Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Hakan Kul, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) Türkiye sanayisinde yeşil dönüşümü hızlandırdığını belirterek, üreticilerin tasarım ve üretim süreçlerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Kul, “Yeşil dönüşüm, artık yalnızca çevresel sorumluluk kapsamında değerlendirilecek bir konu değil. Avrupa ile ticaret yapan üreticiler için stratejik bir rekabet unsuru haline geliyor” dedi.
Türkiye’nin 2025 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) ihracatı 117 milyar dolara ulaşırken, AB’nin toplam ihracat içindeki payı yaklaşık yüzde 43 oldu. Avrupa ile güçlü ticari ilişkileri bulunan Türkiye için Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında şekillenen çevresel beklentiler, sanayinin rekabet gücü açısından giderek daha fazla önem kazanıyor.
Bu dönüşümün en önemli başlıklarından biri olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı uygulama dönemine geçti. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünleri kapsayan mekanizma, AB’ye ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarını esas alıyor. Yeni dönemde Avrupa pazarına ihracat yapan üreticilerin emisyon verilerini güvenilir biçimde hazırlaması ve tedarik zincirindeki çevresel etkileri yönetmesi önem kazanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim aşamasındaki iyileştirmeler değil, ürünlerin tasarımında tercih edilen malzemeler ve üretim yöntemleri de belirleyici oluyor.
Dassault Systèmes, sanayinin bu dönüşümünde sanal ikiz teknolojilerinin sunduğu olanaklara dikkat çekiyor. Ürün ve üretim süreçlerinin fiziksel uygulamadan önce dijital ortamda test edilmesini sağlayan sanal modeller, yaşam döngüsü analiziyle birlikte kullanıldığında malzeme değişikliklerinin üretimden geri dönüşüme kadar uzanan etkilerinin değerlendirilmesine imkân tanıyor. Hakan Kul, “Sanal ikiz teknolojileri, ürünlerin ve üretim süreçlerinin fiziksel uygulamadan önce değerlendirilmesini sağlıyor. Böylece şirketler karbon etkisini, maliyet ve teknik performansla birlikte tasarım aşamasında ele alabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Şirketin 3DEXPERIENCE platformu, karbon etkisinin maliyet ve teknik performansla birlikte tasarım ve mühendislik süreçlerinde değerlendirilmesini destekliyor. Böylece üreticiler, fiziksel üretime geçmeden önce farklı senaryoları karşılaştırarak kaynak kullanımını iyileştirebiliyor.
Bu teknolojinin Türkiye’deki uygulamalarından biri, Yeşilova Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Canray Transportation oldu. Şirket, 3DEXPERIENCE platformunu kullanarak tasarım ile doğrulama arasındaki süreci yaklaşık beş günden bir güne indirdi. Tasarım, doğrulama ve üretim süreçlerinin aynı dijital ortamda birleştirilmesi, malzeme israfının ve yeniden işleme ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlıyor. Uygulama aynı zamanda hafif ve enerji verimli raylı sistem bileşenlerinin geliştirilmesini destekliyor. Kul, Canray Transportation örneğine ilişkin, “Dijital platformlar, tasarım ve doğrulama süreçlerini önemli ölçüde hızlandırırken malzeme israfının ve yeniden işlemenin azaltılmasına da katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Sanal modellerin tesis ölçümleri ve tedarikçi verileriyle desteklenmesi, şirketlerin emisyon yönetiminde daha bütüncül bir yaklaşım geliştirmesine olanak tanıyor. Yaşam döngüsü analizi ürünün tüm yaşam sürecindeki çevresel etkilerini değerlendirirken, SKDM kapsamındaki beyanlarda ilgili mevzuatın hesaplama ve doğrulama kuralları esas alınıyor. Bu sayede sanal ikizler, emisyon azaltım seçeneklerinin belirlenmesini ve uyum hazırlıklarının mühendislik kararlarıyla ilişkilendirilmesini destekliyor.
Türkiye’nin Kasım 2026’da Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde, sanayide dijitalleşme ve çevresel verilerin yönetimi de önem kazanıyor. Dassault Systèmes’in “Gerçek Yaşam İçin Sanal Dünyalar” yaklaşımı, üreticilerin fiziksel üretim öncesinde farklı senaryoları değerlendirmesine, kaynaklarını daha verimli kullanmasına ve ihracat pazarlarındaki çevresel gerekliliklere yönelik hazırlıklarını güçlendirmesine katkı sunuyor.
