Dünya Kupası nedeniyle yaklaşık 3 haftadır Kanada ve ABD hattında geziyorum. Kısmet olursa haftaya artık İstanbul’da olacağım. Buralarda takılırken aynı anda çalışan Türkleri gözlemleme fırsatım oldu ve olmaya da devam ediyor.
Bir süredir herkesin dilinde aynı cümle var: “Gittim, hayatım değişti.”
Kulağa net geliyor, güçlü geliyor, hatta biraz da havalı duruyor. Ama işin içine biraz yakından bakınca bu hikâyenin o kadar da tek parça olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü Amerika’ya giden insanların önemli bir kısmı aslında “hayat değiştirmiyor”, sadece yer değiştiriyor.
Türkiye’de yıllarca okumuş insanlar var. Mühendis olmuş, öğretmen olmuş, tekniker olmuş, yönetici olmuş, eczacı olmuş… Adam bir düzen kurmuş, bir meslek edinmiş, bir noktaya gelmiş. Kolay olmamış tabii. Yıllar, sınavlar, emek, stres… hepsi var işin içinde.
Sonra bavul kapanıyor, uçak kalkıyor, Meksika sınırından Kanada veya Amerika başlıyor.
Ve asıl gerçek orada ortaya çıkıyor.
Orada kimse sizin geçmişinize dönüp bakmıyor. Kimse “Türkiye’de neydiniz?” diye de pek ilgilenmiyor. Sistem basit: ya yeniden başlarsın ya da sistemin dışında kalırsın. Ortası yok.
Bunda garip olan bir şey yok aslında. Yeni ülke, yeni sistem, yeni dil, yeni kurallar… Ama sorun şu: bu durum sanki otomatik bir yükselişmiş gibi anlatılıyor.
İnsanlar bunu başarı hikâyesine çeviriyor.
Ama sahaya indiğinde hikâye öyle değil.
Çünkü gerçek hayat Instagram postlarından oluşmuyor. Gerçek hayat sabah erken kalkmak, çalışmak, uyum sağlamak, yeniden öğrenmek ve çoğu zaman kendi alanının dışında bir işte tutunmaya çalışmak demek.
Bu süreçte ne oluyor?
Adam mühendis ama kurye oluyor.
Öğretmen ama markette çalışıyor.
Ofis kurmuş insan depo işine giriyor.
Yıllarca eğitim almış insanlar bambaşka sektörlere dağılıyor.
Ve burada kimseyi küçümsemek yok. Kurye olmak, depo işi yapmak, garsonluk yapmak… bunların hepsi onurlu işler. Ama mesele bu değil.
Mesele şu: 10–15 yıl emek verdiğin bir mesleğin, bir anda “yan hikâye”ye dönüşmesi.
Sonra buna bakıp “başardım” deniyor.
İşte kopuş burada.
Çünkü başarı dediğin şey sadece para kazanmak değil. Sadece ülke değiştirmek değil. Sadece daha yüksek gelir görmek de değil. Eğer elindeki meslek devre dışı kalmışsa, burada durup bir düşünmek gerekiyor.
Bir de işin sosyal medya tarafı var.
Orası tamamen ayrı bir dünya.
Orada kimse beklemiyor. Kimse zorlanmıyor. Kimse “ben aslında bu işi yapamıyorum” demiyor. Herkes bir şekilde düzen kurmuş, her şey yolunda, herkes memnun.
Görüntü net: gökdelen, araba, kahve, şehir ışıkları.
Ama o görüntünün arkasında ne var?
Aylarca denklik bekleyenler var.
Mesleğine dönemeyenler var.
Sürekli geçici işlerde kalanlar var.
Ve açık açık söyleyemese de “ben burada mesleğimi yapamayacağım” diyenler var.
Bunlar hikâyenin görünmeyen tarafı.
Bir de şu var: Amerika’ya gitmek çoğu insan için sadece bir göç değil, aynı zamanda “statü reseti”. Türkiye’de saygın bir mesleği olan insan, orada çoğu zaman sıfırdan kendini yeniden ispat etmek zorunda kalıyor.
Bu kolay bir şey değil. Ve herkes için aynı sonucu vermiyor.
Bazıları yıllar içinde kendi alanına dönebiliyor, sistemin içine giriyor, gerçekten kariyer kuruyor. Bu ayrı bir gerçek.
Ama diğer tarafta da uzun süre yerinde sayan, hatta tamamen başka bir hayata geçen insanlar var. Bu da ayrı bir gerçek.
İkisini aynı sepete koyup “herkes kazandı” demek işte en büyük yanılgı.
Madem böyle bir kariyer planı yapacaktınız, e buyrun gelin Türkiye’ye? Hem de kuryelik yaparak mevcut unvanlarınızdan sıyrılabilirsiniz. Yurt dışında yapmaktan utandığınız mesleklerden ülkenizde utanmayın.
Yurt dışına giden herkes kazandığı parayı anlatıyor. Mesela ben hiç görmedim; çektiği yalnızlığı anlatan; anne babasının başına bir iş gelince dua etmekten başka çaresi olmadığını anlatan; etrafında sevincini, üzüntüsünü anlatacağı birilerini bulamamanın sıkıntısını anlata; arkadaşları ile havadan sudan laklak edememenin verdiği sıkıntıyı anlatan. Varsa yoksa şu kadar para kazandım, bu kadar para kazandım. Oysaki hayat, para kazanmaktan daha fazlası.
Valla 3. sınıf şartlarda yaşayan Hintliler ve kendini bir halt zanneden Asyalılarla beraber aynı muameleyi görmekten siz utanmıyor olabilirsiniz, ben utandım. Ülkenizde yanınıza yaklaştırmayacağınız insanlarla hayatta başarılar diliyorum.




