Kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yeri, tarih boyunca tartışma konusu oldu. Günümüzde kadınların gücü her ne kadar dile getirilse de çoğu zaman yalnızca sözde kalıyor. Kadınların yetkilendirilmesi ve toplumsal hayata eşit şekilde katılması konusunda ciddi engeller bulunuyor.
İletişim Media Ajans Başkanı Selma Canyoran, kadının toplumsal ve ekonomik kalkınmadaki rolüne dikkat çekerek, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, ‘Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ diyerek kadının medeniyet içindeki yerini açıkça ifade etmiştir,” dedi.
Eğitim ve İş Gücüne Katılımda Büyük Engeller
Kadınların eğitimde ve iş hayatında karşılaştıkları zorluklar, eşitlik mücadelesinin en büyük engellerinden biri olarak görülüyor. Kız çocuklarının eğitime katılım oranlarının düşük olması, kadınların iş gücündeki yerini de doğrudan etkiliyor. İş dünyasında kadınların karşılaştığı cinsiyet eşitsizliği ve “eşit işe eşit ücret” alamama sorunu halen devam ediyor.
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı yalnızca %30 seviyelerinde. Toplumda, kadının çalışmasının ayıp olduğu ya da erkeğin yeterince geliri olmadığı için çalışmak zorunda kaldığı inancı hâlâ yaygın. Kadınların meslek sahibi liyakatli bireyler olarak değil, erkeklerin gölgesinde bir figür olarak görülmesi, toplumsal kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak gösteriliyor.
Kadınlar Yönetimde Yeterince Temsil Edilmiyor
Kadınların iş hayatında ve yönetim kademelerinde yer alma oranı da oldukça düşük. Şirketlerin yalnızca %17’sinin yönetim kurullarında kadın üye bulunuyor. Bu durum, kadınların iş dünyasında söz sahibi olmasını engellerken, ekonomik büyümeye de olumsuz etki ediyor.
Kadınların ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda yeterince desteklenmemesi, onların daha az kaynağa erişmesine ve birçok alanda haksızlığa uğramasına yol açıyor. Kadınların başarılarının “başarılı bir erkeğin arkasında olmak” şeklinde tanımlanması, yeni nesillere de aktarılan bir kısır döngü oluşturuyor.
Toplumsal eşitliğin sağlanması için kadınların eğitimde, iş hayatında ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, bu zihniyetin değişmesi gerektiğini vurguluyor. Kadının gücünün sadece sözde değil, fiili olarak da tanınması, toplumsal kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak görülüyor.



