Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü
Depremin üçüncü yıl dönümünde yolumuz bir kez daha Hatay’a düştü. Acının, kaybın ve yeniden ayağa kalkma iradesinin iç içe geçtiği bir şehirde, bu kez eğitimi konuştuk. MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar ile basın toplantısında bir araya geldiğimizde, mesele yalnızca bir kurumsal sosyal sorumluluk çalışması değildi; uzun vadeli bir toplumsal yatırım vizyonuydu.
MediaMarkt Türkiye’nin, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle hayata geçirdiği “Eğitimle Daha İyiye” programı, deprem bölgesinde çocukların nitelikli eğitime erişimini sürdürülebilir bir modelle destekliyor. Hatay, Malatya, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren dört Ateşböceği öğrenim birimiyle bugüne kadar 13 okulda 11.297 çocuğa ulaşılmış. Toplam 145.789 saatlik uygulamalı eğitim verilmiş.
Rakamları art arda sıralamak kolay. Ama o rakamların her biri, konteyner kentlerde yaşayan, sınıfları yıkılmış, hayatı bir gecede değişmiş çocukların yeniden hayal kurabilmesi demek. İşte tam bu noktada projenin yaklaşımı belirleyici oluyor: Bir defalık yardım değil, kalıcı bağ.
Acar, konuşmasında bu yaklaşımı özellikle vurguladı: “Ateşböcekleri TEGV’in çok köklü ve çok değerli bir eğitim modeli. Biz MediaMarkt olarak bu modele, deprem bölgesinde çocukların ihtiyacına odaklanarak somut ve uzun soluklu bir katkı sunmak istedik. Bu projeyi hiçbir zaman ‘uzaktan destek’ gibi görmedik. İki yıldır ekiplerimiz bölgeye düzenli olarak gidiyor; sahadaki birimleri ziyaret ediyor, içeriklerin sahadaki gerçekliğe uygun gelişmesi için birlikte öğreniyor. Bu sebeple ‘Eğitimle Daha İyiye’ sadece bir proje değil; sahada yaşayan, sürekli güncellenen ve birlikte büyüyen bir bağ haline geldi” dedi.
Gerçekten de projenin en çarpıcı tarafı, masa başında kurgulanmış bir model olmaması. Sahada kurulan, okulları dolaşan, çocuklarla birebir temas eden bir yapıdan söz ediyoruz. TEGV’in mobil etkinlik noktası modeli olan Ateşböcekleri, deprem sonrası dört yeni öğrenim birimiyle güçlendirilmiş. Yani destek, bir logo görünürlüğü değil; fiziksel olarak orada olmayı, temas etmeyi ve sürekliliği içeriyor.
Program dört yıla yayılmış durumda. Hedef 24 bin çocuğa ulaşmak ve toplam 300 bin öğrenim saatine erişmek. Bu ölçekte bir planlama, sadece iyi niyetle değil; stratejiyle mümkün. Üstelik MediaMarktSaturn Perakende Grubu’nun faaliyet gösterdiği 11 ülke arasında bugüne kadar hayata geçirilen en büyük toplumsal yatırım olması da projeyi kurumsal tarih açısından ayrı bir yere koyuyor.
Toplantıda dikkatimi çeken bir diğer başlık, içeriklerin niteliğiydi. Ateşböceği öğrenim birimlerinde 1. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklara bilgisayar, iletişim teknolojileri, kodlama, bilişim, tasarım, bilim ve sanat gibi alanlarda kısa ve uzun süreli etkinlikler sunuluyor. Yaklaşık 146 bin saatlik etkinlik gerçekleştirilmiş olması, sahadaki emeğin boyutunu gösteriyor.
Ancak bu yıl projeye eklenen yeni başlık, işin yönünü daha da ileri taşıyor: Yapay zekâ atölyeleri. Aralık 2025’te başlatılan Yapay Zekâ Hikâye Etkinliği’ne bugüne kadar 364 çocuk katılmış. Çocuklar kendi hikâyelerini yazıyor, karakterlerini oluşturuyor, duygularını ve dünyalarını tarif ediyor. Ardından bu içerikler, yapay zekâ destekli süreçlerle zenginleştiriliyor. Hedef, 2026 sonunda bu hikâyeleri dijital bir çocuk masalları kütüphanesine dönüştürmek.
Bu noktada Acar’ın altını çizdiği yaklaşım önemliydi: “Ateşböceği öğrenim birimlerinde çocukların yaş grubuna uygun, sahaya uygun, uygulamalı bir program var. Çocuklar sadece dinlemiyor; dokunuyor, yapıyor, deniyor, üretiyor, paylaşıyor… Bizim için en önemli kazanım, çocuğun ‘katılımcı’ değil ‘üretici’ olması. Bu yıl programın içine bir yenilik daha ekledik: AI masal atölyesi… Çünkü yapay zekâ artık geleceğin değil, bugünün gerçeği ve çocuklarımızı bu dünyaya bugünden hazırlamamız gerekiyor” dedi.
Aslında bu cümle, projenin ruhunu özetliyor. Çocuğu pasif bir yardım alıcısı olarak konumlandırmayan; onu üretimin, yaratıcılığın ve teknolojinin öznesi haline getiren bir anlayıştan söz ediyoruz.
Projeye katkı sunan isimler de bu çok yönlü yaklaşımı destekliyor. Farklı illerde çocuklarla sanat ve drama odaklı atölyeler gerçekleştiren Ceyda Düvenci ve Taş-Kağıt-Makas ekibi, yapay zekâ atölyelerinde çocukları teknolojiyle tanıştıran Bager Akbay gibi isimler, programın yalnızca teknik değil; kültürel ve sanatsal boyutunu da güçlendiriyor.
Hatay’daki buluşmada şunu bir kez daha gördüm: Deprem sonrası yeniden yapılanma yalnızca konut inşa etmekle sınırlı değil. Asıl mesele, geleceği inşa etmek. O gelecek de sınıflarda, atölyelerde, bir çocuğun yazdığı hikâyede başlıyor.
“Eğitimle Daha İyiye” tam da bu yüzden önemli. Çünkü bu proje, kriz anında verilen refleks bir destek değil; uzun soluklu bir toplumsal söz. Ve o söz, her yeni öğrenim saatinde, her yeni hikâyede biraz daha güçleniyor.




