürünlere ve son tüketicinin farklı kullanım ihtiyaçlarına cevap veren özel amaçlı unlara yatırım yapıyoruz. Söke markamızın tüketici nezdindeki güçlü konumu ile Ulusoy Un’un üretim, tedarik ve ihracat kabiliyetlerini bir araya getirerek yeni ürün kategorilerinde büyümeyi hedefliyoruz. Uzun vadede büyümenin yalnızca üretim hacmini artırmakla değil, kilogram başına daha fazla değer yaratan, markalı ve yenilikçi ürünler geliştirmekle mümkün olduğuna inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefleriniz nelerdir?
Önceliklerimiz arasında ihracat pazarlarımızı genişletmek, katma değerli ve markalı ürün gruplarında büyümek, dikey entegrasyon yatırımlarımızı tamamlamak ve sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarımızı artırmak yer alıyor. Aynı zamanda üretim teknolojilerimizi geliştirmeye, tedarik zincirimizi çeşitlendirmeye ve tüketici ürünlerindeki konumumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, un üretimindeki lider konumumuzu korurken tüketici ürünleri, özel amaçlı unlar ve diğer katma değerli gıda kategorilerinde uluslararası ölçekte büyüyen entegre bir gıda grubu haline gelmektir.



