Ono Genel Müdürü Berna Belkıs, 8 Mart’ın yalnızca bir farkındalık günü değil, geleceği yeniden tasarlama çağrısı olduğunu vurguladı.
Toplumsal cinsiyet eşitliğini stratejik bir tasarım prensibi olarak ele aldıklarını belirten Belkıs, teknoloji ve İK’nın kesişiminde daha adil, veri odaklı ve sürdürülebilir bir iş dünyası hedeflediklerini söyedi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü sizin için hem kişisel hem de kurumsal düzeyde ne ifade ediyor?
8 Mart’ı yalnızca bir farkındalık günü olarak değil, geleceği nasıl tasarlamak istediğimizi yeniden düşünme anı olarak görüyorum. Benim için mesele sadece kadınların iş hayatında daha görünür olması değil; karar mekanizmalarının, fırsatların ve kaynakların gerçekten eşit dağıldığı bir ekosistem kurabilmek.
Ono olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda nasıl bir vizyon benimsiyorsunuz?
Toplumsal cinsiyet eşitliğini bir “iyi niyet” başlığı olarak değil, tasarım prensibi olarak görüyoruz. Ono’da geliştirdiğimiz her ürünün ve her sürecin temelinde adalet, şeffaflık ve fırsat eşitliği var. Çünkü biliyoruz ki teknoloji tarafsız değildir; onu nasıl tasarlarsanız öyle çalışır.
Bizim vizyonumuz, yeteneği çekme, yeteneği tutundurma ve yetenek yönetimi süreçlerinde bilinçli ya da bilinçsiz tüm önyargıları minimuma indiren, veriye dayalı ve ölçülebilir karar mekanizmaları kurmak. Eşitliği desteklemek için yalnızca söylem üretmek değil, sistemi dönüştürmek gerekiyor. Biz de tam olarak bunu yapmaya odaklanıyoruz.
Hem teknoloji hem de İK sektöründe kadın lider olarak konumlanmak size neler hissettiriyor?
Hem teknoloji hem de İK gibi dönüşümün merkezinde olan iki alanda liderlik yapmak benim için bir etiket meselesi değil, etki alanı meselesi. Kadın lider olarak konumlanmak elbette görünürlük anlamına geliyor ama bundan daha önemlisi, karar alma masasında farklı bir perspektifin temsil edilmesi.
Ono’nun kadın çalışan oranı ve kadın lider temsili konusunda nasıl bir tablo var? Hedefleriniz nelerdir?
Ono’da çeşitlilik bizim için doğal bir sonuç, zorunlu bir hedef değil. Kadın çalışan oranımız güçlü bir seviyede ve daha önemlisi, bu temsil yalnızca ekip içinde değil, karar alma mekanizmalarında da kendini gösteriyor. Yönetim kadromuzun büyük çoğunluğu kadın yöneticilerden oluşuyor.
Ancak biz bunu bir “başarı metriği” olarak konumlandırmıyoruz. Asıl odağımız; herkesin potansiyelini eşit koşullarda ortaya koyabildiği, fırsatların cinsiyetten bağımsız dağıldığı bir yapı kurmak. Hedefimiz oranları korumaktan öte, bu kültürü sürdürülebilir hale getirmek. Çünkü gerçek eşitlik, rakamlarla değil, deneyimle hissedilir.
Şirket içinde kadınların kariyer gelişimini destekleyen özel programlar var mı?
Kariyer gelişimini herhangi bir grubun ayrıcalığı değil, herkes için temel bir hak olarak görüyoruz. Ancak biliyoruz ki özellikle teknoloji tarafında kadınların görünürlüğünü ve temsilini bilinçli şekilde desteklemek gerekiyor.
Bu nedenle mentorluk süreçleri, liderlik gelişim programları ve proje bazlı sorumluluk alanlarıyla kadın çalışanlarımızın teknik ve stratejik rollerde daha fazla yer almasını teşvik ediyoruz. Bizim yaklaşımımız şu: Potansiyel varsa, alan açmak gerekir. Görünürlük ve fırsat eşitliği sağlandığında gelişim zaten doğal olarak geliyor.
Genç kadınlara, özellikle teknoloji ve İK sektöründe kariyer hedefleyenlere ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle kendinizi sınırlamayın. Teknoloji ya da stratejik roller hâlâ bazı kalıplarla anılıyor olabilir ama o kalıplar hızla değişiyor. Değişimi bekleyen değil, şekillendiren tarafta olun.
Teknik becerilerinizi geliştirin, veriyle düşünmeyi öğrenin ve mutlaka sizi besleyen bir çevre kurun. Mentor çok kıymetli ama en az onun kadar önemli olan şey, kendi potansiyelinize yatırım yapma kararlılığı. Hiç kimse yüzde yüz hazır hissettiği gün lider olmuyor; cesaret çoğu zaman hazır olmadan adım atabilmek.
8 Mart vesilesiyle mesajınız nedir?
8 Mart vesilesiyle şunu söylemek isterim: Kendi hikâyenizin gücünü hafife almayın. Bazen en büyük bariyer dış koşullar değil, içimizde koyduğumuz sınırlar oluyor.
Alan verilmesini beklemek yerine, yetkinliğinizle o alanı görünür kılın. Başarı tek tip değildir; herkesin yolu, temposu ve tanımı farklıdır. Önemli olan, kendi potansiyelinizi başkalarının beklentilerine göre değil, kendi vizyonunuza göre şekillendirmek.



