Tülin Türkoğlu / Akademisyen-İletişimci
Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş hakkında sarf edilen sözler, siyasal eleştiri değildir; düpedüz nefret söylemidir. Bir kadını fiziksel görünümü ve kılık kıyafeti üzerinden “ahıra” yakıştırmak, onu inancı ve yaşam tarzı üzerinden aşağılamak; akıl değil öfke, politika değil psikolojik şiddet üretir. Bu dil, hedef aldığı kişiden çok, sahibini ele verir.
Bu sözlerin altına imza atan Mehmet Emin Korkmaz için şunu net söylemek gerekir: Alay, zekâ ister; aşağılama ise yoksunluk. Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in şalvarı, baş örtüsü, duruşu; Mihalgazi’nin sokaklarına, tarlasına, pazarına, insanına, kadınına yabancı değildir. Tam tersine, Anadolu’nun gündelik hakikatidir. Yönetme ehliyeti, vitrinle ölçülmez; adaletle, hizmetle, vicdanla ölçülür.
Kılık kıyafeti hedef alarak yapılan saldırı, yalnızca bir belediye başkanını değil, Anadolu kadınını hedef alır. Oysa bu ülke, kurtuluşunu “kılık kıyafet”le değil, cesaretle kazanmıştır.
Şerife Bacı, cephaneyi kağnıyla taşırken hangi elbiseyi giyiyordu?
Nene Hatun, Erzurum tabyalarında hangi “protokol” kıyafetiyle direndi? Kurtuluş Savaşı’nın kadınları, görünüşleriyle değil fedakârlıklarıyla tarih yazdı. Bugün onların torunlarına “mekânı şaşırmış” demek, tarihi de inkâr etmektir.
Zeynep Güneş’in fiziksel görünümü üzerinden yürütülen bu dil, eleştirinin değil ötekileştirmenin dilidir. Belediyecilik; bütçeyi, altyapıyı, sosyal hizmeti, şeffaflığı konuşmaktır. Kadının kıyafetine saldırmak, fikri olmayanın kolay yoludur.
Bir hatırlatma daha: Bu ülkede kadınlar hem üretir hem yönetir. Tarlada da masada da vardır. Şalvar, bir eksiklik değil; kültürel sürekliliktir.
Eksik olan, başkasının yaşam tarzına saygıdır.
Saygı yoksa siyaset de yoktur.
Eleştiri yapın! ama hizmeti eleştirin. Kadına uzanan dili geri çekin. Çünkü bu topraklarda şalvarla vatan kurtarıldı, kalemle de yönetildi. Yönetemeyen tek şey, kibirli bir zihniyettir.

