Teknoloji dünyasında büyümenin tanımı her geçen gün biraz daha değişiyor. Dün daha fazla müşteriye ulaşmak, daha fazla proje geliştirmek ve ciroyu artırmak temel göstergelerdi. Bugün ise bunların yanına yapay zekâ, veri, bulut, siber güvenlik, ürünleşme ve küresel pazarlarda ölçeklenebilme gibi başlıklar ekleniyor. PEAKUP’ın 2026 performansına baktığımızda da tam olarak böyle bir dönüşüm hikâyesi görüyoruz.
PEAKUP’ın 2026 yılının ilk yarısındaki performansını ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini konuşmak üzere katıldığımız basın toplantısında PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı ile de sohbet etme fırsatı bulduk. Rakamlar ilk bakışta oldukça iddialı. 2025 finansal yılında 307 milyon TL olan ciro, 2026’da 620 milyon TL’ye taşınmış durumda. Şirketin 2027’nin ilk yarısı için önüne koyduğu hedef ise 1,5 milyar TL.
Toprakçı’ya göre bu büyümeyi yalnızca finansal sonuçlar üzerinden okumamak gerekiyor. PEAKUP’ın özellikle kurumsal teknoloji yatırımlarındaki değişime odaklandığını belirten Toprakçı, önümüzdeki dönemin hem Türkiye hem de global pazarlar açısından yeni fırsatlar barındırdığını söylüyor. “Önümüzdeki dönemde müşteri ve proje sayısının yanı sıra ekip yetkinliklerimizi ve ihracat performansımızı da artırarak Türkiye’deki teknoloji şirketi konumumuzu güçlendirmeyi ve global pazarlardaki ölçeğimizi büyütmeyi amaçlıyoruz” diyor.
Bu cümlede özellikle iki kelimenin altını çizmek gerekiyor: yetkinlik ve ihracat. Çünkü PEAKUP’ın hikâyesi artık yalnızca Türkiye’de büyüyen bir teknoloji şirketinin hikâyesi değil. Şirket, geliştirdiği teknolojileri farklı pazarlara taşıyabilecek bir ölçeğe ulaşmaya çalışıyor.
650 KURUM, 250’NİN ÜZERİNDE YENİ MÜŞTERİ
2026’nın ilk yarısında PEAKUP’ın 650 farklı kurumla çalışması ve portföyüne 250’nin üzerinde yeni müşteri eklemesi, büyümenin sahadaki karşılığını gösteriyor. Üstelik yeni müşteri kazanımı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üç kat artmış.
Üretim sektörü bu büyümede başı çekerken perakende, lojistik ve finansal hizmetler de PEAKUP’ın güçlü olduğu alanlar arasında yer alıyor. Teknoloji ve medya ise büyümeyi destekleyen diğer sektörler.
Burada benim dikkatimi çeken nokta ise müşteri sayısındaki artıştan çok, kurumların teknolojiye yaklaşımındaki değişim. Çünkü artık şirketler yalnızca dijitalleşmek istemiyor; yaptıkları yatırımın doğrudan iş sonucuna dönüşmesini bekliyor. Bu da teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu artırıyor.
Toprakçı ile sohbetimizde yapay zekâ başlığı da tam bu noktada öne çıkıyor. Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri pazarının 2025’te TL bazında yüzde 77 büyüyerek 2,1 trilyon TL’yi aşması, dolar bazında ise yüzde 47 artışla 53,8 milyar dolara ulaşması, sektörün ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor. Yazılım tarafındaki yüzde 124’lük büyüme ise daha yüksek katma değerli teknoloji alanlarına yönelik iştahın arttığını gösteriyor.
2026’nın ilk yarısında bu dönüşümün lokomotiflerinden biri ise hiç kuşkusuz yapay zekâ olmuş. PEAKUP’ın rakamları da bunu doğruluyor. Şirketin yapay zekâ çözümlerinde kazanılmış iş değeri geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 78 artarken, fırsat hacmi iki katın üzerinde büyümüş. Yapay zekâ kaynaklı gelirlerde ise yaklaşık yüzde 80’e yakın artış söz konusu.
Toprakçı, bu tabloyu yalnızca geçici bir teknoloji trendi olarak görmüyor. Ona göre kurumların yapay zekâya olan ilgisi artık deneme aşamasından çıkarak doğrudan iş süreçlerine ve verimlilik hedeflerine dokunan bir döneme giriyor.
TEKNOLOJİ HİZMETİNDEN ÜRÜNLEŞMEYE
PEAKUP’ın büyüme hikâyesinde bir başka dikkat çekici başlık da şirketin kendi geliştirdiği ürünler. SIGNandGO, PassGate ve Velocity, şirketin yalnızca teknoloji hizmetleri sunan bir yapı olmaktan çıkarak ürün geliştirme kapasitesini de büyüttüğünü gösteriyor.
2026’nın ilk yarısında SIGNandGO’nun 200’ün üzerinde müşteriye ulaşması, PassGate ve Velocity ile birlikte PEAKUP’ın geliştirdiği ürünleri kullanan kurum sayısının 300’ü aşması, bu stratejinin karşılığını ortaya koyuyor.
Büyük ölçekli şirketlerle yapılan projeler de PEAKUP’ın hangi alanlarda konumlandığını gösteriyor. Eczacıbaşı Holding ile yapay zekâ kullanım kültürünü geliştirmeye yönelik AI Adoption programı, Nestle ile Power Platform altyapısında geliştirilen 30’un üzerindeki uygulama, Yıldız Holding ŞOK marketlerde yapay zekâ destekli işe alım ön kontrol uygulaması ve Borusan Holding ile iş uygulamaları ve otomasyon odaklı projeler bunlardan bazıları.
Beko’ya teknoloji projelerini geliştirebilecek ekiplerin dış kaynak hizmetiyle sunulması da iş modelinin farklı bir boyutunu gösteriyor. Yani burada yalnızca teknoloji üretmek değil, kurumların bu teknolojiyi hayata geçirebilmesi için gerekli insan kaynağını ve uzmanlığı da sağlamak söz konusu.
TÜRKİYE’DEN DÜNYAYA TEKNOLOJİ İHRACI
Sohbetimizin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise yurt dışı operasyonlarıydı.
PEAKUP bugün İngiltere, İrlanda, Almanya, İspanya, Norveç, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Kazakistan, Avustralya, Singapur, Güney Afrika ve Esvatini’nin de aralarında bulunduğu 20’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki dönemde ise Baltık ülkeleri ve Azerbaycan’daki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.
Şirketin bir önceki yıl yurt dışı gelirlerini yüzde 80’in üzerinde artırmış olması da önemli. 2026’nın ilk altı ayında ise geçen yılın toplam yurt dışı gelirinin yaklaşık yüzde 70’ine ulaşılmış.
Toprakçı, global büyüme konusunda oldukça net bir çerçeve çiziyor: “2026’nın uluslararası pazarlarda yeni bir rekor yılı olmasını bekliyoruz. Global büyüme stratejimizi yalnızca yeni müşteri kazanımına değil, mevcut müşterilerle daha büyük ölçekli projeler geliştirmeye, kullanıcı ve lisans hacimlerini artırmaya ve uzun vadeli teknoloji iş ortaklıkları kurmaya dayandırıyoruz.”
Bu sözlerin bence önemli bir tarafı daha var. Çünkü ihracatı yalnızca yeni pazarlara müşteri bulmak olarak değil, mevcut müşterilerle daha büyük işler yapmak ve uzun vadeli ilişkiler kurmak olarak tanımlıyor. Teknoloji ihracatında sürdürülebilirlik açısından da kritik olan nokta tam olarak bu.
HEDEF 1,5 MİLYAR TL
Basın toplantısındaki sohbetimizin son bölümünde doğal olarak hedefleri konuşuyoruz. Önümüzde oldukça net bir rakam var: 1,5 milyar TL.
PEAKUP, 2027’nin ilk yarısında bu ciro seviyesine ulaşmayı hedefliyor. Büyümenin ana motorları ise yapay zekâ, veri, bulut, siber güvenlik ve şirketin kendi geliştirdiği yüksek katma değerli ürünler olacak.
Toprakçı, uluslararası tarafta da ihracat gelirlerini yeniden yaklaşık iki katına çıkarmayı ve yurt dışı gelirlerinin toplam gelir içerisindeki payını en az yüzde 15 seviyesine taşımayı hedeflediklerini söylüyor.
“Önümüzdeki dönemde müşteri ve proje sayısının yanı sıra ekip yetkinliklerimizi ve ihracat performansımızı da artırarak Türkiye’deki teknoloji partnerliği konumumuzu güçlendirmeyi ve global pazarlardaki ölçeğimizi büyütmeyi amaçlıyoruz” sözleriyle de PEAKUP’ın önümüzdeki dönemdeki yol haritasını özetliyor.
Basın toplantısından ayrılırken aklımda kalan ise 1,5 milyar TL’lik hedefin kendisinden çok, bu hedefe hangi yoldan ulaşılmak istendiği oldu. Çünkü PEAKUP’ın önündeki hikâye yalnızca daha fazla ciro üretmekten ibaret değil. Yapay zekâ ve veri gibi alanlarda derinleşmek, kendi ürünlerini büyütmek, teknoloji ekiplerinin yetkinliklerini artırmak ve Türkiye’den daha fazla teknoloji ihraç etmek hedefin diğer parçalarını oluşturuyor.
Teknoloji sektöründe ölçek büyütmek kolay değil. Hele ki rekabetin artık yalnızca Türkiye’deki şirketlerle değil, dünyanın farklı noktalarındaki teknoloji oyuncularıyla yaşandığı bir dönemde. PEAKUP’ın önündeki dönem de bu nedenle sadece büyüme rakamlarıyla değil, Türkiye’den global pazarlara uzanan teknoloji hikâyesini ne kadar büyütebildiğiyle okunacak.




