İÇDAŞ, katma değerli ürünler, pazar çeşitlendirmesi, teknoloji ve düşük karbonlu üretim yatırımlarına odaklanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde büyümeyi tonaj artışından çok verimlilik, kalite ve sürdürülebilir rekabet gücü üzerinden şekillendirmeyi hedefliyor.
Çelik sektöründe rekabet artık yalnızca üretim kapasitesi ve fiyat üzerinden şekillenmiyor. Ürün çeşitliliği, üretimde verimlilik, enerji maliyetleri, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve karbon performansı şirketlerin gündeminde giderek daha fazla öne çıkıyor. Bu dönüşüm, üreticiler açısından hem yeni fırsatları hem de farklı yatırım ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. İÇDAŞ Grup Şirketleri CFO ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Okan Turan ile şirketin 2026 performansını, katma değerli ürün çalışmalarını, ihracat stratejisini, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik yatırımlarını ve önümüzdeki üç-beş yıllık büyüme hedeflerini konuştuk.
2026’nın ilk 8 ayında İÇDAŞ açısından nasıl bir performans ortaya çıktı? Üretim, satış, ihracat ve ciro tarafında geçen yılın aynı dönemine kıyasla nasıl bir değişim yaşandı?
2026’nın ilk 8 ayı hem Türkiye’de hem de küresel çelik piyasalarında oldukça hareketli geçti. İç pazarda artan
hurda ve emtia fiyatları, finansman koşulları ve yüksek faiz talebi sınırlarken, deprem bölgesindeki yeniden yapılanma, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımları talebi desteklemeye devam etti. İhracat tarafında ise özellikle Çin’den kaynaklanan küresel kapasite fazlası, düşük fiyatlı ürünlerin yarattığı rekabet, artan hurda ve emtia fiyatları ve Avrupa’daki yeni ticaret düzenlemeleri öne çıktı. Buna rağmen İÇDAŞ olarak pazardaki konumumuzu, üretim ve satış disiplinimizi koruduk.
“KAPASİTE KULLANIM ORANIMIZ YAKLAŞIK YÜZDE 60 SEVİYESİNDE”
İÇDAŞ’ın mevcut üretim kapasitesi ve kapasite kullanım oranı bugün hangi seviyede? Önümüzdeki dönemde kapasite artışına yönelik yeni yatırım planınız bulunuyor mu?
Değirmencik Entegre Tesisimizde kamuya açık son kapasite verilerimize göre yıllık 4,5 milyon ton çelik üretim ve yaklaşık 4 milyon ton haddeleme kapasitesine sahibiz. Kapasite kullanım oranımız bugün yaklaşık yüzde 60 seviyelerinde. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz sadece kapasite kullanımını artırmak değil; aynı zamanda mevcut kapasitemizi daha verimli kullanmak, ürün kalitesini ve ürün çeşitliliğini artırmak ve teknoloji yatırımlarıyla rekabet gücümüzü arttırmak. Bu amaçla yatırım kararlarımızı pazar koşullarıyla birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle enerji verimliliği, dijitalleşme ve yapay zekâ, proses geliştirme ve yüksek katma değerli ürünler öncelikli alanlarımız arasında yer alıyor. İÇDAŞ Ar-Ge Merkezi’nin 2026 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescil edilmesi de bu doğrultuda önemli bir aşama oldu.
İÇDAŞ’ın ürün gamında katma değeri yüksek ve özel nitelikli çeliklerin payını artırmaya yönelik çalışmalarınız neler? Hangi ürün gruplarında büyüme potansiyeli görüyorsunuz?
Burada temel hedefimiz standart ürünlerdeki mevcut konumumuzu güçlendiriken sanayinin daha spesifik ihtiyaçlarına yönelik ürünlerin payını da artırmak. Özellikle filmaşin tarafında elektrotluk, civatalık, ince tellik, düşük ve yüksek karbonlu ve farklı sanayi uygulamalarına yönelik kalitelerde önemli bir potansiyel gelişme alanı olarak görüyoruz. Ön gerilmeli beton teli ve demeti gibi daha ileri işlenmiş ürünleri de bu kapsamda değerlendiriyoruz.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescil edilip faaliyete geçen Ar-Ge Merkezimizde yeni ürün geliştirme, proses iyileştirme, maliyet azaltma, dijitalleşme ve atıklardan katma değerli ürün elde edilmesi gibi konulara odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde ürün gamımızı müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verecek şekilde geliştirmeye devam edeceğiz.
İhracatın toplam satışlar içindeki payı bugün hangi seviyede? 2026’da hangi pazarlarda büyüme sağladınız ve önümüzdeki dönemde yeni ihracat pazarları gündeminizde mi?
İhracat İÇDAŞ’ın uzun yıllardır en güçlü olduğu yönlerinden birisidir. 2025 yılında yaklaşık 1 milyon 200 bin ton ihracat gerçekleştirdik. Bugün ihracatın toplam satışlarımız içindeki payı yaklaşık yüzde 45 seviyesinde. 2026’da ise pazar çeşitlendirmesi daha da önemli hale geldi. Avrupa bizim için önemli olmaya devam ediyor ancak yeni kota ve ticaret düzenlemeleri nedeniyle daha seçici bir yapı oluşuyor. Aynı zamanda Afrika, Orta Doğu, Güney Amerika ve farklı gelişmekte olan pazarlardaki fırsatları yakından takip ediyoruz. Stratejimiz tek bir bölgeye odaklanmak yerine, farklı coğrafyalarda dengeli ve sürdürülebilir bir ihracat ağı oluşturmak.
Enerji ve ham madde fiyatlarındaki değişim, İÇDAŞ’ın rekabetçiliğini nasıl etkiliyor? Maliyetleri dengelemek için hangi operasyonel adımları atıyorsunuz?
Çelikte maliyeti artık tek bir kalem üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım. Hurda ve kütük fiyatları yanında enerji, elektrot, ferroalyaj, işçilik, finansman, navlun ve döviz kuru da toplam maliyete önemli oran-da etki yapabiliyor. Özellikle elektrik ark ocaklı üretimde hurda fiyatlarının seyri çok önemli. Biz hammadde tercihinde yalnızca fiyata değil; kaliteye, verime, tedarik sürekliliğine ve karbon ayak izine birlikte bakıyoruz. Operasyon tarafında ise enerji verimliliğini artırmak, proses kayıplarını azaltmak, dijitalleşmeden daha fazla yararlanmak ve lojistik avantajlarımızı etkin kullanmak temel önceliklerimiz. Entegre yapımız da burada bize esneklik sağlıyor.
“DÜŞÜK KARBONLU ÜRETİM YATIRIMLARI KRİTİK ÖNEMDE”
SKDM’nin devreye girmesiyle birlikte karbon yoğun üretim yapan şirketler için yeni bir maliyet ve rekabet dönemi başladı. İÇDAŞ’ın emisyon azaltımı, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim yatırımlarında bugün gelinen nokta nedir?
SKDM ile birlikte karbon artık yalnızca çevresel bir konu değil, doğrudan maliyeti, ihracatı ve pazara erişimi etkileyen bir rekabet unsuru haline geldi. İÇDAŞ’ın hurda bazlı elektrik ark ocağı üretim modeli bu açıdan önemli bir avantaj sağlıyor; elektrik ark ocağı rotası, geleneksel cevher-yüksek fırın üretimine göre daha düşük karbon yoğunluğuna sahip. Bunun yanında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, emisyonların ölçülmesi ve ürün bazında izlenebilirlik konusunda uzun süredir çalışıyoruz. 2024 itibarıyla HES, RES ve GES toplam yenilenebilir kurulu gücümüz 79,47 MW seviyesindeydi ek olarak RES ve GES yatırımlarımız devam ediyor. Ürün karbon ayak izi çalışmalarımızı ISO 14067 kapsamında yürütüyor, kapsam 1 emisyonlarımızı bağımsız kuruluşlara doğrulatıyoruz. 2024’te oluşturduğumuz iklim geçiş planı da yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji geri kazanımı ve daha verimli üretim teknolojilerine geçiş gibi alanları kapsıyor. Önümüzdeki dönemde düşük karbonlu üretim yatırımlarını ticari rekabet gücümüzün de ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
İÇDAŞ’ın çelik üretiminin yanı sıra enerji, liman-lojistik ve tersanecilik faaliyetlerine sahip olması grubun operasyonel yapısında nasıl bir sinerji yaratıyor? Bu alanlarda önümüzdeki döneme ilişkin yatırım planlarınız neler?
İÇDAŞ’ın en önemli avantajlarından biri gerçekten entegre bir yapıya sahip olması. Çelik üretiminin yanında enerji, liman, kara ve demiryolu lojistiği ile tersane faaliyetlerinin aynı ekosistem içinde bulunması bize hem operasyonel esneklik hem de maliyet ve zaman avantajı sağlıyor. Ham maddenin tesise girişinden nihai ürünün müşteriye sevkiyatına kadar birçok süreci kendi altyapımızla yönetebilmemiz tedarik zincirinin güvenilirliğini artırıyor. Çelik üretimiyle tersanenin yan yana olması da teknik bilgi ve malzeme kullanımında önemli bir sinerji yaratıyor. İÇDAŞ Tersanesi bugün yıllık 100 bin DWT gemi inşa kapasitesine sahip. Önümüzdeki 2-3 aylık dönemde 5 gemiden oluşan filomuza ICDAS-29 isimli 12.500 DWT kapasiteli gemimizden ekleyeceğiz.
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN BÜYÜME STRATEJİSİ
Önümüzdeki 3-5 yıllık dönemde İÇDAŞ’ın büyüme ajandasında hedefler öne çıkıyor?
Önümüzdeki üç-beş yılda büyümeyi sadece daha fazla ton üretmek olarak görmüyoruz. Hedefimiz daha verimli, yüksek teknolojili, daha düşük karbonlu ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya doğru ilerlemek. Üretimde verimlilik ve proses geliştirme, ürün ta-rafında özel kalite ve yüksek katma değerli çeliklerin payının artırılması, ihracatta ise pazar çeşitlendirmesi temel başlıklarımız olacak. Teknoloji tarafında Ar-Ge Merkezimizin önemli bir rol üstlenmesini bekliyoruz. Dijitalleşme, enerji verimliliği, yeni ürün geliştirme ve döngüsel ekonomi projelerini hızlandıracağız. Sürdürülebilirlikte ise karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması ve SKDM başta olmak üzere yeni uluslararası koşullara uyum öncelikli olacak. İÇDAŞ olarak önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve kapasite üzerinden değil; kalite, karbon performansı, teknoloji, teslimat güvenilirliği ve tedarik sürekliliği üzerinden şekilleneceğini düşünüyoruz ve büyüme stratejimizi de buna göre oluşturuyoruz.



