Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Bianca Boya sahada oyun değiştiriyor

Bianca Boya sahada oyun değiştiriyor

umutimza
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü

Bodrum’da Bianca Boya’nın davetiyle gerçekleşen buluşmada Bianca Boya Kurucu Ortakları Veysel Feyzoğlu ve Mehmet Salih Özer ile bir araya geldiğimiz sohbet, klasik bir sektör toplantısından çok daha farklı bir tonda ilerledi. Konuşma boyunca sürekli geri dönen tema, daralan bir pazarda “nasıl büyünür” sorusunun teoriden çıkıp sahaya nasıl indiğiydi. Özellikle son iki yılın sert daralmasının ardından kurulan cümleler, bir tabloyu anlatmaktan ziyade bir yön arayışını işaret ediyordu.

Veysel Feyzoğlu sohbetin başında sektörün yaşadığı yaklaşık %50’lik daralmayı doğrudan bir kriz olarak tanımlamaktan kaçındı. Onun yaklaşımında bu durum daha çok bir yeniden dağılım evresi olarak okunuyordu. Şu cümle sohbetin çerçevesini belirledi: “Pazarın daraldığı dönemler aslında doğru stratejiyle büyümenin mümkün olduğu zamanlardır. Biz odağımızı genel büyüklükten çok, sahadaki etkinliğimizi artırarak pazar payı kazanmaya çevirdik.”

Bu noktada Feyzoğlu’nun anlattığı şey yalnızca bir strateji değişimi değildi; şirketin çalışma biçiminin yeniden tanımlanmasıydı. Bayi toplantıları, taşeron buluşmaları, yurtdışı saha ziyaretleri ve yüzlerce bölgesel eğitim… Bunların her biri tek tek operasyon gibi görünse de, onun anlatımında “sahanın sürekli canlı tutulması” gibi bir bütünlüğe bağlanıyordu. Feyzoğlu özellikle “görünürlük değil temas kalitesi” vurgusunu birkaç kez tekrar etti.

Sohbet ilerledikçe Feyzoğlu büyümeyi sadece hacim artışı olarak görmediklerini daha net bir şekilde açtı. 900 milyon TL seviyesindeki cironun 1.4 milyar TL’ye taşınması hedefini anlatırken, bunu bir rakam hedefi olarak değil, daha fazla kullanıcıya temas etme kapasitesinin artışı olarak yorumladı. İhracat tarafında 32 ülkeye ulaşılmış olması ve cironun %10-12’sinin dış pazardan gelmesi de bu yapının sadece iç pazara bağlı olmadığını gösteriyordu. Ancak onun anlatımında asıl kritik nokta şu oldu: “Büyüme, satışın artması değil, sistemin daha çok insana temas edebilmesidir.”

Mehmet Salih Özer konuşmaya dahil olduğunda çerçeve biraz daha farklı bir yerden açıldı. Özer daha çok ürün, kullanıcı davranışı ve dönüşüm ekonomisi üzerinden ilerledi. Sektördeki konumlarını tarif ederken kullandığı ifade netti: “Bugün Bianca Boya olarak Türkiye boya sanayisinde ilk 10 firma arasında üst sıralarda, 6. ila 7. sıra bandında yerimizi aldık.” Ancak bu sıralamayı bir başarı anlatısı gibi değil, daha büyük bir ölçeğe geçişin başlangıcı olarak gördüğünü özellikle belirtti.

Özer’in konuşmasında dikkat çeken en önemli noktalardan biri, tüketici davranışındaki değişimi oldukça somut okumasıydı. Ona göre artık kullanıcı yalnızca estetik sonuç istemiyor; hız, maliyet ve uygulanabilirlik aynı anda talep ediliyor. Bu nedenle geliştirdikleri dönüşüm boyalarını sadece bir ürün değil, bir “yenileme yöntemi” olarak konumlandırdıklarını anlattı. Özellikle “her yeri boyayan boya” yaklaşımını anlatırken mutfak dolaplarından seramik yüzeylere kadar uzanan kullanım alanını örnek verdi.

Özer, maliyet tarafına daha somut bir örnek getirdi. Geleneksel yöntemlerle 100-150 bin TL’yi bulan mutfak yenilemesinin, kendi ürünleriyle yaklaşık 6-7 bin TL seviyesine düşebildiğini söyledi. Bu farkın yalnızca fiyat avantajı olmadığını, aynı zamanda tüketici davranışını değiştiren bir eşik olduğunu ifade etti. Ona göre bu ürün grubu, kullanıcıyı ustaya bağımlı olmaktan çıkaran bir alan açıyordu.

Kadın ustalar konusu açıldığında Özer’in anlatımı daha sosyal bir zemine kaydı. Bugüne kadar 6 binden fazla kadının eğitim aldığını, yaklaşık bininin aktif olarak sahada çalıştığını söyledi. Ancak bunu anlatırken bunun bir sosyal sorumluluk projesi gibi değil, doğrudan iş modelinin bir parçası olarak tasarlandığını özellikle vurguladı. Kadın girişimciler tarafından işletilen mağazaların sayısının artmasını da bu modelin doğal sonucu olarak değerlendirdi.

Bu noktada sohbetin en dikkat çekici taraflarından biri, Feyzoğlu ve Özer’in aynı veriyi farklı yerlerden okumasıydı. Feyzoğlu için bu yapı saha gücünü büyüten bir ağ anlamına gelirken, Özer için aynı yapı üretim ve uygulama tarafında yeni bir ekonomik alan oluşturuyordu. İki yaklaşımın kesiştiği yer ise büyümenin artık tek merkezli değil, çok katmanlı bir yapıya dönüşmesi oldu.

Üretim kapasitesi konuşulduğunda Özer mevcut 12 bin tonluk yapının 18 bin tona çıkarılacağını söyledi. Ancak bunu bir fabrika genişlemesi gibi değil, büyümenin fiziksel altyapısı olarak anlattı. Çünkü onun anlatımında kapasite artışı, pazara daha hızlı cevap verebilmenin bir şartıydı. Aynı şekilde Bianca Vals serisinin teknik özelliklerine değinirken, örtücülük ve metraj avantajının kullanıcıya sadece ürün değil, zaman kazandırdığını söyledi.

Dijital tarafta ise sohbet daha farklı bir ritme geçti. Feyzoğlu reklam yatırımlarının arttığını ve bunun satışlara üç kat artış olarak yansıdığını ifade etti. Sosyal medya tarafında ise 741 bin takipçi seviyesine ulaşılması, sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir görünürlük anlamına geliyordu. Ancak burada da tekrar eden tema “görünürlük değil etkileşim” oldu.

Özer bu dijital büyümeyi daha çok kullanıcıyla kurulan yeni temas biçimi olarak okudu. Özellikle usta eğitimlerinde hedeflenen sayıların aşılması ve kadın odaklı satış ağının büyümesi, onun anlatımında dijital ve saha yapısının birleştiği noktaya işaret ediyordu.

Yurtdışı tarafı konuşulduğunda tablo daha da genişledi. 32 ülkeye yapılan ihracat, Amazon Almanya üzerinden satış ve İngiltere ile ABD planları, şirketin yalnızca yerel pazarda değil, uluslararası alanda da ölçek arayışında olduğunu gösteriyordu. Özer burada özellikle Avrupa’da bu ürün kategorisinin henüz tam olarak olgunlaşmadığını ve bunun ciddi bir fırsat alanı yarattığını söyledi.

Sohbet boyunca sık sık tekrar eden bir diğer başlık ise sektörün zorluklarıydı. Hammadde fiyatlarındaki %40–70 artış, üretim girdilerinin büyük kısmının ithalata bağlı olması ve döviz baskısı… Bu tabloyu Feyzoğlu daha çok “oyun alanını daraltan faktörler” olarak tanımlarken, Özer bunu “verimlilik zorunluluğu” olarak yorumladı. Ancak her iki yaklaşım da aynı noktada birleşti: geri çekilmek değil, daha verimli hareket etmek.

Bodrum’daki bu buluşmadan geriye kalan en net izlenim, büyümenin tek bir çizgide anlatılmadığıydı. Bir tarafta saha ve pazar payı, diğer tarafta ürün ve kullanıcı davranışı… İki farklı anlatı, aynı masada birbirini tamamlayan bir yapıya dönüşüyordu. Daralan bir sektörde büyümenin nasıl mümkün olabileceğine dair verilen cevap ise tek bir cümlede değil, konuşmanın tamamına yayılan bir yaklaşımda saklıydı.

Bianca Boya sahada oyun değiştiriyor

Bianca Boya sahada oyun değiştiriyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin