Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. “Dene–Kirala–Satın Al” Modeli ofis kültürünü baştan yazıyor

“Dene–Kirala–Satın Al” Modeli ofis kültürünü baştan yazıyor

umutimza
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Umut Çelik / Business World Global Yazı İşleri Müdürü

Geçtiğimiz günlerde Mod Tasarım Yönetim Kurulu Başkanı ve Ofiste Her Şey konseptinin kurucusu Ercan Sicim’le oturduk, günümüzün en kritik başlıklarını konuştuk. Sohbetimiz önce piyasaların nabzıyla başladı, sonra ofis kültüründen tasarıma kadar uzandı ve aslında, Türkiye’nin nasıl bir dönüşüm içinde olduğunu çok net görmüş olduk.

Ercan Sicim’e göre, Türkiye zor dönemleri geride bırakıyor. Jeopolitik dengeler, en azından kısa vadede, büyük bir tehdit oluşturmuyor. Yeni dönemde özellikle borsaya giren taze sermayenin ciddi bir hareketlilik yaratacağını düşünüyor. Faiz indirim beklentisi de cabası. Bu da paranın üretime, imalata kaymasını sağlayacak. Yani önümüzdeki dönemde “erteleme” modundan çıkan projeler parça parça hayata geçecek.

Sohbet derinleştikçe yalnızca Türkiye değil, dünya da masaya yatırıldı. Avrupa’nın resesyonu, Amerika’nın korumacı politikaları, Afrika’daki alım gücü, Hindistan’ın yükselen pazar potansiyeli… Ercan Sicim’in altını çizdiği nokta şu: Türkiye hem Batı’da hem Doğu’da ciddi iş fırsatları yakalayabilir. Özellikle Suudi Arabistan’ın 2030 vizyon projeleri, yeni fuar düzenleri ve yatırım alanları bölgenin cazibesini artırıyor.

Ama konu sadece makro ekonomiyle sınırlı kalmadı. Sohbet ilerledikçe işin mikro tarafı, yani ofis kültürü gündeme geldi. Pandemi sonrası beyaz yakalının eve sığmadığı, ofisi özlediği bir dönemdeyiz. Ancak ofis artık eski ofis değil. Büyük toplantı odalarının yerini iki-üç kişilik geri bildirim odaları alıyor. Kurumsal renklerin keskin maskülen havası yerine daha genç, daha dingin ve hatta müzikle desteklenen tasarımlar öne çıkıyor. Ofis, yalnızca çalışma alanı değil, bir deneyim merkezi haline geliyor.

Bugün geldiğimiz noktada ofise dönüş yaşanıyor. Ancak bu dönüş eski düzene değil, yepyeni bir modele işaret ediyor. Ercan Sicim’in vurguladığı “dene–kirala–satın al” kavramı aslında sadece bir iş modeli değil, aynı zamanda yeni dönemin çalışma kültürünün özeti gibi.

Bu model, klasik ofis kiralama anlayışını baştan sona değiştiriyor. Eskiden bir firma, uzun vadeli kira sözleşmesine girer, dekorasyonu kendi yapar, ciddi bir maliyet üstlenirdi. Oysa artık ofis sadece dört duvar değil; bir deneyim merkezi. İnsanlar önce ofisi yaşıyor, deniyor, içinde vakit geçiriyor. Eğer bu deneyim beklentilerine uygunsa kiralama opsiyonuna geçiyor. Sonrasında da uzun vadeli düşünüyorsa satın alma aşamasına geliyor. Yani iş dünyası artık soyut sözleşmelere değil, somut deneyimlere dayanıyor. Bu da çalışanı mutlu eden, firmaya esneklik sağlayan ve yatırımcıya cazip gelen bir döngü yaratıyor.

Ercan Sicim’in de altını çizdiği gibi bu yaklaşım dünyada ilk kez Türkiye’de sistematik bir şekilde uygulanıyor. Bu noktada ofisin bir “deneyim alanı” olması kritik. Tasarımcıların içerde aktif rol alması, dekorasyonun sadece göze hitap etmesi değil, aynı zamanda kullanıcıya dokunması, hatta müzikten aydınlatmaya kadar birçok unsurun deneyimi şekillendirmesi bu modeli benzersiz kılıyor. Klasik ofis kültüründe bir masa, bir sandalye ve dört duvar yeterliydi. Oysa şimdi ofis, çalışanına ilham vermeli, müşterisini etkilemeli, tasarımcısına alan açmalı. Dene–kirala–satın al modeli tam da bu dönüşümün merkezinde duruyor.

Ercan Sicim, pandemi sonrası iş hayatının dönüşümünü ve Türkiye’den dünyaya yayılan “dene–kirala–satın al” modelinin detaylarını paylaştı.

Eski ofis kültürü artık geçmişte kaldı

Sicim, pandemi sürecinde evden çalışmanın sınırlılıklarını hatırlatarak şunları söyledi:
“Pandemi bize gösterdi ki evden çalışma bir yere kadar mümkün, ama kalıcı değil. İnsan sosyal bir varlık ve işin sosyalleşme tarafını ev ortamında karşılayamıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde, özellikle kalabalık ailelerde evden çalışmanın nasıl bir sıkıntı yarattığını hepimiz gördük. Kimi zaman elektrik kesiliyor, kimi zaman internet yetersiz kalıyor, kimi zaman da evin kalabalığı odaklanmayı imkânsız hale getiriyor. O yüzden ofisler yeniden cazip hale geldi. Ancak artık eski ofisler değil, yeni nesil ofislerden bahsediyoruz. Bugün ofisler sadece masa ve sandalyeden ibaret değil; bir deneyim, bir yaşam alanı. Çalışanın ruhunu besleyen, müşteriyi etkileyen, yatırımcıya güven veren bir yapıdan söz ediyoruz.”

Dene–Kirala–Satın Al Modeli neden devrim?

Yeni modelin dünyada ilk kez Türkiye’de uygulandığını vurgulayan Sicim, “Biz dünyada ilk kez uygulanan bir modeli Türkiye’de hayata geçirdik: ‘dene–kirala–satın al’. Bu model aslında çok basit görünüyor ama etkisi devrim niteliğinde. Artık insanlar önce bir ofisi yaşıyor, içine giriyor, dokunuyor, deniyor. Eğer memnun kalırsa kiralama seçeneğine geçiyor, daha sonra da uzun vadeli bir karar vererek satın alabiliyor” dedi.

Sicim, bu yaklaşımın hem kullanıcıyı hem yatırımcıyı koruduğunu belirterek, “Çünkü kimse artık ağır bir kira yükünün altına girmek istemiyor, hele hele uzun vadeli bağlayıcı sözleşmelerin altına hiç girmek istemiyor. Dene–kirala–satın al modeli ise esneklik sağlıyor, güven veriyor, kullanıcıya nefes aldırıyor” ifadelerini kullandı.

Ofis artık bir deneyim merkezi

Sicim, modelin en önemli farkının ofisleri deneyim merkezine dönüştürmesi olduğunu söyledi:
“Bizi farklı kılan nokta şu: Biz ofisi sadece dört duvar olarak görmedik. Burası aynı zamanda bir deneyim merkezi. Tasarımcıların içeride aktif rol alması, farklı markaların kendi ürünlerini birebir sergilemesi, aydınlatmadan mobilyaya, müzikten dekorasyona kadar birçok unsurun deneyimi şekillendirmesi bu modelin ruhunu oluşturuyor. Mesela artık tek tip toplantı odaları yok. İki kişilik geri bildirim odaları, daha samimi görüşme alanları, hatta sunum odaları tamamen farklı tasarlanıyor. İnsanlar büyük alanlarda kaybolmak yerine kendini değerli hissettiren odalarda buluşuyor. Bu da yeni nesil ofislerin olmazsa olmazı haline geldi.”

Yatırımcı açısından büyük bir fırsat

Modelin yatırımcılar için de büyük bir fırsat sunduğunu dile getiren Sicim, “Dene–kirala–satın al modelinin en güçlü yanı, yatırımcı iştahını artırması. Çünkü bu sadece bir ofis kiralama hizmeti değil, ölçeklenebilir bir iş modeli. Bugün İstanbul’da başarıyla uygulanan bu yaklaşım, yarın Riyad’da, Berlin’de veya Hindistan’da aynı şekilde uygulanabilir” diye konuştu.

“Şirketler önce deniyor, sonra kiralıyor, ardından satın alıyor. Bu döngü hem şirketler için riskleri azaltıyor hem de yatırımcıya sürdürülebilir bir kazanç modeli sunuyor. Biz de zaten bu modeli farklı ülkelere taşımak, Türkiye’den dünyaya yayılan bir iş kültürü yaratmak istiyoruz. Bu yüzden 2025’te yatırımcıya çıkacağımız bir tur planlıyoruz. Çünkü bu model, sadece Türkiye için değil, global pazar için de geleceğin ofis anlayışını temsil ediyor” diye ekledi.

Çalışanların ve tasarımcıların kazancı büyük

Sicim, modelin çalışanlar ve tasarımcılar açısından da yeni fırsatlar sunduğunu belirtti:
“Bu işin belki de en güzel tarafı, çalışanı ve tasarımcıyı işin merkezine koyması. Çalışan için ofis artık bir zorunluluk değil, keyifli bir deneyim. Evde boğulan, yalnızlaşan, motivasyonu düşen insanlar için ofis yeniden bir sosyalleşme alanı haline geliyor. Tasarımcılar açısından ise içeride kendilerine özel alanlar var; ofisleri sadece tasarlayan değil, yaşayan taraf oluyorlar. Bir tasarımcı kendi imzasını taşıyan bir alanı burada denetliyor, kullanıcılarla birebir temas ediyor. Bu da tasarımın kağıt üzerinde kalmasını değil, hayatın içine karışmasını sağlıyor. Dolayısıyla bu model, hem çalışanı mutlu ediyor hem tasarımcıyı değerli kılıyor hem de yatırımcıya güçlü bir gelecek sunuyor.”

“Sabaha en yakın zamandayız”

Artan maliyetlere rağmen sektörün bu modelle nefes aldığını ifade eden Sicim, sözlerini şöyle tamamladı: “Evet, maliyetler arttı. Hammadde fiyatları yükseldi, işçilik zorlaştı, projelerin teslim süreleri uzadı. Ama bu model sayesinde sektör yeni bir nefes aldı. Bizim için önemli olan, doğru bir zeminde, sürdürülebilir bir iş kültürü oluşturmak. Ben her zaman şunu söylüyorum: Gecenin en karanlık zamanı sabaha en yakın olanıdır. Çok zor günler geçirdik, hâlâ da geçiyoruz. Ama bu model, hem ülkemize hem dünyaya umut veriyor. Türkiye’nin sadece coğrafi olarak değil, iş kültürü olarak da öncü bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Şimdi bize düşen, bu sabaha hazırlanmak.”

“Dene–Kirala–Satın Al” Modeli ofis kültürünü baştan yazıyor

1
mutlu
Mutlu
0
kahkaha
Kahkaha
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
susuyorum
Susuyorum
0
_zg_n
Üzgün
0
a_l_yorum
Ağlıyorum
0
sinirli
Sinirli
1
alk_
Alkış
0
be_enmedim
Beğenmedim
“Dene–Kirala–Satın Al” Modeli ofis kültürünü baştan yazıyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin