Advertisement
  1. Haberler
  2. İŞ DÜNYASI
  3. Nail Olpak: Yeni küresel düzen, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor

Nail Olpak: Yeni küresel düzen, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DEİK Başkanı Nail Olpak, pandemi sonrası hız kazanan near-shoring ve friend-shoring eğilimlerinin Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, Avrupa’ya yakınlık, güçlü üretim altyapısı ve lojistik avantajların Türkiye’yi öne çıkardığını söyledi.

Pandemiyle başlayan küresel kırılmalar, enerji krizleri, jeopolitik gerilimler ve ticarette artan korumacılık eğilimleri, dünya ekonomisinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu süreçte Türkiye; coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve Avrupa ile güçlü ekonomik entegrasyonu sayesinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının yanı sıra Avrupa ile ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücü açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Nail Olpak, sorularımızı yanıtladı.

Pandemi sonrası küresel ekonomide nasıl bir dönüşüm yaşandı?

2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte küresel ekonomi çok katmanlı risklerle karşı karşıya kaldı. Özellikle tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğu çok daha net ortaya çıktı. Çin’e yüksek düzeyde bağımlı olan firmalar, artan teslim süreleri ve aksayan lojistik süreçler nedeniyle üretim ve tedarik ağlarını daha yakın coğrafyalara kaydırmaya başladı. Böylece “near-shoring” yaklaşımı öne çıktı.

Sonrasında Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte enerji arz güvenliği konusu Avrupa açısından kritik hâle geldi. Avrupa ülkeleri bu kez siyasi olarak daha uyumlu ve güvenilir partnerlere yönelerek “friend-shoring” yaklaşımını benimsedi. Aynı dönemde ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji rekabeti de küresel ticarette yeni bir jeoekonomik dönemin kapısını açtı.

“MADE IN EUROPE” SÜRECİNDE ETKİN ROL OYNADIK

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat yaklaşımı yalnızca çevresel bir dönüşüm programı değil; aynı zamanda uluslararası ticaretin kurallarını yeniden şekillendiren stratejik bir çerçeve sunuyor. Teknolojideki hızlı gelişmeler de üretimden lojistiğe kadar tüm süreçleri dönüştürüyor.

Avrupa, son yıllarda büyüme ve inovasyon alanlarında ABD ve Çin’in gerisinde kaldı. Artan enerji maliyetleri ve küresel ticaret gerilimleri Avrupa’nın rekabetçiliğini baskılıyor. Bu nedenle Avrupa, sanayisini yeniden güçlendirmek amacıyla “Made in Europe” gibi yeni girişimler başlattı. İlk taslaklarda Türkiye gibi Gümrük Birliği ortağı ülkelerin bu kapsamda yer alıp almayacağı net değildi.

DEİK olarak yürüttüğümüz diplomatik girişimlerle Avrupa’nın Türkiye’siz düşünülemeyeceği yönündeki mesajımızı güçlü şekilde ilettik. Sonuçta AB’nin ana ticari ortaklarının da kapsama dâhil edilmesi yönünde bir revizyon sağlandı. Sürecin nihai çıktısını yakından takip ediyoruz.

Türkiye-AB ilişkilerinde öncelikli başlıklar neler?

İş dünyası açısından Avrupa ile entegrasyonun daha ileri taşınması stratejik bir zorunluluk. Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, taşımacılık kotaları ve vize uygulamaları gibi teknik engellerin kaldırılması öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu alanlarda son dönemde daha yoğun ve sonuç odaklı bir diplomasi yürütülüyor.

“JEOPOLİTİK GELİŞMELER YENİ FIRSATLAR DOĞURUYOR”

Jeopolitik gelişmeler Türkiye için nasıl fırsatlar yaratıyor?

Küresel gelişmeler yalnızca risk değil; aynı zamanda önemli fırsatlar da barındırıyor. Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki çatışmalardan doğrudan etkilenmemesi, ülkemizi yatırımcılar açısından güvenli bir liman hâline getiriyor. Geçmişte bölgesel riskler nedeniyle Türkiye’den çıkan bazı yabancı yatırımcıların yeniden geri dönmeye başlaması bunun somut göstergelerinden biri.

Ayrıca Körfez bölgesinden alternatif yatırım destinasyonu arayan sermaye için de Türkiye güçlü bir aday konumunda. İstanbul’un uluslararası finans merkezi olma vizyonu da bu süreci destekliyor.

Near-shoring ve friend-shoring süreçlerinde Türkiye’nin avantajları neler?

Türkiye; Avrupa başta olmak üzere ana pazarlara coğrafi yakınlığı, gelişmiş üretim altyapısı ve güvenilir ticaret partneri kimliğiyle bu süreçte öne çıkıyor. Özellikle enerji ve lojistik alanları stratejik önem kazanmış durumda.

Enerjide dışa bağımlılığımız sürse de farklı kaynaklara erişim imkânımız ve enerji koridorlarının kesişim noktasında yer almamız önemli bir avantaj sağlıyor. Bunun yanında Irak Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru gibi projeler, Türkiye’nin doğu-batı ticaretindeki lojistik merkez rolünü güçlendirecek.

Türkiye’nin bu fırsatları değerlendirebilmesi için hangi adımlar gerekli?

Bu fırsatlardan maksimum fayda sağlayabilmek için iç ekonomik dinamiklerin güçlendirilmesi gerekiyor. Sanayiciler ve ihracatçılar; yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları ve enflasyon-kur dengesizliği gibi zorluklarla karşı karşıya. Bu yapısal sorunların çözülmesi, uluslararası rekabet gücümüz açısından kritik önem taşıyor.

Diğer taraftan yeşil ve dijital dönüşüm alanında yapılacak yatırımlar da Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek.

Hizmet ihracatı ve yeni pazarlara ilişkin hedefleriniz neler?

Mal ticaretinin yanı sıra hizmet ihracatı ve transit ticaret gibi alanların geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Avrupa pazarındaki konumumuzu Asya rekabeti karşısında korumamız gerekiyor. ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize yönelik çalışmalar sürüyor.

Orta Doğu’da ise mevcut jeopolitik koşulların ardından hızlı bir ekonomik toparlanma ve iş birliği süreci bekliyoruz.

“MEVCUT İLİŞKİLERİ DAHA İLERİ TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ”

DEİK’in önümüzdeki dönem ajandasında hangi çalışmalar var?

DEİK olarak Türk iş dünyasının küresel fırsatlardan en üst düzeyde faydalanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Avrupa ile ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesine yönelik ortak mektubumuzu Financial Times’ta yayımladık. Bu tür uluslararası lobi faaliyetlerine devam edeceğiz.

33 ülke stratejimiz kapsamında ise hedefimiz, yeni bir ticaret haritası çizmekten çok mevcut güçlü ilişkilerimizi daha ileri taşımak. İş konseyi başkanlarımızın somut ve ölçülebilir hedeflerle hareket etmesini önceliklendiriyoruz.

Nail Olpak: Yeni küresel düzen, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Business World Global ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!