Advertisement
  1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Duru Gıda, Türk bulgurunu dünya sofralarına taşıyor

Duru Gıda, Türk bulgurunu dünya sofralarına taşıyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yaklaşık 100 yıllık üretim deneyimini yenilikçi ürünler, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve güçlü ihracat ağıyla geleceğe taşıyan Duru Gıda, 58 ülkeye uzanan ihracatı ve sürdürülebilir tarım yatırımlarıyla Türk gıda sektörünün küresel oyuncuları arasında yer alıyor.

Geleneksel üretim kültürünü modern teknolojiyle buluşturan Duru Gıda, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; yenilikçi ürünleri, temiz enerji yatırımları ve sözleşmeli tarım modeliyle de sektörde fark yaratıyor. Duru Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, şirketin küresel büyüme hedeflerini ve Türk gıda sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini Business World Global’e anlattı.

1935 yılından bu yana faaliyet gösteren Duru Gıda, bugün hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma sahip. Şirketinizin büyüme yolculuğunu ve bugün ulaştığı noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Duru Gıda’nın hikâyesi 1935 yılında Karaman’da, bulguru yeniden hak ettiği değere kavuşturma hedefiyle başladı. Yaklaşık bir asırlık bu yolculuk boyunca geleneksel üretim anlayışımızı modern teknolojiyle birleştirerek istikrarlı bir büyüme sağladık. Bugün Karaman ve Edirne’deki toplam yedi üretim tesisimizde yılda yaklaşık 200 bin tona ulaşan üretim kapasitemizle faaliyet gösteriyoruz. Sadece bulgur üreticisi değil; bakliyat ve pratik gıda çözümleri sunan geniş bir marka haline geldik. 94 farklı üründen oluşan portföyümüz, Türkiye genelindeki yaygın dağıtım ağımız ve 58 ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracat sayesinde hem iç pazarda hem de uluslararası arenada güçlü bir konuma sahibiz. Bu başarıyı kaliteye, sürdürülebilirliğe ve tüketici ihtiyaçlarını doğru analiz eden bir yaklaşıma borçluyuz.

Gıda sektöründe değişen tüketici beklentileri doğrultusunda Duru Gıda’nın ürün geliştirme ve marka stratejisi nasıl şekilleniyor?

Tüketicilerin yaşam tarzı değiştikçe gıdadan beklentileri de farklılaşıyor. Günümüzde sağlıklı beslenmenin yanı sıra pratiklik ve zamandan tasarruf sağlayan ürünlere olan ilgi hızla artıyor. Biz de ürün geliştirme stratejimizi bu değişimi dikkate alarak şekillendiriyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz Duru Pratik Ailesi ile haşlanmış bakliyatlar ve hazır yemek kategorisine yatırım yaptık. Son dönemde çorbalar, humus, pilaki çeşitleri ve farklı pirinç pilavları gibi ürünlerle portföyümüzü genişlettik. Bunun yanında iletişim çalışmalarımızda da bulgur ve bakliyatın sağlıklı beslenmedeki öne-mini vurguluyor, tüketicilerin bu ürünleri günlük yaşamlarında daha fazla tercih etmelerini teşvik ediyoruz.

Türkiye, bulgur üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Duru Gıda, Türk bulgurunun küresel pazarlardaki bilinirliğini artırmak adına hangi çalışmaları yürütüyor?

Türkiye, bulgurun ana vatanı konumunda ve biz de bu değeri dünya sofralarına taşımayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Markamızı 132 ülkede tescilli olarak koruyor, uluslararası pazarlarda yalnızca ürün satmanın ötesinde Türk bulgurunun kalite algısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda uluslararası fuarlara katılıyor, hedef pazarlarda tadım etkinlikleri düzenliyor, yeni distribütörlük iş birlikleri geliştiriyor ve profesyonel mutfaklarla yakın temas kuruyoruz. Amacımız bulguru yalnızca geleneksel bir ürün olarak değil; farklı mutfak kültürlerine uyum sağlayabilen, besleyici ve pratik bir tahıl olarak konumlandırmak.

“AHMET BUĞDAYI PROJEMİZ HEM TARIM HEM DE GIDA SANAYİSİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR KAZANIM OLDU”

Ar-Ge, inovasyon ve katma değerli ürün geliştirme çalışmaları şirketinizin büyüme stratejisinde nasıl bir yer tutuyor? Son dönemde öne çıkan yatırımlarınız nelerdir?

Ar-Ge ve inovasyon, sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarından biri. Tüketici beklentilerini yakından takip ederek hem yeni ürünler geliştiriyor hem de üretim süreçlerimizi sürekli iyileştiriyoruz. Bu alandaki en önemli çalışmalarımızdan biri, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile yürüttüğümüz Ahmet Buğdayı Projesi oldu. Anadolu’nun yerli genetik mirasını koruyarak yeniden üretime kazandırdığımız bu çalışma hem tarım hem de gıda sanayisi açısından önemli bir kazanım sağladı. Bunun yanında hazır yemek ve haşlanmış bakliyat kategorilerine yaptığımız yatırımlarla katma değeri yüksek ürün grubumuzu büyütmeye devam ediyoruz.

Duru Gıda, sürdürülebilir tarım, enerji verimliliği ve çevresel sorumluluk alanlarında hangi uygulamaları hayata geçiriyor?

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir yaklaşım olarak değil; üretimin geleceğini güvence altına alan stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda sözleşmeli üretim modelimiz, ata tohumu Ahmet Buğdayı projemiz ve üniversite-sanayi iş birliklerimizle sürdürülebilir tarımı destekliyor; kuraklığa dayanıklı yerli tohumlarla iklim değişikliğine daha dirençli üretim modellerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz.

Temiz enerji yatırımları da bu yaklaşımımızın önemli bir parçası. 2020 ve 2022 yıllarında iki etap halinde hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımları sayesinde toplam elektrik tüketiminin yüzde 58’ini güneş panellerinden karşılıyoruz.

“KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERİMİZİN İHRACATINI ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ”

İhracat faaliyetleriniz şirketiniz açısından nasıl bir öneme sahip? Hedef pazarlarınız ve küresel büyüme stratejiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

İhracat, büyüme stratejimizin en önemli unsurlarından biri. Bugün Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada 58 ülkeye ürün ihraç ediyor, Avrupa bulgur pazarında ise yüzde 25’lik payımızla önemli bir konumda yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle katma değerli ürünlerimizin ihracatını artırmayı hedefliyoruz. Hazır bulgur pilavları ve pratik ürün gruplarımızı farklı pazarlarda daha görünür kılmak amacıyla yeni distribütörlük anlaşmaları yapıyor, uluslararası fuarlara katılıyor ve profesyonel mutfaklarla iş birliklerimizi güçlendiriyoruz. Amacımız, Duru markasını küresel ölçekte daha da güçlendirmek ve Türk bulgurunun uluslararası pazarlardaki değerini artırmak.

Gıda güvenliği ve kalite standartları, tüketici güveninin temel unsurları arasında yer alıyor. Bu alanda benimsediğiniz kalite yönetimi yaklaşımını anlatır mısınız?

Kalite anlayışımız, ham maddenin tarladan temin edilmesinden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar tüm süreci kapsıyor. Üretimin her aşamasında izlenebilirlik, hijyen ve gıda güvenliği ilkelerini titizlikle uyguluyoruz. Uluslararası kabul gören kalite ve gıda güvenliği yönetim sistemleriyle çalışıyor; ISO, BRC Food, IFS Food, HELAL ve KOSHER gibi çok sayıda sertifikayla bu yaklaşımımızı belgeliyoruz. Tüketicilerimize güvenilir, kaliteli ve standart ürün sunabilmek bizim için her zaman en önemli önceliklerden biri olmuştur.

“HAM MADDE TEDARİKİMİZİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ YERLİ ÜRETİCİLERDEN SAĞLIYORUZ”

Yerli üreticilerle iş birlikleri ve sözleşmeli tarım uygulamaları konusunda nasıl bir yol haritası izliyorsunuz? Bu modelin hem üreticiye hem de sektöre katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerli üreticilerle uzun vadeli iş birlikleri kurmayı sürdürülebilir üretimin temel koşullarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’nin farklı bölgelerinde buğday, mercimek, nohut, fasulye, barbunya ve çeltik gibi ürünlerde sözleşmeli üretim modeliyle çalışıyoruz ve ham madde tedarikimizin büyük bölümünü yerli üreticilerden sağlıyoruz. Bu model sayesinde üreticiler daha öngörülebilir bir gelir yapısına kavuşurken, biz de kaliteli ve izlenebilir ham maddelere sürdürülebilir şekilde erişebiliyoruz. Aynı zamanda yerli tohumların korunması, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve tarımsal üretimin güçlenmesi açısından da önemli katkılar sağladığına inanıyoruz.

Sağlıklı beslenme ve fonksiyonel gıdalara yönelik ilginin arttığı günümüzde, bulgurun beslenmedeki rolünü ve bu alandaki farkındalığın artırılması için yürüttüğünüz çalışmaları paylaşır mısınız?

Sağlıklı yaşam trendlerinin yükselmesiyle birlikte bitki bazlı beslenme modelleri daha fazla önem kazanıyor ve bulgur bu yaklaşımın en değerli ürünlerinden biri olarak öne çıkıyor. Lif bakımından zengin yapısı, bitkisel protein içeriği ve uzun süre tokluk sağlaması nedeniyle dengeli beslenmenin önemli bileşenlerinden biri olduğunu düşünüyoruz. Biz de bulgur ve bakliyatın beslenmedeki yerine dikkat çekiyor, diyetisyen iş birlikleri, tarif içerikleri ve farkındalık kampanyalarıyla tüketicilerin bu ürünleri daha sık tercih etmelerini destekliyoruz. Bulgurun, geleneksel mutfağın güçlü mirasını modern ve sağlıklı yaşamla buluşturan vazgeçilmez besinlerden biri olduğuna inanıyoruz.

Önümüzdeki dönemde Duru Gıda’nın yatırım, üretim kapasitesi, ihracat ve sürdürülebilir büyüme alanındaki öncelikli hedefleri neler olacak?

Hazır gıda yatırımlarımızı, Ar-Ge çalışmalarımızı ve sürdürülebilir tarım projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyeli ve üretim altyapısıyla gıda sektöründe küresel ölçekte daha da güçleneceği-ne inanıyoruz. Duru Gıda olarak yerli üretimi destekleyerek sürdürülebilir büyümemizi devam ettirmeyi ve Türk bulgurunu daha fazla ülkede tüketicilerle buluşturmayı

Duru Gıda, Türk bulgurunu dünya sofralarına taşıyor
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!