Dört kuşaktır Ayvalık’ta zeytin ve zeytinyağı üreten Köklü Zeytincilik, 26 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla Türk zeytinyağını dünya dünya pazarlarında başarıyla temsil ediyor.
Bir asrı aşan zeytincilik geleneğini yenilikçi üretim anlayışıyla geleceğe taşıyan Köklü Zeytincilik, kalite odaklı üretimi, uluslararası ödülleri ve ihracat başarısıyla sektörün öne çıkan markaları arasında yer alıyor. Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, şirketin dört kuşaklık yolculuğunu, hedeflerini, sektörün dönüşümünü ve gelecek vizyonunu anlattı.
Köklü Zeytincilik, zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip. Şirketinizin gelişim yolculuğunu ve bugün ulaştığı konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ailemiz mübadele ile Midilli Adası’ndan Ayvalık’a 1922 yılında yerleşmiş. Dedemiz Kara İbrahim ve ailesi Ayvalık’ta da Midilli Adası’nda yüzyıllardır yaptıkları iş olan zeytinciliğe devam etmişler. 1990’lı yıllarda ailenin üçüncü kuşağı Çetinkaya Kürlek, kendi ürünleri haricinde ihracatçı firmalara toptan zeytin ve zeytinyağı tedarikine başlamış. 2000’li yıllarda perakende satışla artan talep doğrultusunda Ayvalık’ın köklüsü yani Ayvalık’ın yerlisi olduğumuz için “Ayvalık Köklü” markasını oluşturduk. Köklü Zeytincilik olarak dört kuşaktır Ayvalık’ta zeytinyağı üretiyoruz. Bizim için bu iş sadece ticari bir faaliyet değil; nesilden nesile aktarılan bir kültür ve sorumluluk. Geleneksel üretim anlayışımızı modern teknolojiyle birleştirerek bugün yıllık 35 bin ton üretim kapasitesine, 150 kişilik güçlü bir ekibe ve 26 ülkeye ihracat yapan bir yapıya ulaştık. Geçmişimiz bize güven, geleceğimiz ise sürekli gelişme sorumluluğu yüklüyor.
Türkiye, dünyanın önemli zeytin ve zeytinyağı üreticileri arasında yer alıyor. Sektörün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Türkiye zeytin ağacı varlığımız son 20 yılda 90 milyondan 190 milyon adete yükseldi. Tabii ki isteğimiz bu sayının daha da yukarıya çıkması. Büyük firmaların yanı sıra pek çok butik firma da zeytincilik sektöründe yer alıyor. Türkiye, üretim potansiyeli açısından dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Artık sadece üretim miktarında değil; kalite konusunda da dünya ile rekabet edebilecek seviyedeyiz. Bundan sonraki hedefimiz markalı ve katma değerli ürünlerle daha fazla gelir elde etmek olmalı. Türkiye’nin dünya zeytinyağı pazarındaki payının sektöre verilen desteklemeler artırılırsa önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artacağına inanıyorum.
İklim değişikliği, kuraklık ve değişen hava koşulları zeytin üretimini nasıl etkiliyor? Bu süreçte üretimde sürdürülebilirliği sağlamak adına hangi uygulamaları hayata geçiriyorsunuz?
Küresel iklim krizi ve afetler tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi zeytin üretimini de olumsuz etkiliyor. Bu bağlamda su kaynaklarına erişim ve yenilikçi intensive tarım önem arz ediyor. Türkiye’de son yıllarda zeytincilik sektörüne yapılan yatırımlarla üretim kalitesi arttı, yurt dışının bakış açısı olumlu yönde değişti. İklim değişikliği artık sektörümüzün en önemli gündemlerinden biri. Yağış rejimlerinde-ki değişiklikler ve aşırı sıcaklıklar hem verimi hem de kaliteyi doğrudan etkiliyor. Biz bu sürece su kaynaklarının uygulamalar, erken hasat planlaması ve üretim süreçlerinin sürekli izlenmesiyle uyum sağlamaya çalışıyoruz. Sürdürülebilir üretim artık bir tercih değil; zorunluluk haline geldi.
“3. KEZ ‘ÇİFT ALTIN YILDIZ (SUPERIOR TASTE AWARD)’ ÖDÜLÜNÜ ALDIK”
Kaliteli zeytinyağı üretiminde hasattan işleme sürecine kadar hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz? Kalite standartlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Kaliteli zeytinyağı bahçede başlar. Doğru zamanda yapılan hasat, zeytinin bekletilmeden işlenmesi ve düşük sıcaklıkta üretim, en önemli kriterlerimiz arasında yer alıyor. Tesisimizde tüm süreçleri laboratuvar analizleriyle sürekli kontrol ediyor, uluslararası kalite standartlarına uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Kalite bizim için denetlenmesi gereken bir sonuç değil; üretimin her aşamasında yönetilen bir süreç. Köklü Zeytincilik, dünyanın en prestijli kalite değerlendirme kuruluşlarından biri olan International Taste Institute (iTQi) tarafından gerçekleştirilen 250’yi aşkın dünyaca ünlü şef ve sömmeliyer ile kör tadım değerlendirmelerinin sonucunda 3. kez “Çift Altın Yıldız (Superior Taste Award)” ödülüne layık görüldü.
Tüketicilerin sağlıklı ve doğal ürünlere yönelmesi, zeytinyağı sektörünü nasıl dönüştürüyor? Bu değişim ürün geliştirme stratejinize nasıl yansıyor?
Artık tüketiciler yalnızca ürün satın almıyor; ürünün hikâyesini, üretim yöntemini ve sağlık değerini de önemsiyor. Bu değişim kaliteli, izlenebilir ve doğal üretimi daha da önemli hale getirdi. Biz de premium ürün gruplarımızı geliştiriyor, yeni AR-GE çalışmalarımıza yatırım yapıyor, tüketiciyi doğru bilgilendirmeye büyük önem veriyoruz.
İhracat, faaliyetleriniz şirketiniz açısından nasıl bir öneme sahip? Hangi pazarlarda büyümeyi hedefliyor ve Türk zeytinyağının uluslararası rekabet gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
İhracat bizim büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri. Bugün 26 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz ve özellikle Kuzey Amerika, Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya pazarlarında büyümeyi hedefliyoruz. Türk zeytinyağının kalite açısından dünyanın en iyi ürünleriyle rahatlıkla rekabet edebileceğini düşünüyorum. Ancak uluslararası pazarda güçlü markalar oluşturmak, uzun vadeli başarı için üretim kadar önem taşıyor. Bu bağlamda sektörde bir ilki gerçekleştirerek Güney Kore’de açtığımız mağazamız ile hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz.



