Kasık (inguinal) ve göbek (umbilikal) fıtıkları, toplumda en sık görülen cerrahi hastalıkların başında geliyor. Özellikle masa başı çalışma düzeni, fazla kilo, ağır kaldırma ve yaşa bağlı doku zayıflığı gibi faktörler, fıtık görülme sıklığını her geçen yıl artırıyor. Prof. Dr. Sabahattin Destek, fıtıkların kendiliğinden iyileşmediğini ve ilerleyen süreçte ciddi ağrı, yaşam kalitesinde düşüş ve acil cerrahi gerektiren komplikasyonlara yol açabildiğini vurguluyor. Bu tablo ise cerrahi tedavideki yeni yaklaşımları gündeme taşıyor.
Son yıllarda fıtık cerrahisinde minimal invaziv, yani laparoskopik yöntemler, hem hekimler hem de hastalar açısından ön plana çıkmış durumda. Küçük kesilerle gerçekleştirilen bu modern teknikler, klasik açık ameliyatlara kıyasla sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor.
Ameliyat sonrası ağrı belirgin şekilde azalıyor
Laparoskopik fıtık ameliyatlarında karın duvarına birkaç küçük kesi açılarak kamera ve özel cerrahi aletler yardımıyla işlem gerçekleştiriliyor. Bu sayede dokuya verilen travma minimum seviyede tutuluyor.
Uzmanlara göre, ameliyat sonrası ağrı düzeyi belirgin şekilde azalırken, hastaların hastanede kalış süresi de ciddi ölçüde kısalıyor. Çoğu hasta, kısa sürede günlük yaşamına ve iş hayatına geri dönebiliyor.
Minimal invaziv cerrahinin en önemli avantajlarından biri de aynı seansta iki taraflı fıtıklara müdahale edilebilmesi. Özellikle kasık fıtıklarında, henüz belirti vermeyen karşı tarafın da değerlendirilmesi ve gerekiyorsa onarılması, ileride ikinci bir ameliyat ihtiyacını ortadan kaldırabiliyor.
Prof. Dr. Sabahattin Destek: “Laparoskopik yöntem, estetik açıdan da daha cazip”
Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası izlerin çok daha az belirgin olması, laparoskopik yöntemi estetik açıdan da cazip hale getiriyor. Bunun yanı sıra, karın içi yapılar büyütülmüş görüntüyle izlendiği için cerrahi alan daha net değerlendiriliyor; bu da işlem güvenliğini artırıyor.
Uzmanlar, laparoskopik fıtık cerrahisinin her hasta için uygun olmayabileceğini, kararın mutlaka detaylı bir değerlendirme sonrası verilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak uygun hasta grubunda uygulandığında, bu yöntemin hem tedavi başarısı hem de hasta memnuniyeti açısından oldukça yüz güldürücü sonuçlar sunduğu ifade ediliyor.
Günümüzde inguinal ve umbilikal herni cerrahisinde minimal invaziv yöntemler, yalnızca bir teknik tercih değil; konfor, güvenlik ve hızlı iyileşmeyi bir arada sunan modern bir tedavi anlayışı olarak öne çıkıyor. Destek’e göre, cerrahinin bu yeni dönemi, fıtık tedavisinde standartları kökten değiştirmeye aday.



