Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. SEKA Investment’tan yeşil dönüşüme finansal dokunuş

SEKA Investment’tan yeşil dönüşüme finansal dokunuş

umutimza
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü

SEKA Investment; İstanbul, Londra, Dubai ve Tiran’daki ofisleri aracılığıyla Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da faaliyet gösteren, çok disiplinli bir stratejik danışmanlık şirketi olarak konumlanıyor. Çok uluslu şirketlere, kamu otoritelerine ve yatırımcılara karmaşık sınır ötesi projelerde teknik, finansal ve hukuki destek sunuyor. Yatırım yapılandırması, enerji dönüşümü, karbon piyasaları ve altyapı alanlarında uzmanlaşan şirketin vizyonu ise düşük karbonlu bir gelecek için sermaye, teknoloji ve politika arasında köprü kurmak.

Basın toplantı salonuna girerken atmosferin klasik bir iş birliği duyurusundan daha fazlasını vadettiği hissediliyordu. Konu karbondu ama tartışma çevre aktivizmi ekseninde değil, doğrudan finansal mimari ve rekabet stratejisi üzerinden ilerliyordu. Masanın bir tarafında SEKA Investment Yönetici Ortağı Serhat Kısakürek, diğer tarafında ise küresel piyasalara açılan yeni bir başlık vardı: karbonun finansallaşması.

Soruma net başladım. 1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği tarafından yürürlüğe alınan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani SKDM, Türkiye için ne anlama geliyordu? Avrupa ile güçlü ticari entegrasyonu olan bir ekonomi için bu yalnızca teknik bir düzenleme mi, yoksa oyunun kurallarını değiştiren bir eşik mi?

Kısakürek hiç tereddüt etmeden yanıtladı:

“Karbon artık çevre departmanlarının konusu değil. Bu doğrudan CFO’nun ajandasında yer alması gereken bir finansal risk başlığıdır. Yönetilmezse kârlılığı aşındırır, doğru yapılandırılırsa şirketi rakiplerinden ayrıştırır.”

Bu cümle aslında toplantının ana fikrini ortaya koyuyordu. Türkiye’nin Avrupa’ya ihracat yapan sektörleri için karbon maliyeti artık soyut bir sürdürülebilirlik metriği değil; teklif dosyasına giren, fiyatlandırmayı etkileyen ve nakit akış projeksiyonlarını değiştiren bir unsur. Üstelik Türkiye’nin devreye almayı planladığı Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile birlikte karbon fiyatlaması yalnızca dış kaynaklı bir düzenleme olmaktan çıkıp iç ekonomik sistemin de parçası haline geliyor.

Karbon fiyatlarının dalgalı seyri, şirketler için öngörülebilirlik sorununu beraberinde getiriyor. Döviz kurunda ya da emtia fiyatlarında yaşanan oynaklığa alışkın olan iş dünyası için karbon fiyatı yeni bir değişken. Kısakürek bu noktada açık bir benzetme yaptı:

“Döviz riskini hedge ediyorsanız karbon riskini de hedge etmelisiniz. Karbonu finansal sistemin dışında düşünmek artık mümkün değil.”

Tam da bu yaklaşımın somut karşılığı olarak SEKA Investment, ABD merkezli ve NASDAQ’ta işlem gören StoneX Group Inc. ile stratejik bir iş birliğine imza attı. StoneX’in küresel piyasa erişimi, karbon dahil birçok emtia ve finansal enstrümanda derinlik sunuyor. Bu iş birliği sayesinde Türk şirketlerinin karbon piyasalarına erişimi genişliyor; yalnızca yükümlülüklerini yerine getiren değil, fiyat riskini yöneten aktörler haline gelmeleri hedefleniyor.

Kısakürek iş birliğinin vizyonunu anlatırken şu ifadeyi kullandı:

“Biz karbonu bir ceza ya da zorunlu ödeme olarak görmüyoruz. Bu, doğru araçlarla yönetilebilecek bir finansal enstrüman. StoneX’in küresel piyasa altyapısı ile bizim hukuk ve regülasyon uzmanlığımız birleştiğinde şirketler karbon kaynaklı maruziyetlerini öngörülebilir hale getirebilir. Öngörülebilirlik ise rekabet gücünün temelidir.”

Türkiye’nin üretim altyapısı ve Avrupa ile olan ticari entegrasyonu düşünüldüğünde bu yaklaşımın stratejik boyutu daha net ortaya çıkıyor. Avrupa’daki karbon fiyatındaki her artış, Türkiye’deki üreticinin maliyetine yansıyor. Dolayısıyla mesele Brüksel’de alınan kararların diplomatik takibi değil; Anadolu’daki sanayicinin günlük maliyet hesabı.

Toplantıda dikkatimi çeken bir diğer unsur, geliştirilen modelin yalnızca finansal aracılıkla sınırlı olmamasıydı. Hukuki altyapı, regülasyon takibi ve teknik danışmanlık aynı çerçevede ele alınıyor. Karbon piyasaları karmaşık yapılar; mevzuat bilgisi, doğrulama süreçleri ve piyasa erişimi bir arada yürütülmek zorunda. Kısakürek bu noktada entegre yaklaşımın önemine vurgu yaptı:

“Karbon piyasalarında başarı, finans, hukuk ve teknik kapasitenin birlikte çalışmasını gerektirir. Tek başına finansal erişim yeterli değildir.”

Konuşmanın ilerleyen bölümünde Türkiye’nin iklim politikalarındaki konumlanmasına da değinildi. Yeşil finansman akışının giderek hızlandığı bir dönemde, uluslararası sermaye düşük karbonlu projelere yöneliyor. Türkiye’nin bu akıştan daha fazla pay alabilmesi için şirketlerin finansal adaptasyon kabiliyetinin güçlenmesi gerektiği açık.

Kısakürek’in şu sözleri bu perspektifi özetliyordu:

“Türkiye’nin iklim diplomasisindeki konumu güçlenirken iş dünyasının da aynı hızda dönüşmesi gerekiyor. Karbonu doğru yöneten şirketler için bu süreç bir maliyet baskısı değil, pazarda farklılaşma fırsatıdır.”

SEKA Investment'tan yeşil dönüşüme finansal dokunuş

0
mutlu
Mutlu
0
kahkaha
Kahkaha
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
susuyorum
Susuyorum
0
_zg_n
Üzgün
0
a_l_yorum
Ağlıyorum
0
sinirli
Sinirli
1
alk_
Alkış
0
be_enmedim
Beğenmedim
SEKA Investment’tan yeşil dönüşüme finansal dokunuş
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin