Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Accor, Türkiye’de yeni bir büyüme hikâyesi yazıyor

Accor, Türkiye’de yeni bir büyüme hikâyesi yazıyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünyanın önde gelen konaklama gruplarından Accor, Türkiye’yi Avrupa dışındaki en dinamik ve stratejik pazarlardan biri olarak konumlandırıyor. Lüks segmentten ekonomi sınıfına uzanan geniş marka portföyüyle faaliyetlerini büyüten grup; İstanbul, Bodrum, Antalya ve Çeşme gibi güçlü destinasyonların yanı sıra Anadolu şehirlerinde de yeni yatırımlara odaklanıyor.

Markalı rezidans projeleri, sürdürülebilir turizm uygulamaları ve dijitalleşme hamleleri ise şirketin büyüme vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Accor Türkiye Premium, Orta Ölçekli & Ekonomi Markaları Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Türkiye turizminin geleceğini, deneyim ekonomisinin yükselişini, sürdürülebilir otelcilik hedeflerini ve yapay zekânın konaklama sektöründe yarattığı dönüşümü konuştuk.

Türkiye, Accor için Avrupa dışındaki en dinamik pazarlardan biri. Bu pazarda büyüme stratejinizin ana omurgasını hangi faktörler oluşturuyor?

Türkiye, jeopolitik konumunun yanı sıra büyüme potansiyeli ve pazar çeşitliliği ile Accor’un en stratejik pazarlarından biri konumunda. Türkiye’deki büyüme stratejimizi; ülkenin turizm potansiyelini ileri taşımak, marka varlığımızı güçlendirmek ve farklı segmentlerdeki fırsatları değerlendirerek portföyümüzü çeşitlendirmek üzerine kurguluyoruz. Bu doğrultuda, mevcut otel ve resortlarımızı büyütürken aynı zamanda yeni markaları da ekosistemimize dahil ederek Türkiye’deki varlığımızı genişletmeye devam ediyoruz. Benzer yaklaşımı Orta Doğu ve Afrika bölgesinde de sürdürerek, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen ve pazardaki çeşitliliği artıran güçlü bir marka yapısı oluşturmayı hedefliyoruz.

“15 FARKLI ŞEHİRDE TOPLAMDA 16 BİN 497 ODA İLE HİZMET VERİYORUZ”

Türkiye portföyünüzde lüks segmentten ekonomi segmente kadar geniş bir marka çeşitliliği bulunuyor. Bu çok markalı yapıyı kârlılık ve verimlilik açısından nasıl yönetiyorsunuz?

Accor’un Türkiye’de şu anda 15 markada toplam 83 oteli bulunuyor. 15 farklı şehirde toplamda 16 bin 497 oda ile oldukça geniş bir alanda hizmet sunuyor ve plan aşamasında olan 24 yeni oteli daha eklemeyi hedefliyor.

Bugün Accor; Orta Doğu, Afrika ve Türkiye’de 380’den fazla tesis ve 101 bin oda işletiyor, 180’den fazla yeni adres ve 42 bin oda ekleyerek daha da genişlemeyi planlıyor. Accor olarak, bölgedeki her pazarın, ortağın ve konuğun ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde büyümesini desteklemek amacıyla zengin marka portföyünü Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi ekosistemi içinde stratejik olarak konumlandırıyoruz. Orta Ölçekli ve Ekonomi segmentleri, yüksek hacim, yüksek kârlılık ve yüksek görünürlüğün güçlü bir kombinasyonunu sunuyor. Grubumuzun dengeli portföy stratejisi doğrultusunda, iş ve tatil seyahatinden uzun konaklamalar ve markalı rezidanslara kadar değişen misafir tercihlerine uyum sağlıyoruz.

Türkiye’de lüks turizmin yükselişi ve “deneyim ekonomisi” yaklaşımı, yatırım kararlarınızı nasıl yeniden şekillendirdi?

Türkiye, Accor için stratejik açıdan önemli bir pazar olup, bölgesel ve küresel büyüme planlarımızda önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Güçlü iç talep ve yıl boyunca süren uluslararası ilgisiyle, Türkiye pazarına yönelik uzun vadeli sürdürülebilir büyüme ve yatırıma olan taahhüdümüz doğrultusunda Türkiye’deki büyümemizi devam ettiriyoruz ve ettireceğiz.

Accor’un Türkiye’deki varlığı, ülkedeki seyahat edenlerin ihtiyaçlarına ve tercihlerine uygun çeşitli konaklama seçenekleri sunmaya olan bağlılığını ortaya koyuyor. Accor, yalnızca bir otel odasının ötesinde konaklama, yemek, eğlence ve yerel turistik mekanların keşfedilmesini içeren kapsamlı bir deneyim yaratmayı amaçlıyor. Ekosisteminde 360 derecelik bir deneyim sunarak, heyecan verici yiyecek ve içecek seçeneklerinden ortak çalışma alanlarına, fitness kulüplerine, dijital çözümlere ve sadakat programı ALL Accor’a kadar her şeyi kapsayan bir konaklama yolculuğu sağlıyor.

Yeni yatırım planlarınızda Türkiye’nin hangi şehirleri veya turizm bölgeleri öncelikli konumda?

Türkiye’de markalı konut hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için giderek daha cazip hale gelmeye başladı. Buradaki fırsatın farkındayız. Mövenpick Living ve Swissotel Residences gibi pazarda ses getiren markalarla Çeşme, Antalya, İstanbul ve Bodrum’daki lokasyonlarımızla Türkiye’deki Premium segmentlerdeki markalı rezidans portföyümüzü aktif olarak büyütüyoruz. Bunun yanı sıra, mevcutta bulunduğumuz şehirlerdeki marka portföyümüzü de o destinasyonun ihtiyaçları doğrultusundaki markalarımız ile genişletiyoruz.

Türkiye’deki turizm ve konaklama ihtiyaç potansiyelini, Accor’un Türkiye’deki varlığını güçlendirmek adına tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Bu anlamda yatırımda gelecek olduğuna ve bölgenin turizm gelirlerine katkı sunacağına inandığımız şehirleri yatırım planlarımız arasına alıyoruz. Yakında portföyümüze eklenecek Mersin Mövenpick, Mercure Van, ibis Styles Arnavutköy ve ibis Budget Ordu gibi Türkiye’nin birçok şehrinde farklı marka ve segmentlerle yatırıma odaklanıyoruz.

“TÜM OTELLERİMİZDE SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM SERTİFİKASI’NIN 3. AŞAMASINI ALMAYA HAZIRIZ”

Küresel ölçekte sürdürülebilir otelcilik hedefleriniz var. Türkiye operasyonlarında bu hedefler hangi somut adımlarla hayata geçiriliyor?

Accor olarak, sürdürülebilirlik konusunda küresel düzeyde güçlü bir taahhütle hareket ediyoruz. Nisan 2026’da yeni sürdürülebilirlik stratejisi başlatıldı; 2026-2030 dönemi için hayata geçirilen yenilenmiş küresel sürdürülebilirlik stratejimiz “Hosting Change”, Türkiye genelindeki faaliyetlerimize yön verecek. “Hosting Change”, dört taahhüt etrafında şekillendi; “Geleceğe hazır mekanlar sağlamak, tüm yetenekleri güçlendirmek, misafir deneyimini yükseltmek ve daha geniş ekosistemlerle iş birliği yapmak.” 2026 yılının Nisan ayına kadar Türkiye’deki otellerimiz su yoğunluğunu yüzde 1 oranında azalttı (12 aylık hareketli ortalama hesaplamaları kullanılarak belirlenen uygun tesislerin 2025 yılı referans değerine kıyasla). Tesislerimizin yüzde 90’ından fazlası tek kullanımlık plastikleri ortadan kaldırdı ve yüzde 90’ı şu anda Türkiye hükümetinin sürdürülebilirlik akreditasyonu programına uygun olarak GSTC’den geçerli bir sertifikaya sahip. Gıda israfı, 2025 mali yılı referans değerimize göre Nisan ayı itibarıyla yüzde 3 oranında azaltıldı. Hedefimiz, yıl sonuna kadar 2025’e kıyasla yüzde 10’luk bir azalma sağlamaktır.

Accor’un yemeklerin yüzde 35’inin bitki bazlı olması yönündeki küresel taahhüdüyle uyumlu olarak, yiyecek ve içecek operasyonlarımızda bitki bazlı menüler standart hale getiriliyor. Ayrıca, konuklara kendi değerlerini yansıtan seçimler yapabilmeleri için bilgi sağlayan karbon puanlı menüler de sunmaya başlıyoruz.

Sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve sorumlu misafirperverliğe öncülük etme konusundaki kararlılığımızdan ödün vermiyoruz. Tüm otellerimizde “Eko-etiketleri” zorunlu hale getirdik ve bu konuda iş birliği yaptığımız global partnerlerimizle birlikte çalışıyoruz. Accor olarak, 2030 yılını beklemeden, tüm otellerimizde “Sürdürülebilir Turizm Sertifikası”nın 3. aşamasını almaya hazırız. Ülkemizde, enerji tüketiminde Sıfır Kapsam 2 emisyonuna ulaşmak için Yeşil Enerjiye tam olarak geçiş yapmamış tesislerimizin hem sahibi hem de kiracısıyız. Bu girişim YEPAS ile ortaklaşa yürütülmekte olup, teklif şu anda franchise ve yönetilen tesislerimize de yaygınlaştırılıyor. Türkiye’de bu yılki ana projelerden biri, Antalya’da düzenlenecek COP31 için yapılan çalışmalar. Bu kapsamda, her bir Accor tesisi, yılın tüm hedefleri ve KPI’larında örnek teşkil etmek ve Accor’u öncü konumuna getirecek önemli “ekstra çaba gerektiren girişimleri” hayata geçirmek için çalışıyor. Bu girişim henüz erken aşamada ve önümüzdeki aylarda daha özel eylemlere dönüşecektir.

Öte yandan “Paris Anlaşması” gereğince, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı ve aynı zamanda sera gazı emisyonlarımızı mutlak olarak azaltmayı taahhüt ettik. Türkiye genelindeki otellerimizin yüzde 90’ınden fazlasında tek kullanımlık plastiklerin ortadan kaldırılmasıyla karbon salınımını azalttık. Gıda atık ölçümünü de kullanarak yüzde 85’inin akreditasyon aldığı ve geri kalanının akreditasyon sürecinde olduğu otellerimizle Accor’un sektör için bir referans noktasına dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Tüm bunlara ek olarak cinsiyet ve fırsat eşitliği konusundaki kararlı politikamızı da sürdürüyoruz. Bu kapsamda Accor, Türkiye operasyonundaki tüm departmanlarımızı kadın yöneticilere de emanet ederek çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerinde konaklama ekosistemine öncülük ediyoruz. Ayrıca, merkez ofisimizdeki üst düzey yönetici pozisyonlarının yüzde 61’ini kadınlar oluşturuyor ve bu durum sektördeki farkındalığın artmasına ve dönüşüme olumlu katkı sağlıyor.

“YAPAY ZEKÂYI STRATEJİK VE SORUMLU BİR ŞEKİLDE KULLANMAYI HEDEFLİYORUZ”

Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli misafir deneyimi, Accor’un Türkiye operasyonlarında nasıl bir dönüşüm yaratıyor?

Accor olarak, kişiselleştirme odağıyla misafir deneyimini geliştirmek, ekiplerimizi desteklemek ve iş ortaklarımıza katma değer sunmak amacıyla yapay zekâyı stratejik ve sorumlu bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Konaklama sektörünün önde gelen uluslararası oyuncularından biri olarak Accor, dijital teknolojilerin öneminin farkında ve bu alandaki yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor.

Yapay zekâ; bireysel tercihler, öngörülen ihtiyaçlar, trendler ve pazar dinamiklerine dair değerli içgörüler sunarak proaktif ve hiper-kişiselleştirilmiş hizmet deneyimleri yaratabiliyor. Aynı zamanda operasyonları optimize ederek konaklama sektöründe inovasyonu destekliyor. Bu içgörüler, turizm profesyonellerinin pazarlama stratejileri, ürün geliştirme ve müşteri hizmetleri alanlarında daha bilinçli kararlar almasına katkı sağlıyor ve daha sezgisel, kusursuz misafir deneyimlerinin önünü açıyor.

Ancak yapay zekâ teknolojileri sektörde önemli bir dönüşüm yaratırken, misafirperverliğin insan odaklı yönünün her zaman vazgeçilmez olacağına inanıyoruz. Accor olarak hizmet anlayışının merkezindeki insan dokunuşuna büyük değer veriyoruz. Gururla “Heartists” olarak adlandırdığımız ekiplerimiz, olağanüstü misafir deneyimleri sunma konusundaki bağlılığını sürdürüyor. Yapay zekâyı insan etkileşiminin yerine geçen değil, Heartists ekiplerimizin anlamlı etkileşimlere daha fazla odaklanmasını sağlayan destekleyici bir araç olarak görüyoruz.

 

Accor, Türkiye’de yeni bir büyüme hikâyesi yazıyor
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!