Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) platformu Başlangıç Noktası koordinasyonuyla, Psylabs ve Research Istanbul iş birliğiyle hazırlanan Skillswatch 2025 Raporu yayınlandı. Türkiye’de 18–25 yaş arasındaki gençlerin iş dünyasına yönelik yetkinliklerini, motivasyonlarını ve gelişim alanlarını inceleyen rapor, genç yeteneklerin güçlü yönlerine ve ihtiyaçlarına dair kapsamlı içgörüler sunuyor.
Özetle, gençler özellikle odaklanma, düşünme, hızlı öğrenme ve değişen koşullara uyum sağlama gibi temel geleceğin becerilerinde oldukça güçlü bir tablo çiziyor.
Verilere göre en yüksek motivasyon kaynağı bir alanda “uzmanlaşma” olurken, bunu yenilik ve değer yaratma takip ediyor. “Kurumsal bağlılık” ve “finansal kazanç” ise motivasyon başlıkları arasında daha alt sıralarda yer alıyor.
Korelasyon analizleri, öğrenme çevikliğinin analitik düşünme, problem çözme ve esneklikle birlikte ekosistemin merkezinde yer aldığını; buna karşın kurumsal bağlılığın esneklik ve yenilikçilikle negatif ilişki içinde olduğunu, gençlerin “kuruma” değil daha çok “anlamlı işe” bağlılık geliştirdiğini gösteriyor.
Analizler, öğrenme çevikliğinin analitik düşünme, problem çözme ve esneklikle güçlü şekilde bağlantılı olduğunu gösteriyor. Buna karşılık kurumsal bağlılığın, esneklik ve yenilikçilikle negatif ilişkili olduğu görülüyor. Yani yenilikçilik arttıkça bağlılık düşüyor. Gençler geleneksel anlamda bir kuruma değil, daha çok anlamlı ve değer üreten işe bağlılık geliştiriyor.
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, raporun sonuçlarını değerlendirerek şu açıklamada bulundu: “Bugün yaşadığımız kırılımlar, matbaadan elektriğe, buharlı makinelerden internete kadar son 700 yılda biriken tüm dönüşümlerin 30 yıla sıkışmış hali gibi. Böyle bir çağda, gençlerden ‘hazır cevaplar’ ezberlemelerini bekleyemeyiz; asıl ihtiyacımız olan, doğru soruları sorabilen, farklı disiplinler arasında köprü kurabilen ve kendi hikâyesini küresel bir ortak fayda ile ilişkilendirebilen bir kuşak. Skillswatch tam da bu nedenle önemli: Gençleri sadece notlarla ve sınavlarla değil, kırılım çağının gerçekten kritik olan yetkinlikleriyle görmemizi sağlıyor. Eğer bu tabloyu ciddiye alır ve eğitimden iş hayatına kadar kararlarımızı buna göre yeniden düşünürsek, Türkiye’yi yeni dönemin pasif izleyicisi değil, aktif kurucularından biri yapabiliriz.”



