Otomasyon, yapay zekâ ve veri odaklı yatırımlarla lojistik yönetimini ileri teknolojiye taşıyan Yurtiçi Kargo, şubat ayında saatte 25 bin kargo kapasiteli Bursa otomasyonlu transfer merkezini devreye alacak. Merkez, şirketin Güney Marmara hattındaki hızını en üst seviyeye taşıyacak.
Türkiye’de kargo sektörü, e-ticaretin ivmesi, artan hız beklentisi ve dijitalleşmenin zorunlu hale gelmesiyle birlikte tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. Bu dönüşüm, yalnızca daha fazla kargo taşımayı değil; veriyi yöneten, süreçleri otomasyonla optimize eden ve müşteriye teslimatın kontrolünü veren yeni bir lojistik anlayışını beraberinde getiriyor. Yurtiçi Kargo Genel Müdürü Fatih Önyol, sektörde yaşanan bu değişimi “geleneksel lojistikten teknoloji ve mühendislik temelli bir yapıya geçiş” olarak tanımlıyor.
Günümüzde rekabetin şube sayısı ya da araç filosunun büyüklüğüyle değil; saniyeler içinde karar alabilen yazılım altyapıları, hatayı sıfıra yaklaştıran otomasyon sistemleri ve son kilometrede müşteri deneyimini yöneten dijital çözümlerle şekillendiğini ifade eden Önyol, “Yurtiçi Kargo resmi AR-GE merkezi, kendi geliştirdiği yazılımlar, Türkiye’nin dört bir yanına yayılan yüksek kapasiteli otomasyon merkezleri ve elektrikli araç filosuyla bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, yön belirleyen aktörü olarak konumlanıyor” dedi. Fatih Önyol ile sektörün durumunu, Yurtiçi Kargo’nun faaliyetlerini ve hedeflerini konuştuk.
Türkiye’de kargo sektörü bugün nasıl bir dönüşümden geçiyor? Yurtiçi Kargo bu dönüşümün neresinde duruyor?
Türkiye’de aslında bir süredir kargo sektörü artık teknoloji ve endüstri mühendisliği sürecine dönüştü. Biz bu değişimi “gelenekselden teknolojiye” bir sıçrama olarak görüyoruz. Yurtiçi Kargo olarak bu dönüşümün tam merkezinde, sektöre yön veren bir noktada konumlanıyoruz. Sadece kargo taşımıyor, operasyonumuzun her bir saniyesini yöneten devasa bir dijital ekosistem kuruyoruz.
E-ticaretin hızlı büyümesi operasyonel kapasite ve hizmet modellerinizi nasıl etkiledi?
Özellikle pandemi dönemi ve sonrasında e-ticaret hacminin katlanarak artması bizi kapasitemizi fiziksel olarak büyütmenin ötesine, akıllı kapasite yönetimine itti. Pandemiyle başlayan ve kalıcı hale gelen bu yoğunluğu sadece insan gücüyle yönetmek artık doğru değil. Bu yüzden e-ticaretin getirdiği bu devasa yükü karşılamak için Türkiye’nin dört bir yanını otomasyon merkezleriyle örüyoruz. Kapasitemizi sadece şube açarak değil; saniyeler içinde binlerce kargoyu ayrıştırabilen sistemlerle artırdık.
“Hız ve esneklik operasyonel genetiğimizin bir parçası”
Müşteri beklentilerinin hız, şeffaflık ve esneklik ekseninde değişmesi hizmet anlayışınızı nasıl dönüştürdü?
Aslında bu beklentiler hizmet anlayışımızı dönüştürmedi; zaten yıllar önce bunlar bizim standartlarımızdı. Hız ve esneklik bizim için yeni kavramlar değil, operasyonel genetiğimizin bir parçası. Müşteri daha fazlasını istemeden biz zaten YK Plus gibi modellerle, “Kontrol Sende” gibi uygulamalarla teslimatın kontrolünü tamamen kullanıcıya bırakmıştık.
Bizim için şeffaflık, kargonun her anını milimetrik olarak takip edebilen devasa otomasyon ağımızdan geliyor. İstanbul, Ankara ve Eskişehir’de kurduğumuz teknoloji üsleri bu hız talebini bir sorun olmaktan çıkarıp rutin bir süreç haline getirdi. Şimdi bu iddiamızı daha da ileri taşıyoruz. Şubat ayında saatte 25 bin kargo işleyebilen Bursa otomasyonlu transfer merkezimizi açıyoruz. Biz dün de en büyük elektrikli araç filomuzla ve 18 bin kişilik dev kadromuzla sahadaydık; bugün de teknolojinin zirvesinde liderliğimizi sürdürüyoruz.
“Farkımız; yaygın ağ, teknolojik üstünlük ve müşteri memnuniyeti”
Rekabetin yoğun olduğu bu pazarda Yurtiçi Kargo’yu benzerlerinden ayıran temel unsurlar neler?
Bizi ayıran en temel fark, Türkiye’nin en yaygın ağına sahip olmamızın yanına eklediğimiz teknolojik üstünlüğümüz ve yüksek müşteri memnuniyetimizdir. Yatırımlarımızın odağında her zaman “hız ve hata payını sıfıra indirmek” var. Biz sadece bir kargo şirketi değiliz; bünyesinde resmi AR-GE merkezi olan, kendi yazılımını ve operasyonel teknolojisini üreten bir yapıya sahibiz. Sadece Türkiye’de değil, dünya çapında müşteri memnuniyeti en yüksek kargo şirketlerinden biriyiz.
“Devasa teknoloji üsleri kurduk”
Dijitalleşme, otomasyon ve veri kullanımı operasyonel verimlilikte nasıl bir rol oynuyor?
Otomasyon, operasyonel verimliliğimizin omurgasıdır. Operasyonlarımızı dijitalleştirme aşamasını halihazırda yıllar önce gerçekleştirdik. Biz bu alanda çıtayı en yükseğe nasıl çıkarırız, bunun organizasyonlarını gerçekleştiriyoruz. Örneğin şu anda 5 şubemizde kioskları test ediyoruz. Kiosklarımız kargonuzu tartıyor, ölçüyor, faturasını kesiyor. Hiçbir insan müdahalesi olmadan göndericiden kargoları teslim alabiliyor.
Aynı vizyonla Türkiye’nin stratejik noktalarına devasa teknoloji üsleri kurduk, kurmaya da devam ediyoruz. İstanbul (Haramidere), saatte 30 bin kargo işleme kapasitesiyle Avrupa’nın sayılı merkezlerinden biri. Ankara’da (Başkent), saatte 50 bin kargo işleme kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük yatırımlarından birini hayata geçirdik. Eskişehir’de sektörde bir ilk olan robotik teknolojileri kullanarak operasyonel hatayı minimize eden bir merkez kurduk.
Teknoloji hamlemiz tüm hızıyla devam ediyor. Şimdi de Bursa’da saatte 25 bin kargo işleyebilen yeni otomasyonlu transfer merkezimizin açılışını şubat ayında gerçekleştireceğiz. Bu merkezle Güney Marmara hattındaki hızımızı en üst seviyeye taşıyacağız.
Son kilometre teslimatlarında karşılaştığınız en büyük zorluklar ve bu alanda geliştirdiğiniz çözümler neler?
Teslimatın en zorlu halkası olan son kilometrede “müşteriyi evde bulamama” sorununu yine teknolojilerimizle çözdük. YK Plus çatısı altında Teslim Noktaları, 7/24 Akıllı Kargo Dolapları ve müşterinin kargosunu anlık yönetebildiği “Kontrol Sende” sistemini devreye aldık. Böylece kargo teslim sürecini beklenen değil, yönetilebilen bir süreç haline getirdik.



