Gayrimenkul sektörü açısından son gelişme, sıradan bir adli vaka olarak geçiştirilemeyecek kadar önemli. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı ve EPOS Gayrimenkul Danışmanlık ve Değerleme A.Ş. kurucu ortağı Neşecan Çekici’nin, yatırım yoluyla usulsüz vatandaşlık verilmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınması ve ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, sektörün en önemli temsil kuruluşlarından birini de kamuoyunun gündemine taşıdı.
Öncelikle açık konuşalım.
Çekici hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yok. Dolayısıyla kimseyi devam eden bir soruşturma üzerinden suçlu ilan etmek ne gazetecilik açısından ne de hukuk açısından doğru olur.
Ancak “Soruşturma devam ediyor, o halde konuşmayalım” yaklaşımı da kabul edilemez.
Çünkü burada mesele yalnızca bir kişinin hukuki durumu değil.
Mesele, Türkiye gayrimenkul sektörünün en önemli çatı kuruluşlarından biri olan GYODER’in kurumsal sorumluluğudur.
Ve artık GYODER yönetiminin kamuoyuna açık, net ve tatmin edici bir açıklama yapması gerekiyor.
GYODER NEDEN SESSİZ?
Sektörün temsilcisi olmak yalnızca zirvelerde konuşmak, rapor yayımlamak, sektörün büyüme rakamlarını açıklamak ve yatırım ortamının geliştirilmesini savunmak değildir.
Sektörün itibarını ilgilendiren zor zamanlarda da sorumluluk almak gerekir.
Bugün GYODER’in başındaki isim hakkında ciddi bir soruşturma yürütülüyor. İddiaların merkezinde ise gayrimenkul değerleme süreçleri bulunuyor.
Düşük bedelli taşınmazların sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli gösterildiği ve muvazaalı para hareketleriyle yatırım yoluyla vatandaşlık süreçlerinin usulsüz biçimde gerçekleştirildiği iddiaları soruşturuluyor.
Şimdi GYODER yönetimine soruyoruz:
Bu iddialar hakkında derneğin kurumsal görüşü nedir?
GYODER yönetimi, başkanının yürüttüğü ticari faaliyetlerle derneğin kurumsal kimliği arasında herhangi bir itibar veya temsil riski görüyor mu?
Değerleme sektöründe etik ve denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda GYODER’in değerlendirmesi nedir?
Soruşturmanın konusu olan iddialar, sektörün yıllardır savunduğu şeffaflık ve güven ilkeleriyle nasıl bağdaştırılmalıdır?
Bunlar cevapsız bırakılabilecek sorular değil.
BAŞKANLIK KOLTUĞU SADECE YETKİ DEĞİL, SORUMLULUK DA GETİRİR
Bir derneğin başkanlığını yürütmek, yalnızca bir unvan taşımak değildir.
O koltuk aynı zamanda temsil sorumluluğudur.
Hele ki temsil edilen sektörün güvenilirliği tartışma konusu olmuşsa, yönetimlerin daha fazla açıklama yapması gerekir.
“Yargı süreci devam ediyor” demek hukuken doğru olabilir.
Ama kurumsal iletişim açısından yeterli değildir.
Çünkü kamuoyunun merak ettiği yalnızca soruşturmanın hukuki sonucu değildir.
Kamuoyu şunu da bilmek istiyor:
GYODER bu süreçten nasıl bir kurumsal ders çıkarıyor?
Değerleme sektöründe hangi denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor?
GYODER bu konuda somut olarak ne yapacak?
DEĞERLEME SEKTÖRÜNDE ALARM ZİLLERİ ÇALMIYOR MU?
İşin en kritik tarafı burada.
Gayrimenkul değerleme, ekonomik sistemin güven unsurlarından biridir. Bir taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi; yatırım kararından krediye, vergiden vatandaşlık başvurusuna kadar birçok süreci etkileyebilir.
Bu nedenle değerleme raporlarının güvenilirliği tartışmaya açıldığında sektörün tamamının bu konuya eğilmesi gerekir.
GYODER’in burada öncü olması beklenir.
Sadece “bizim sektörümüz güvenilir” demek yetmez.
Peki bu güven nasıl sağlanıyor?
Denetim mekanizmaları yeterli mi?
Etik standartlar gerçekten uygulanıyor mu?
Çıkar çatışmalarına karşı hangi önlemler var?
Yanlış veya gerçeğe aykırı değerleme iddiaları ortaya çıktığında sektör kendi içerisinde bunu nasıl sorguluyor?
İşte GYODER’in cevaplaması gereken asıl sorular bunlar.
PR ÇOK, AÇIKLAMA NEREDE?
Bir de işin iletişim tarafı var.
Günlerce, haftalarca sektörün başarılarını anlatan basın bültenleri servis edilebilir. Yeni projeler, yeni yatırımlar, yeni raporlar ve yeni başarı hikâyeleri peş peşe kamuoyuna duyurulabilir.
Bunda elbette hiçbir sorun yok.
Ama iletişimin gerçek sınavı iyi haber günlerinde değil, zor soru geldiğinde başlar.
Gazetecilere sürekli bülten göndermek kolaydır.
Asıl mesele, gazetecinin zor sorusuna cevap verebilmektir.
PR çalışması görünürlüğü artırabilir.
Ama PR, hesap verebilirliğin yerine geçemez.
Bir kurumun itibarı kaç basın bülteni yayımlandığıyla değil, kriz anında ne kadar şeffaf davrandığıyla ölçülür.
Bugün GYODER’in ihtiyacı yeni bir başarı hikâyesi değil, kamuoyunun sorularına açık ve net cevap vermektir.
GYODER YÖNETİMİ TOPU TACA ATMAMALI
Bu mesele “kişisel soruşturma” denilerek tamamen kurumun dışına itilebilecek kadar basit değil.
Çünkü kamuoyunun karşısında GYODER’in adı var.
Derneğin başkanı hakkında yürütülen bir soruşturma var.
Gayrimenkul değerleme sektörünü ilgilendiren ciddi iddialar var.
Dolayısıyla GYODER yönetiminin yapması gereken şey savunmaya geçmek değil, şeffaflık göstermek.
Soruşturmanın hukuki sonucunu elbette yargı belirleyecek.
Fakat GYODER’in kurumsal duruşunu belirlemek için mahkeme kararını beklemesine gerek yok.
Bugün açıklayabilir.
Bugün sorulara cevap verebilir.
Bugün sektörün etik standartlarının güçlendirilmesi için hangi adımları atacağını ortaya koyabilir.
MESELE ARTIK GYODER’İN DE MESELESİDİR
Kimse GYODER yönetiminden yargının yerine geçmesini istemiyor.
Kimse Çekici hakkında hüküm vermesini de istemiyor.
İstenen çok daha basit:
Kamuoyuna karşı hesap verebilir olmak.
Eğer ortada bir yanlışlık yoksa bunu anlatmak.
Eğer sistemde açıklar varsa bunları tartışmaya açmak.
Eğer değerleme süreçlerinde sorunlar varsa çözüm önermek.
Ve eğer sektörün itibarı zarar görüyorsa, bu itibarı yeniden tesis edecek adımları atmak.
GYODER, gayrimenkul sektörünün vitriniyse, vitrinde yaşanan her tartışmaya da açıklık getirmek zorunda.
Çünkü bugün suskun kalmak, yarın daha büyük soruların önünü açabilir.
Son sözümüz açık:
Neşecan Çekici’nin hukuki durumuna yargı karar verecek.
Ama GYODER yönetiminin bu süreç karşısındaki kurumsal sorumluluğuna kamuoyu bakacak.
Ve kamuoyu artık yalnızca yeni bir basın bülteni değil, açık bir açıklama bekliyor.
GYODER de iletişim tarafı da susuyor.
Oysa konu büyüdükçe suskunluk, bir iletişim tercihi olmaktan çıkıp başlı başına bir soru işaretine dönüşüyor.
Günlerce bülten yağdıranların, iş zor sorulara gelince sessizleşmesi de ister istemez dikkat çekiyor.
Şimdi top GYODER yönetiminde.
Gayrimenkul sektörünün güvenilirliği konusunda kamuoyuna ne diyeceksiniz?
Cevabı bekliyoruz.




