Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, ABD’de düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda şirketin dijital altyapı yatırımlarından yenilenebilir enerji projelerine uzanan sürdürülebilirlik yol haritasını anlattı. COP31’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, 2030’a kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050’de ise Net Sıfır hedefine ulaşmayı planlıyor.
Türkiye’nin dijital altyapısındaki yatırımlarını sürdürülebilirlik hedefleriyle birlikte yürüten Türk Telekom, büyüme stratejisini ve yeşil dönüşüm çalışmalarını ABD’de küresel yatırımcılarla paylaştı. 19. Türkiye Yatırım Konferansı’na katılan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, şirketin fiber altyapıdan yeni nesil şebeke teknolojilerine, siber güvenlikten veri merkezlerine ve yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar uzanan yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı da Şahin’in mesajlarının önemli başlıklarından biri oldu.
COP31’de teknoloji ve dijital dönüşüm odağı
9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’de düzenlenecek COP31’e “Master Partner” olarak destek verecek Türk Telekom, aynı zamanda konferansın “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak yer alacak.
Şirket, COP31 süresince teknoloji altyapısına katkı sağlamanın yanı sıra dijitalleşme ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiyi uluslararası iklim gündemine taşımayı hedefliyor.
Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, dijital dönüşümün yalnızca teknolojik bir değişim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu dönüşümün toplumsal ve ekonomik değer üretme potansiyeline dikkat çekti.
Yaklaşık 58 milyon aboneye hizmet verdiklerini ifade eden Şahin, Türk Telekom’un 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijital dönüşümüne yönelik 24,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini söyledi.
Şahin, şirketin gelecek dönem stratejisine ilişkin olarak, “Teknolojideki hızlı dönüşümün yarattığı fırsatları herkes için erişilebilir kılmaya odaklanıyoruz. Dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Güneş enerjisinde 530 MWp hedefi
Türk Telekom’un sürdürülebilirlik stratejisinin önemli ayaklarından birini yenilenebilir enerji yatırımları oluşturuyor.
Şirketin Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarının ilk ayağı olan Sivas GES, yıllık 128 MWp üretim kapasitesiyle enerji üretimine başladı. Sivas’ın ardından Malatya ve Ağrı’da kurulması planlanan tesislerle Türk Telekom’un toplam güneş enerjisi kurulu gücünün 530 MWp’ye ulaşması hedefleniyor.
Yaklaşık 6 bin dönümlük alan üzerinde kurulacak üç GES’in yılda yaklaşık 800 GWh elektrik üretmesi ve yaklaşık 350 bin ton karbon salımının önüne geçmesi öngörülüyor.
Şebekede enerji tüketimini azaltan teknolojiler
Yenilenebilir enerji yatırımlarının yanında mevcut telekomünikasyon altyapısındaki enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar da sürüyor.
Türk Telekom’un açıkladığı verilere göre şirket, 2025 yılında devreye aldığı enerji verimliliği uygulamaları sayesinde yıllık 46,7 GWh enerji tasarrufu sağladı.
Baz istasyonlarında güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştıran şirket, sabit ve mobil şebekelerinde yeni nesil soğutma teknolojilerine geçişi de hızlandırıyor. Veri merkezlerinde enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik teknolojiler devreye alınırken, TT Ventures bünyesindeki E4 Şarj projesiyle elektrikli araç şarj ekosistemine de yatırım yapılıyor.
Hedef 2050’de Net Sıfır
Türk Telekom’un çevresel performansı uluslararası değerlendirmelere de yansıyor. Şirket, Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) 2025 İklim Değişikliği Programı’nda “A” notunu korurken, ilk kez katıldığı Su Güvenliği Programı’nda “A-” notu aldı.
Şirketin uzun vadeli iklim yol haritasında ise iki kritik tarih bulunuyor: 2030 ve 2050.
Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050 yılında ise Net Sıfır seviyesine ulaşmayı hedefliyor.
COP31 öncesinde açıklanan yatırım ve sürdürülebilirlik stratejisi, telekomünikasyon sektöründe dijitalleşmenin artık yalnızca daha hızlı bağlantı ve daha güçlü altyapı üzerinden değerlendirilmediğini de gösteriyor. Veri merkezlerinden mobil şebekelere kadar hızla artan dijital kapasitenin enerji ihtiyacı büyürken, teknoloji şirketlerinin önündeki yeni denklem dijital büyümeyi daha düşük karbon ayak iziyle gerçekleştirebilmek olacak.
Türk Telekom da COP31’de bu denklemin teknoloji tarafındaki aktörlerinden biri olarak küresel vitrine çıkmaya hazırlanıyor.



